Seçime doğru... AK Parti ve MHP!
Seçime birkaç gün kaldı.
Diyar diyar “nabız” muhabbeti...
Caddelerde sokaklarda heyecan yok, adeta memlekette seçim yok.
Ankara böyle, İstanbul böyle...
Biraz açılalım dedik, Ordu ve Kayseri’de bir miktar seçim havası bulduk.
Ordu’da Sayın Numan Kurtulmuş liderliğinde sıkı bir ekip var.
Geçen seçimde Ordu’dan adaydı Sayın Kurtulmuş.
Bu seçimde İstanbul’dan aday olacağını düşünmüştük, yine Ordu kısmet oldu.
Kendisi için hayli yorucu bir süreç ama Ordu gibi ideolojik kamplaşmanın çok olduğu, AK Parti’nin de bir takım “iç sıkıntılar” yaşadığı bir ilde “Kurtulmuş Ağırlığı” önemliydi.
Gördüğüm kadarıyla AK Parti epeyce toparlanmış.
Özellikle BBP eski genel başkan yardımcılarından, Yerli Düşünce Hareketi’nin kurucularından sağlam ülkücü Metin Gündoğdu’nun adaylığı çok iyi olmuş.
Sayın Gündoğdu, Ordu’nun güçlü, hatırı sayılır bir ailesinden...
Ülkücü taban kendisini çok seviyor, farklı kesimlerin de ismini saygıyla andığı bir siyaset adamı.
Harıl harıl çalışıyor, birçok Ülkücü’nün siyasi tercih değiştirmesine vesile oldu...
Sayın Kurtulmuş da Sayın Gündoğdu etkisiyle AK Partili olan ülkücülere rozetlerini takarken marifete iltifatta bulundu.
Sayın Gündoğdu’nun katkısını övdü.
Ordu’da Sayın Devlet Bahçeli’nin uzlaşmaz, anlaşılmaz, MHP tabanının 7 Haziran öncesindeki büyük fedakârlıklarını, emeklerini boşa çıkartır, heba eder tavrına büyük tepki var.
Sayın Bahçeli biraz olsun isteseydi Türkiye yeni bir seçime gitmek mecburiyetinde kalmayacaktı.
Merhum Türkeş az sayıda milletvekiline sahip olduğu dönemlerde çok önemli bakanlıkların MHP’ye verilmesini sağlamak suretiyle hükümet ortaklıkları yapmıştı.
Bahçeli, bunca vekille birçok bakanlık elde edebilirdi, MHP iktidara gelebilir, varsa projelerini vatandaşın istifadesine sunabilirdi.
Uzun yıllardır iktidar ortaklığı bekleyen MHP’lilerin önemli bir bölümü genel başkanlarının yaptığını tasvip etmiyor.
Ordu’da bunu gördüm, Kayseri’de bunu gördüm.
Kayseri, AK Parti’nin çok güçlü olduğu bir il.
Efsane Başkan Mehmet Özhaseki’nin rüzgârı esiyor, Sayın Taner Yıldız kabinenin en başarılı bakanlarındandı, Kayserililer onu çok seviyor.
“Karayel” ailesinin özellikle gençler üzerinde etkinliği var.
Sayın Özhaseki’nin ekibinden Refik Tuzcoğlu’nun çalışmaları dikkatimi çekti, çok güzel bir “gençlik organizasyonu” kurmuş.
Selçuklu ve Osmanlı’nın eğitim metotlarını çağın idrakine sunarak, ülkemize önümüzdeki yıllarda büyük hizmetlerde bulunacak AK YÜREKLİ neslin Kayseri ayağını oluşturuyor.
Sayın Tuzcuoğlu, memleketin en ihmal edilmiş alanına el atmış...
Bizden tam destek.
Geçelim Kayseri’deki seçim nabzına.
Çarşı-pazar dolaşırken MHP’ye oy verdiğini söyleyen nice kardeşimizle konuştuk.
Devlet Bahçeli’ye çok yüklendiğim için bendenize tepki gösterenler bile genel başkanlarının büyük hatalara imza attığını, büyük bir fırsatı teptiğini söylediler.
Kendisini MHP’li olarak tanımlamamakla birlikte, Çözüm Süreci’nin yürütülüş şekline tepki gösterdiği, gariban vatandaşın gözardı edilişine kızdığı, AK Parti’nin “şımardığını” düşündüğü için geçen seçimlerde “uyarı” olsun diye MHP’ye oy veren çok sayıda vatandaşın tercih değiştirdiğini gördüm.
MHP’de kesinlikle oy kaybı olacak; Çorum, Çankırı, Niğde, Kırşehir, Kırıkkale vs. illerimizden gelen bilgiler de bunu gösteriyor.
Sayın Bahçeli’nin bu ülkenin “kardeş kavgasını” sürüklenmesini engelleme yolunda önemli hizmetlerde bulunduğunu kimse inkar etmiyor ama bunun bir adım ötesi yok.
Siyaseti niçin yapıyorsun; iktidar olmak istemiyorsan, muhalefete kazık çakmış görüntünden memnunsan, vatandaş sana niye oy versin?
Çok sayıda vatandaşımız böyle düşünüyor ama buradan “MHP bara jı aşamaz” gibi bir sonuç çıkartmak da yanlış olur.
MHP’nin baraj problemi olduğunu söylemek doğru olmaz.
Bu parti birkaç puanlık oy kaybı yaşayacak, ondan sonra da iç muhasebe derinleşecek, vaziyet böyle.
Önümüzdeki dönem yine dört partili bir Meclis tablosu oluşacak.
Bu siyasetin gerçeği, eski çamlar bardak oldu.
AK Parti bu seçimden nasıl bir sonuçla çıkarsa çıksın, “gönlünü kırdığı” insanlara ilgi göstermek mecburiyetinde.
Bu seçimde vatandaşların bir bölümü can-ı gönülden, bir bölümü de kerhen “AK Parti” diyecek.
Türkiye bu sıkıntılı atmosferden inşallah 1 Kasım gecesi bir süreliğine kurtulmuş olacak.
Ondan sonrasına bakacağız; AK Parti “özüyle” buluşabilirse ne âlâ...
Buluşamazsa her şey olabilir!