THY - İmaj

Gülen gizli jeopolitik evlilikleri kullanarak kendi devletini kurdu

07 Temmuz 2016 Perşembe

Üzülerek söylüyorum ki, bu operasyonlar paralel yapının sadece sakalını tıraş etmekten ibarettir.

70’li yıllardan itibaren, çekirdek kadro ve hizmet bilançosu, yapılacak işlerin ve hareketlerin planlanması, Gülen tarafından hazırlanmıştı.

Biz bunu bir disiplin ve bir hayır adına uygun olduğunu düşünmüştük. Zaten gecekondu semtlerinde içinde beşer, altışar, talebenin kalabildiği, on, on iki kadar evlerimiz ve bir de Akyazılı Derneği vardı. Gülen’in vermiş olduğu bu yönetim planına göre, herkes nerede ne iş yapacaksa mutlaka, Gülen’e danışarak yapacaktı.

Buna daha sonra bir de evlenme zamanı ve evlenilecek kişiler de eklenmişti. Kimse Gülen’e sormadan evlenemezdi. Evleneceği kişiyi seçmek hususunda da mutlaka Gülen’e danışacaktı. İleriki yıllarda yani 30-40 yıl sonra bunun nasıl bir derin doku meydana getireceğini Gülen’den başka kimse düşünememişti. Sadece bir istişare konusu olarak ve bir büyük olarak Gülen’e saygıdan dolayı danışma olarak algılamıştı.

Gülen ise yıllar sonra kendine ait kuracağı derin teşkilatının temellerini atıyordu. Bu bazen Cemaat’e kuvvet kazandırma adına önemli isimlerden kız alma, bazen de siyasi ve ekonomik yönden güç kazanma adına damat verme şeklinde, Gülen tarafından çok ince hesaplar yapılarak şekillendiriliyordu. Bu evlilikler devlet kademelerinde, siyasi çevreler içerisinde ve varlıklı aileler arasında planlanmış (jeopolitik evliliklerdi.)

Evlenme hususunda kendisine danışan insanlar bir müddet sonra doğan çocuklarının isimlerini dahi ona sormaya başladı. Bu isim koyma planını kendisi icat etti ve önce yakınlarından başlayarak bir usul haline getirdi, daha sonra ise cemaate bunu yavaş yavaş kabul ettirdi. Bütün cemaat içerisinde de bir prensip haline geldi. Daha sonra kurulacak olan yurtlar, okullar, dernekler, vakıflar, hatta cemaat mensuplarının iş yerleri ve şirketlerinin isimlerini bile Gülen koyuyordu ve bunu ciddi bir iş olarak aylık imamlar toplantılarında, uzun bir liste halinde eline alıp yüzlerce kişinin önünde bu isimleri daha önceden hazırlamış olduğu bir yerden bakıp, münasip şekilde isimlendiriliyordu.

Bu ileride meydana gelecek derin yapılanmanın temel taşları idi. Fakat biz bunun niçin bu kadar önemsediğinin farkında değildik. 

Şimdi dikkat edilerek takip edilmesi gereken, yıllar önce kendi planladığı bu evliliklerin ve isim koymaların, Gülen’e bağımlı ve birbirleriyle tam kaynaşarak, akrabalık bağlarıyla perçinlenmiş bir örgüt haline gelmiş olmasını temin etmek içindi. 

Aynı metot bugün yurtdışındaki, örgüt yapılanmasında da uygulanmaktadır. Özellikle bu jeopolitik evlilikler, seçilmiş üst düzey yetkililerden, devlet yöneticilerinden, kız alma, damat verme, vatandaşlık ve oturum ve ileride jeopolitik olarak örgüte maddi ve manevi güç kazandırma adına yurtdışında da aynen uygulanmaktadır.

Hangi dinden ve milletten olursa olsun, sadece gücü ele geçirme ve oradaki yapılanmayı kuvvetlendirme adına, bu jeopolitik evlilikler, Türkiye içinde ve yurt dışında devletin klasik operasyonlar ile tespit edilip çözemeyeceği sinsi bir yapılanmadır. 

Mesela; bugün Gülen’in ABD’de en yakınında bulunan birinci imamının, Türkiye’deki kayınbiraderi, şu anda vali olarak görev yapmaktadır. Yine Türkiye’de vali olan birinin, firarda olan Kozanlı Ömer adı ile bilinen, MİT İmamı’nın eniştesi olduğu, yine firarda olan Yargıtay İmamı Osman Karakuş’un, Mesih Gülen’in dünürü olduğu ve bunun gibi (paralelin içindeki bilinmesi ve bulunması çok zor olan, derin paralel yapılanmalar, devlet tarafından sadece polisiye operasyonlar yapılarak nasıl çözülebilecektir.)

Bu derin trollerin çözümü de özel bir hassasiyetle takip gerektirmektedir. Yaptığımız bunca duyurulara rağmen, özel bir merkez ve özel bir operasyon yetkilileri ile bu ince işler ele alınmayıp sadece yüzeysel operasyonlar ile cemaat daha derinlere dalıp daha profesyonel metotlara yönlenecektir.

Ayrıca sayın Cumhurbaşkanımız ve ilgili birimler, PKK ve IŞİD gibi terör örgütünden zarar görenleri muhatap alıp ilgilendiği gibi, paralel yapı mağdurlarıyla da aynı şekilde ilgilenmesi gerekmektedir. 

Ayrılanlar ve kendini bu örgütten gemi battıktan sonra ayrılmış gibi gösterenler, gerçekten mağduriyete uğrayanlar olduğu gibi, ayrılma niyetinde olup da, devlete güvenemeyen, cemaatin baskısıyla cemaat içinde kalmaya kendini mecbur hisseden, tereddütlü kesimler de vardır. Bunlarla da temasa geçilip, devlet tarafından güvence altına alınması lazımdır.

Yoksa sadece gidin savcılara suç duyurusunda bulunun demek, cemaate karşı bunları yalnız bırakmak, onlara cemaatle tek başınıza gidin uğraşın demekle eşdeğerdedir.

Bugüne kadar cemaatin baskılarıyla ve şantajlara ve pek çok sıkıntılara uğramış kimseler, PKK terör örgütünün yapmış olduğu tahribattan zarar görenlerden, daha fazla zarar görmüştür. Yıkılmış yuvalar, aileler ve pek çok mağdur iş adamları vardır.

Bu konu hassasiyet ile ele alınıp paralel örgütün içten çözülmesini temin edebilecek önemli bir yol haritası ve bir proje hazırlanmadan, sadece mevcut görünen paralel yapı kurumları ile mücadele etmek yeterli değildir.

Topyekûn detaylı bir paralel yapı mücadelesi gerekmektedir. 

 

YORUM YAZ