Fuhuş insanlık suçudur, işkencedir!
Kadınhaklarını savunduklarını iddia edenlerin, kadına şiddete hayır(!) diyen feministler ve cazibesine kapılıp peşlerinden gidenlerin asıl şiddet, zulüm demek olan fuhşa karşı mücadele etmemeleri garip bir çelişkidir. Bu yüzden şu hükmü rahatlıkla verebiliriz: Bu tiplerin asıl meseleleri kadına şiddeti önlemek değil, cinsel serbestliği sağlamak ve aileyi yok etmektir.
1930 tarihli 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu 21 yaş üstü Türk vatandaşı kadınların genelevde fuhuş yapmasını yasal olarak düzenlemektedir. Bu vahşetten vazgeçilmesini beklerken yeni devrim yasası olan 5237 sayılı TCK 227 md. ile kadının, erkeğin ve LGBTİQ+ bireylerinin cinsel özgürlüklerini sağlamak kapsamında “FUHUŞ YAPMAYI SUÇ OLARAK TANIMLANMAMIŞTIR.” Hatta “mağdur” ifadesiyle fuhşu meşrulaştırmış ve masumiyet atfetmiştir. Yargıtay kararlarında “seks işçisi,” “meslek,” “sanat,” gibi tanımlar kullanılması aksine cazip algı oluşturmaktadır. Uluslararası sözleşmelerde kadın ticareti ve fuhuş yasaklanırken maalesef Türkiye’de fuhuş yasal hale getirilmiştir.(bakınız Vikipedi: Türkiye’de, fuhuş yasaldır ve düzenlenmektedir.)
Fuhuş, bir ve birden fazla kişiyle para veya menfaat karşılığı cinsel ilişkiye girilmesidir. Türkiye’de 5237 Sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nda fuhuş yapmak suç olarak düzenlenmediği gibi fuhuş sektöründe faaliyet gösterenlerin tümü “mağdur” olarak gösterilmektedir. Ayrıca fuhuş yapan kişiye ya da ona fuhuş yaptırana para vererek, cinsel duygularını tatmin eden kimsenin (müşterinin) eylemi de suç olarak tanımlanmadığından, bu kişi açısından da bir suç oluşmamaktadır.
Somut örneğimiz; ekonomik sebeplerle “seks işçisi olarak” çalıştığını beyan eden ve hakkında para cezası kesilen bir TRAVESTİNİN başvurusunu Anayasa Mahkemesi, fuhuş yapmak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmadığından ve “5326 sayılı Kanun’un hiçbir hükmünde fuhuş amacıyla başkalarını rahatsız etmek fiili de kabahat olarak belirtilmediği” gerekçesiyle travesti C... ‘nin talebini haklı bularak kabul etmiştir. (Anayasa Mahkemesi / 18.10.2017 tarih, 2014/19152 sayılı karar)
Fuhuş fiil/eyleminde para veya menfaat sağlayarak cinsel ilişkiye giren kimseler müşteri olarak adlandırılmaktadır. Müşteri konumunda olan kişiler, cinsel hizmeti satın alma yoluyla fuhuş ve fuhuş amaçlı insan ticareti eylemlerini desteklemektedirler. Fuhşun her türlüsü modern dünyada kadına yönelik şiddetin bir şekli olarak algılanmaktadır. Bu kapsamda fuhşun tamamen ortadan kaldırılabilmesi için yapılması gerekenler üzerine çalışılmaktadır. Bunların arasında öne çıkan yaklaşım ise bir kimsenin fuhuş yapması için teşvik, aracılık, yer temini vb. faaliyetleri gerçekleştirenlerin yanında bu hizmeti satın alanın yani müşterinin de cezalandırılması gereğidir.
İletişim teknolojisinin gelişmesi ve iletişim araçlarının yaygınlaşması fuhuş ilişkilerini aracı kullanmadan yapmayı mümkün kılmaktadır. İsveç modelinde ise müşteri cezalandırılmaktadır. Bu şeklin caydırıcı olduğu ve fuhşun azaldığı gözlemlenmiştir. Asıl olan ise elbette müşteri ile birlikte kendi rıza ve iradesiyle fuhuş yapan kişilerin de cezalandırılmasıdır.
Bilge insan Alev Alatlı insanlık suçu olan fuhşu “Fesubhanallah ve Hafazanallah” adlı eserlerinde veciz ifadelerle/ironi ile körlere/sağırlara duyurmaya çalışıyor. Genelevlerin kapatılması lazım gelirken, kadın/erkek ayırt etmeksizin, LGBTİQ+ bireylerini de dâhil ederek cinsel özgürlük adı altında zinayı ve fuhşu yasal hale getiren ve suç olarak tanımlamayanların, bu kötü fiillerden paylarını alacakları apaçıktır. Lanete uğramalarından korkulur!
Alev Alatlı şöyle diyor: “Hollanda mimarisinin bitişik nizam evlerinin fuhuş dükkânlarına dönüştürülmüş zemin katları, fuhuş dükkânı, pastacı dükkânı, tuhafiyeci dükkânı, yine fuhuş dükkânı, bir tane daha, sonra bir “SMART SHOP” sonra tekrar fuhuş dükkânı, bir tane daha bir tane daha… Başkent Amsterdam’da De Wallen’deki caddelerden biri, pastacının vitrininde pasta, genelev vitrinlerinin koltuklarına yayılmış kollarını bacaklarını esneten, müşteri sezinlediklerinde daha bir hareketlenen yarı çıplak, yarıdan çıplak sarışını, esmeri, kumralı onlarca yüzlerce kadın… Kadının bedenini istediği gibi istimal etme hakkı, çalışma özgürlüğü, serbest dolaşım, devlet güvencesinde AİDS’siz , frengisiz “safe” seks hakkı vs. entelektüel lafazanlık. Kadının metalaşmasına göz yumandan ...olmaz. Hele de “profesör”, hiç olmaz. Olursa “bizi açmaz”... “Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da kötü işten bir payı olur. – Nisa suresi/85 -”
İstanbul Sözleşmesi ve uzantı yasası olan 6284 sayılı yasanın vahameti halkımız tarafından anlaşıldığından çok şükür güçlü bir muhalefet oluşmuştur. Aydınlarımız, insaflı siyasilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız yüksek sesle itirazlarını ve taleplerini artık dile getirmektedirler. Ancak İstanbul Sözleşmesi ve uzantı yasası olan 6284 sayılı yasanın alt yapısını oluşturan ithal yasalar, Yeni Medeni Kanun ve yeni 5237 Sayılı Ceza Kanunu da yürürlükten kaldırılarak, tabii/evrensel hukukun temel ilkelerine, ahlaka, milli ve manevi değerlerimize uygun yasalar yapılması şarttır.