Maneviyat Psikolojisi Sempozyumu
5 ve 6 Ekim günlerinde Tokat’ta, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin hocamızın ev sahipliğinde düzenlenen ve ülkemiz için yeniliklerle dolu olan Maneviyat Psikolojisi Sempozyumu dün başladı. Bugün de devam edecek olan sempozyumda bu toplantıları başlatan ve büyük emek harcayan Mustafa Atak hocamızın açılış konuşmasını önemine binaen vermek istiyorum:
“Değerli misafirler! “Gençliğin Durumu ve Gelecek” temalı V. Ulusal Maneviyat Psikolojisi Sempozyumuna hoş geldiniz.
Nefsi meşgalelerle kuşatılan, kariyerle ilgili çok büyük beklentilere maruz kalan ve önlerine teknomedyatik bir dünya sunulan bir gençlik ile karşı karşıyayız. Bu gençliğin sorunları her geçen gün farklılaşarak çığ gibi büyümektedir. Şiddet eğiliminde, depresyonda, anksiyete bozukluğunda, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda, sınav anksiyetesinde ve intiharlarda büyük artışlar yaşanırken ahlaki düzlemde gitgide olumsuzluğa doğru bir kayış söz konusudur. Maalesef gençliğe yol gösterip rehberlik etmesi gereken biz yetişkinler de yeterli desteği sağlayamamaktayız.
Eskiden “Yüksek Tekâmül Enstitüsü” diye adlandırabileceğimiz mekânlarda ilim, marifet, ahlaki değer ve erdem kazandırılan, tabiri caizse bir binek hayvanını eğitircesine nefs bineği kademeli bir şekilde eğitimden geçirilerek; gençlerde ruhi, kalbi ve akli tekâmül sağlanmış ve bu yaklaşım ahilik teşkilatıyla fütüvvet merkezli olarak esnaf teşkilatında da yaygınlaştırılmıştır.
Devlet yöneticileri de dâhil bütün bir toplum bu anlayış içerisinde yetiştirilmeye çalışılmıştır. (Mesela Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad’ın seraskeri Sipehsalar, Hz. Mevlana’nın rahle-i tedrisinden geçmiş ve Menakıb-ı Sipehsalar isimli kitabın müellifidir.)
Bu Yüksek Tekâmül Enstitülerinde, yeme, içme, uyku, cinsellik gibi fizyolojik ihtiyaçların aslında sanıldığından daha ehemmiyetsiz olduğu belirtilmiş, asıl huzur ve mutluluğun bu ihtiyaçların tamamıyla karşılanmasında değil, bedeni ihtiyaçların ötesinde manevi-ruhsal bakım ve nefs tezkiyesi ile gerçekleşebileceği vurgulanmıştır. “Sen bir şeye muhabbet ettiğin vakit bu muhabbetin onun fenalığını görmekten ve işitmekten seni kör ve sağır eder” hadis-i şerifi mucibince dünyevi metaa karşı gerektiği şekilde ehemmiyet verilmesi benimsenmiştir. Burada tenperestlikten kurtulan insan, hayret, sükûn, müşahede, letafet vb. halleri yaşamanın güzellikleriyle birlikte huzur ve itminana ermektedir.
“Âlem bostan gibidir; her bir sebzenin ayrı bir ocağı olup ve o ocaklarda terbiye olunduğu gibi insanların hali de böyledir, her birinin terbiye olduğu ve neşv-ü nema bulduğu ocak başkadır.” (A. Avni Konuk Hz.) anlayışı içerisinde farklı meşreplere hitap eden ocaklar, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetini ve sosyal bilinçaltını yönlendiren kurumlar haline gelmiştir. Bu hüsn-i niyetlerle tesis edilen kurumlar, uzun yıllar ilim, ma’rifet ve edeb menbaı olmuş, fakat daha sonraları nefsani ve cahil mürşitlerin yüzünden bir menba-ı cehalet olmuştur.
Gençlik dönemi nefs-i emarenin fazlasıyla coşkun olduğu bir dönemdir. Bu önemli süreçte gençlerin yeniden yapılandırılmış ve çağımız ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikteki Yüksek Tekâmül Enstitülerinde yetiştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. “Allah Teâla, insanın halkına çamurdan başladı, sonra onun neslini zayıf sudan olan sülaleden yaptı; sonra onu tesviye etti ve ona kendi ruhundan nefh etti” (SECDE, 32/7,8) ayet-i kerimesinde buyrulduğu gibi Allah-u Azimüşşan’ın ruhundan üflenen insan ruh-i hayvaniden kurtulmak durumundadır. Bu bağlamda aslına rücu etmenin ve dönüşümün yolu, köklü bir zihinsel değişimden geçmektedir. Teknolojik imkânlar kullanılarak, çocuk ve gençlere hitabeden çizgi film, animasyon ve bilgisayar oyunlarının artırılması, Yunus Emre benzeri dizilerin yaygınlaştırılması gereklidir. Başta Resul-i Zişan Efendimiz ve hepsi birer yıldız olarak nitelendirilen Ashap efendilerimiz ve sonraki veliyullahtan, Hacı Bayram-ı Veli, Somuncu Baba, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Necmeddin-i Kübra, Aziz Mahmut Hüdai, Yahya Efendi, Merkez Efendi, Şaban-ı Veli, İsmail Ankaravi, Ahmet Avni Konuk vb. Yüksek Tekâmül Enstitüsü üstatlarının hayatı ve öğretileriyle ilgili çizgi film, animasyon, dizi film ve filmlerin yapılması faydalı olacaktır.
Okullardaki müfredatın da bu değişikliklerden nasibini alması önemlidir. Deizm, agnostizm, nihilizm, satanizm ve ateizm gibi cereyanların kol gezdiği ve lise-üniversite gençliğini etkisi altına almaya çalıştığı çağımızda; manevi köklerimize sımsıkı bir şekilde tutunarak gençliğin imani ve ahlaki açıdan yetiştirilmesi, zihinsel olarak Yaradan’a meyli, kendini ve kâinatı keşfetmesi, derunundaki ben’e ulaşması, psikolojideki ifadesiyle “varoluşsal farkındalık” kazanması; yaşanılan bunalımı aşmada ve intiharların azalmasında etkili olacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle beşincisini düzenlediğimiz Maneviyat Psikolojisi Sempozyumunda gençliğin yaşadığı sorunlar, çözüm önerileriyle birlikte konuşulacaktır.”