AK Parti kazandı da… Eğitim ve Kültür ne olacak?
Ben öyle, şuna veya buna yakın görüntü vermeye…
Bu tür “görüntülerden” menfaat, imaj, güç ‘filan’ devşirmeye çalışan, böyle ucuz işlere tenezzül ve tevessül eden gazeteci “filan”lardan değilim.
“BAAS” zihniyetli, “varsıl-ayyaş” bir çevrede doğdum-büyüdüm, Yüce Allah’ım bunlardan kurtardı beni.
Böyle bir ihsana mazhar olmuşken, küçük işlere mi gireceğim.
“Dünyevi menfaat” mevzularına mı takılacağım, boş ver Allah aşkına!
Öyle “objektif” görüntü verme pozlarına da girmem.
Kritik dönemlerde gevşediğim, sevdiğim insanlar biraz sarsıldı diye “doğan moğan takımı”na göz kırptığım görülmemiştir.
Hiçbir vakit; “7 Haziran’daki oy kaybında Erdoğan’ın yanlış tavırlarının payı olmuştur” diyen “imajinos” muhafazakârlarından olmadım.
“Davutoğlu ile olmuyor arkadaş” havalarına da girmedim.
Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın malûm tavırlarından dolayı fevkalade öfkelendiğim anlarda bile, (hele seçim öncesinde) “fitne” ateşine odun atmama hassasiyetinde oldum.
İnceden vurdum, çoğu kez yutkundum!..
“Yandaş-Mandaş” dendiğinde tepki gösterdiğim görülmemiştir; “Ne yani AK Parti’ye yandaş olmayacağım da, Jöntürk-Jönkürt hainlerine mi yandaş olacağım!” demişimdir.
Bütün bunlarla birlikte, hem bu sütunda, hem canlı yayınlarda, hem sosyal medyada, hem de “en üst düzey sorumluların” bulunduğu ortamlarda “dostane eleştirilerimi” dile getirmişimdir.
Dün bunu söylüyordum bugün de aynı noktadayım.
Evet…
“Şimdi İş Vakti!”
“İcabında yüklene yüklene yapılmasına vesile olacağız bazı işlerin!”
Türkiye çok vakit kaybetti.
Bundan böyle devasa adımlarla ilerlemek mecburiyetindeyiz.
Su basmış tekneyi “yüksük” ile boşaltmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Bir de…
“Tabelaya göre yorum yapanların sözlerine itibar edilmemelidir!. “
Ne demek istiyorum?
Su alan tekneden kasıt, Türkiye.
Bir ülkenin “eğitim” ve “kültür” politikası berbat ise daha da kötüsü “yok” ise o ülkenin geleceği karanlık demektir!..
AK Parti hükümetleri bu ülkeye çok büyük hizmetlerde bulundu ama “eğitim” ve “kültür” politikaları maalesef hiç olmadı.
Eğitim işleri “seçimlik” işler değildir!..
Sıra üstlerine “beleş” kitaplar diz, öğrencilere iki sene sonra ıskartaya çıkacak tabletler kaptır, her ile içi boş “ders binaları” yaptır…
Bunlar boş işler değil ama “hedefe” götürecek işler de değil.
İsterse yüzde 60 oy alsın, AK Parti’nin “eğitim”, “kültür”, “gençlik” politikasızlığı bir gerçektir.
Dedik ki yukarıda:
“Tabelaya göre yorum yapanların sözlerine itibar edilmemelidir!..”
Futboldan misal: Fenerbahçe bugün “gol atmakta” zorlanıyor ama maçları “bir sıfır, bir sıfır” kazanmayı da biliyor.
Bunu da büyük ölçüde, “rakiplerin” gol atmaktaki “beceriksizliğinden” istifade ederek yapıyor.
Rakipleri gol fırsatlarını değerlendirebilse, rakipleri bu kadar “beceriksiz” olmasa her maçta en az dört yiyecek ama işi şimdilik kurtarıyor.
Böyle olunca da hem yorumcular hem de taraftar, kötü futbola “netice” hatırına tahammül gösteriyor.
•
Hiçbir misal diğerine tıpatıp uymaz, benziyorsa verilebilir.
Futboldan verdiğim bu misal AK Parti işlerinde de bir ölçüde geçerli.
Ak Parti büyük hatalar yapıyor ama büyük ölçüde rakipleri beceriksiz olduğu için işi götürüyor.
Rakipleri biraz becerikli olsa, rakipleri millete bu kadar uzak olmasa, rakipleri milletin değerlerinden bu kadar kopuk olmasa, bu kadar suratsız olmasa, ihanet odaklarına bu kadar meyyâl olmasa…
Ak Parti’nin işi bitecek!..
Eğer doğru dürüst rakipleri olsaydı…
Gençliği ve kültürü böylesine ihmal eden, 7 Haziran öncesinde dar gelirli kesimleri ‘unutmayı’ telkin edenlere uymak gibi bir büyük hatayı da bunun üstüne ekleyen AK Parti perişan olmuştu.
•
Şimdi tabelada farklı bir galibiyet var ama bu kimseyi yanıltmasın.
Ak Parti’ye verilen oylar içinde çok büyük oranda, “Ne yapalım yani; ülkeyi bu suratsız, beceriksiz, kifayetsiz muhteris muhalefete mi bırakalım” oyları var.
Bu oyların “gerçekten” AK Parti’ye verilen oylardan çok daha fazla olduğunu görüyorum.
Gençlik ihmal edilmiş durumda, Milli Eğitim’de tam bir “kalite” ve “yerlileşme ve millileşme” atağına ihtiyaç var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndaki “Yerli ve Milli Ruh”un devamı şart.
(O ruhtaki Sayın Yalçın Topçu’nun Bakan olarak devamında büyük fayda görüyorum.)
•
Bunlar olursa, bugüne kadar yapılanlar “teminat” altına alınabilir ve bundan sonra da Yeni Türkiye yolunda büyük adımlar atılabilir.
Yapılmazsa…
Menzile varmak boş hayâl!
“Tabelaya bakalım göbek atalım” takımı yanıltmasın “ilgili”leri!