THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Kıbrıs Bakü

İslâm kardeşliğini gündemde tutmak

03 Ocak 2018 Çarşamba

Allah’ın bize olan nimetlerinden birisi de, kardeşlik nimetidir. Kardeşliği Allah’ın nimeti olarak anmak ve anlamak, her dem gündemde tutmak, Müslümanların azad kabul etmez müşterek görevleridir. Çünkü bu, Rabbimizin bizden istediğidir.

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Âl-i İmran Sûresi/103)

Allahû Teâla bizi imanda kardeş kılmış. Ama birileri bizi düşman yapmaya çalışıyor. Düşmanlığın delalları, imanın firarileridir. İmandan firar edenler, küfre nefer olurlar. Kim ki Müslümanların arasını açmaya, onları birbirleriyle savaşmaya teşvik ediyorsa, o Allah’ın düşmanıdır. Müslümanlar arasında kardeşliği zayi’ etmeye yönelik bütün girişimler, Allah’a karşı savaş cümlesinden sayılırlar.

İslâm kardeşliği; iman üzere tanışmaktır, yardımlaşmaktır, imkânları paylaşmaktır, Allah yolunda engelleri birlikte aşmaktır. Dünyada İslâm’ı ve Müslümanları yok etmeye çalışanlara karşı birlikte savaşmaktır.

İslâm kardeşliğini önemsemediğimiz günden bu yana yitirdik bütün yürek cephanemizi, harcadık, yalnızlığı yaşıyor ruhumuz. Bilmiyoruz sevgi mi bizi terk etti yoksa biz mi sevgiyi terketti kayboldu huzurumuz. “İslâm kardeşliği yaşanmadan huzur olmaz” tespitinin doğruluğuna şahidlik ediyor mevcud durumumuz!

Gafletimiz kardeşliği dinden, huzuru şeriatten saymıyoruz. Çağdaş yobazlar şehvet sarası içinde tepişirken ben ve sen elimizde madenci lambası yedi kat yerin dibinde huzur madeni arıyoruz!

Kardeşlik, hayatın iman atmosferinde fıtrata formatlanmasıdır. Dar-ı dünyada İslâm’ı ve Müslüman’ı arayıp durur kalbimiz. Ümmet coğrafyasının içinde bir küçük zerreyiz her birimiz. Hayat nizamı olarak İslâm’ı din edinmedikçe, Müslüman’ı kardeş edinmedikçe ve kâfirler karşısında Müslümanı tutup savunmadıkça rahat etmez içimiz. 

Allah yolunda Allah için kardeş olmayı başarmak, Allah yolundaki cihadın mukaddimesidir. İslâm kardeşliğini yok etmek, Müslümanlara unutturmak için Müslümanlar arası başlatılan düşmanlık çalışmalarını durdurup ortadan kaldırmak için çaba ve gayret göstermek cihaddır. Allah’ın cihad emrini öğrenmek istiyorsan Kur’ân âyetlerini dinlemek ve anlamak için eğil. İslâm topraklarında İslâm’ın emirleri amir değil, Müslümanların sözleri geçerli değil. Herkes kendine göre İslâm’a ve Müslümanlara yön vermeye çalışıyor. Bütün tartışmaların merkezinde İslâm’ın neye uygun olup olmadığının sorgulaması yer alıyor. Genelde insanlığın, özelde ise Müslümanların kurtuluşu; İslâm’ın neye uygun olup olmadığında değil, neyin İslâm’a uygun olup olmadığının sorgulanmasındadır. Mukaddes emanete ihanet edenlerden hesap sorulmazsa, hainlerin ihanetlerinin önüne geçilemez.

Dünya kâfirlerini razı etmek için İslâm kardeşliğinden vazgeçilmez. Allah rızasına talipli olanlar bilir ve inanırlar ki; İslâm’da İslâm kardeşliği vazgeçilmezdir. Zaman ve zemin ne olursa olsun, hayatı Allah’ın hududları dâhilinde tutmak; tağutların değil, Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Tağuti düzenlerin bekası için, firavuni sistemlerin selameti için İslâm kardeşliğini hesaptan düşürenler, İslâm ümmetinin dışına düşenlerdir. İmandan sonra en büyük cephanemiz din kardeşliğimizdir. Din kardeşliğimizi yetersiz ve gereksiz gördüğümüz an tarihin ölüm çukurlarına gömülürüz. Müslümanlar olarak birbirlerine mesafeli olanlar, birbirlerinden habersiz yaşayanlar, birbirlerine sormalıdırlar; biz kardeş miyiz yoksa düşman mıyız? Allahû Teâla biz mü’minleri düşman mı kıldı yoksa kardeş mi?

Mü’minleri bölmek, parçalamak, parçalar halinde mü’minleri köleleştirmek, firavundan miras kalan bir yöntemdir. Kim veya kimler bu yönteme sahip çıkıyorlarsa işte onlar bu çağın, bugünün firavunlarıdır. Dünya firavunları, firavuni düzenleri iki Müslüman’ı bir arada asla ve kat’a görmek istemiyorlar. Bu yönüyle dünyaya baktığımızda bir firavunlar çağını yaşadığımızı teslim ederiz. Firavunlar çağının şelalesi kerbelâdır. Zalimin rüyası harflerde vayveladır. İslâm’dan alınmayan ve İslâm’a uygunluk arzetmeyen sistemlerin her biri kendi başına bir belâdır!

Müslümanlar arasında mezhep, meşrep, kavim ve kabile farkı gözetmeksizin İslâm kardeşliğini gündemde tutmak, bölgesel ve küresel firavunların kalblerine bir hançer saplamaktır. Müslüman olarak bugününüz kardeşlik değilse yarınınız kalleşliktir!

Allah yolunda Allah için nefsine gem vurmazsan iki cihanda yorulursun. Dinini, din kardeşini bırakır dinsizliği ve dininin düşmanlarını korursun. Mürtecilerin safında yerini alır kudurursun!

Müslüman kardeşlerimize yapılan zulme ve zalimliklere karşı sessiz ve tepkisiz kalmayı tercih ettiğimiz gün zalim hayatımızdan pay aldı; yanlış tanıdığımız insanlar yüzünden, beklediğimiz yarınlar dünde kaldı! 

 

YORUM YAZ