THY- Euroleague

“Atatürk” ve “RTÜK”

13 Kasım 2015 Cuma

Akit TV’nin 10 Kasım’daki yayınına ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Mesele malûm; gezicilerin “Zulüm 1453’te başladı” pankartına, Akit TV,  “Zulüm 1938’de sona erdi” diyerek karşılık verdi.

Bu “tavır” birtakım çevreleri ziyadesiyle kızdırdı.

Beğenenler beğenmeyenler, vakitli bulanlar bulmayanlar oldu.

Burada benim için iki “ana mesele” var:

1-RTÜK kanunda yer bulan ve Akit TV’ye ceza getiren “Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılamaz” zihniyeti sağlıklı bir zihniyet midir?

2-Bir çağı açıp bir çağı kapatan Fatih Sultan Mehmet’e ve diğer büyük tarihi şahsiyetlerimize alabildiğine hakaretin serbest olduğu bu memlekette, Atatürk hâlâ bir “tabu” mudur?

Bu soruları Atatürk’e hiçbir zaman hakaret etmemiş hatta Atatürk’ün mezarını defalarca ziyaret etmiş bir yazar olarak gündeme getirmek isterim.

Birincisinden başlayalım:

RTÜK, Akit TV’ye 8’nci maddeye aykırı hareketten ceza kesmiş.

O maddede, yayınların “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamayacağı” hükme bağlanıyor.

Bir memleket düşünün...

O memleketteki bütün “özel” televizyonlar ve radyolar bir şahsın ortaya koyduğu varsayılan ilkelere ve inkılaplara “aykırı” yayın yaptıkları takdirde, “kapatılma” tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar!

“Şapka” inkılabı da bunlardan biri, şapkayı takmamanın cezası kalmadı ama şapkaya karşı çıkmak kapatma sebebi!

Atatürk ilkeleri nelerdir, hangileri ne kadar ayaktadır, bugünkü koşullarda hangisi ne kadar anlamlıdır?..

Atatürk’ün belli şartlar altında ortaya koydukları, “değiştirilemez” hatta “değiştirilmesi teklif dahi edilemez” hükmünde midir?..

Atatürk o kadar “durağan” bir şahsiyet midir, bir “kalıp”tan mı ibarettir?

Atatürk ilke ve inkılaplarına en uygun rejim hangisidir; RTÜK Kanunu’na yansıyan “Kenan Evren’in 12 Eylül zihniyeti” Atatürk modeline ne kadar uygundur?

Kenan Evren nasıl bir ‘Atatürkçü’dür?..

En Atatürkçü tarih uzmanlarından Murat Bardakçı,“Şahbaba” adlı kitabında Sultan Vahideddin’in bir “hain” değil, aksine “büyük bir vatansever” olduğunu, Mustafa Kemal’i manen ve maddeten muazzam desteklerde bulunmak suretiyle “Kurtuluş Savaşı” için görevlendirdiğini belirtiyor...

Bülent Ecevit de Vahideddin Han hakkında benzeri ifadeler kullanmıştı.

Bu durumda, Atatürk’ün, Vahideddin Han hakkındaki malum ithamlarını nasıl değerlendireceksiniz?

Soru üzerine soru...

Atatürk’ün kurduğu partinin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt meselesine” bakışı ile Atatürk ilkelerinden birine altyapı oluşturan “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü nasıl örtüştüreceksiniz?

Atatürk bugün yaşıyor olsaydı bu meselelere nasıl bakardı?

Mesela, CHP’nin arkasını terör örgütüne yasladığını ilan eden HDP’ye “ödünç oy vermesi” Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun mudur?..

Sayfalarca soru sıralayabilirim...

Son sorum da şu olur:

RTÜK’ün Akit TV’ye ceza getiren 8. Maddesindeki yayınların “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamayacağı” hükmü hangi kafanın ürünüdür?..

Evet...

“Asıl” mesele, Akit TV’nin 10 Kasım’da niçin böyle yaptığı meselesi değildir.

Atatürk, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” istiyor ya...

RTÜK kanunu başka şey diyor;

“Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz!”

Hadi bakalım, gel de çık işin içinden;

 Özel radyo ve televizyonlarının bu kadar dar, muğlak bir çerçeveye sıkıştırıldığı bir ülkenin nesillerinin fikri hür, vicdanı hür nesiller olmasını sağlamanın yolunu göster!.

Akit TV’nin 10 Kasım yayınının gündeme getirdiği tartışmalardan biri de, “Atatürk bu memlekette hâlâ bir tabu mudur?” sorusuyla ortaya çıkıyor.

Atatürk’ün her yaptığı, her yapmadığı serbestçe tartışılsa, Atatürk’ün doğruları ve yanlışları “objektif” bakış açısıyla masaya yatırılsa...

İyi olmaz mı?

Kendilerini “Kemalist” olarak nitelendiren çevreler buna niçin yanaşmazlar?..

İslam Âlimleri’nin “Bu ne münasebetsizlik” demeksizin cevap verdikleri sorulara baksanız, bu çevrenin ne kadar önde olduğunu görürsünüz...

“Kemalizm” bazılarınca bir “DİN” olarak görülüyor olabilir; öyle olsa bile bunu tartışmakta, o ‘DİN”e dair eleştirileri dile getirmekte ne gibi bir sakınca olabilir?..

Akit TV, “Atatürk döneminde nice zulümlerin yapıldığını” söylüyorsa, buna karşı çıkmanın yolu bunun böyle olmadığını “ilmi” verilerle ortaya koymaktır.

Akit TV de bunun böyle olduğunu “ilmi” verilerle ortaya koyarak karşılık verirse, tartışmalardan “gerilim” değil, “açılım” çıkar.

Akit TV’nin yaklaşımına hakaretle, tehditle karşılık vermek “özgüven”e mi “acziyete” mi işaret eder?..

“Özgüvenli Kemalistler”, Akit TV’ye çıkıp bu konuyu “tartışmayı” teklif etmelidir. 

YORUM YAZ