“Laikçiler İran’a!”
Türkiye’deki laikçi çevreler, İran “İslâm” Cumhuriyeti’nin rejim ihraç etmek istediğini, bizdeki “molla kafası”nın İran’la birlikte hareket ettiğini filan iddia ederlerdi.
O günlerde Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu “mezhep istismarcıları”nın bu söylemlerine tepki olarak demişti ki:
“Türkiye İran olmaz, Cezayir olmaz, Suriye yapılmasına da biz müsaade etmeyeceğiz!”
•
Şimdilerde...
Türkiye’yi hedef alan hangi devlet, hangi örgüt, hangi yapı varsa işbirliği yapan “laikçi, mezhepçi paralelci” şer ittifakının İran’a ilişkin tavırlarına bakın;
Rusya ve katil Esed rejimi ile tam ittifak halindeler... Müslüman katliamına destek veren İran da çok makbul bir devlet oldu!
“Şeriatçılık” iddiasında olan bir devlet; mollaları molla, “şeriat hükümleri” uygulanıyor sözüm ona...
Lâkin bakıyorsunuz, “laiklik” kavramı üzerinden yıllar yılı gerilim üreten, bu ülkenin enerjisinin, kaynaklarının boşa gitmesine sebep olan, darbe kışkırtıcılığında sınır tanımayan, sokaklarda “Şeriatçılar İran”a diye höykürüp duran “laikçi” takımı İran’la kanka olmuş durumda.
Omurgasızlığın, ilkesizliğin bu kadarı!
Hatırlayınız lütfen; 13 yıl boyunca Ak Parti hükümetleri, Türkiye, hangi badirelerle karşı karşıya kaldı...
Birkaç misal;
Ak Parti, Danıştay saldırısı üzerinden nasıl da hedef alındı...
Kapatma davasını hatırlayın,
“İlahi okuyan kız çocuklarının laik devlete yönelik tehditlerinden” (!) bahseden muhtırayı...
AB ile karşı karşıya geldik, Fransa ile bilhassa “soykırım” yalanları mevzuunda kaç kere kapıştı Türkiye, soykırımcı İsrail ile ne kapışmalar, ABD ile, Siyonist derecelendirme kuruluşları ile...
Gezi olayları sırasında “faiz lobisi”yle, 17-25 Aralık operasyonları, MİT TIR’larına baskın işlerinde paralel yapı ile...
Son olarak Suriye’deki katil rejim ve “pazar yeri”ndeki çoluk çocuğun üzerine bile bomba yağdırmaktan çekinmeyen Rusya ile, PKK terör örgütü ile...
Sayısız saldırıya maruz kaldık bu süreçte...
Her durumda, her olayda, Türkiye’yi hedef alan kim olmuşsa, hangi devlet, hangi örgüt, hangi lobi, hangi şer odağı...
Bunlar, onların yanında!..
Bir kez bile Türkiye’nin yanında yer almadılar!..
Hiç bir sabitleri yok, ölçüleri yok, izanları, insafları, tutarlılıkları yok...
“Baasçı Parti” temsilcilerinin, Tahir Elçi cinayetinin ardından, bütün izler “PKK’ya” çıkmış olmasına rağmen örgüt aleyhine tek lâf etmediklerini, polislerimizin şehit edildiği, baro başkanının öldürüldüğü saldırıların faturasını devlete çıkarmaya çalıştıklarını gördük defalarca...
Bunların medyadaki uzantıları da Şehit Savcımız Adliye’de rehin alınıp, cümle âlemin gözü önünde katledildiğinde “Savcı da bunu hak etti!”ye getirmiş, DHKP-C terör örgütünü alkışlamaktan öteye geçmişlerdi.
PKK terör örgütü için de bu tarifeyi uyguluyorlar...
Devlete iftira atan “Yerli Pravda”yı dakikalarca ellerinde tutup, canlı yayında reklamını yapıyor,
“saygın gazetemiz” diyerek göklere çıkarıyorlar.
Milyonlarca vatan evlâdı büyük bir üzüntüyle seyrediyor bu manzarayı...
BİRAZ CESARET
Meselenin ruhumu daraltan tarafı;
O tarafta, “sapkın” görüşlerini, ideolojilerini, ihanetlerini “sırtlanlar” gibi savunan şer ittifakı...
Bu tarafta ise yüzde yüz haklı oldukları bir konuda bile “çekingen, ürkek” tavır takınan, doğruyu haykırmaktan çekinen kimi “muhazafakâr aydın”(!)lar...
Dikkatinize arz ederim;
Bu “çerçevedekiler” 7 Haziran seçimlerinden “tek başına iktidar” çıkmadığında, “Baasçılarla” koalisyon yapılmasının “faydalarından” (!) bahsetmiş, çıkarıldıkları ekranlarda, “Erken seçim yapılsa da sonuç fazla değişmez” demişlerdi.
Bizi de, Baasçılarla koalisyonun “yürümeyeceğini”, Türkiye’yi felâkete sürükleyeceğini, bunun bir “üst akıl” tezgâhı olduğunu söylediğimiz, bu yönde uyarılarda bulunduğumuz için “dar görüşlülükle”, “komplo teorisyenliğiyle” itham etmişlerdi...
Neyse ki, Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu ile etraflarındaki sınırlı sayıdaki “şuurlu” kardeşimiz sayesinde Türkiye bu tuzağa düşmekten kurtuldu, milletimiz de takdirini 1 Kasım’da ortaya koydu.
Şimdi...
Bir düşünün...
Böyle bir koalisyona girilmiş olsaydı, Rus uçağını düşürmek mecburiyetinde kaldığımız bu ortamda nasıl bir tablo oluşurdu?..
Koalisyon dağılırdı mutlaka, yeni bir seçim gelirdi gündeme...
Peki...
O seçimden Ak Parti nasıl bir sonuçla çıkabilirdi?
Tefekkür!..