Hadi oradan yalancı müfteri!

18 Kasım 2017 Cumartesi

Dünya nizamı zıtlar üzerine kuruludur. İyi-kötü, hayır- şer, az-çok, düşman- dost, eksi- artı, zafer- hezimet, hak- batıl hemen ilk akla gelebilen zıtlardandır. Bu zıtların mevcudiyeti, varlığın varlığını sürdürmesinde ne kadar isabetli ise, zıtları kendi aynaları dışında hatta kendi zıtlarının aynalarında seyretme de bir o kadar yanlış ve yanıltıcıdır. 

Daim imtihandayız. Zıtları hayır ve hak aynasında seyredebildiğimiz ve fiil ve davranışlarımızı hayır ve hakka tabi kılabildiğimiz sürece kazananlardan; aksi davranışların bütününde de kaybedenlerden oluruz. Onun içindir Efendimiz (A.S): Allah’ım, bize hakkı hak olarak göster ve hakka tabi olmayı nasip eyle; batılı da batıl olarak göster, ondan da kaçınmayı lütfet, duasında bulunur. Bu dua, aynı zamanda eşya ve hadiseleri zıtlarının aynasında seyretme yanılmasından kurtarılmış olmayı da istemek anlamını taşır. Hakkı batıl aynasında ya da tam aksine batılı hak aynasında seyretmek ne büyük talihsizliktir..

Bazen Cenab-ı Hak kendi muradını gerçekleştirmek için insanlara zıtları birbirinin aynasında seyrettirir. Sonuç olumluysa bu seyrettiriş bir lütuf sayılır; sonuç olumsuzsa ilahi bir mekir, ilahi bir tuzak var demektir.  Nitekim Kur’an bize Bedir Savaşıyla ilgili şu iki ayette böylesi bir okumayı öğretir:

“Düşünün ki, o zaman Allah sana onları rüyanda az gösteriyordu. Eğer onları sana çok gösterseydi korkacaktınız ve savaş konusunda görüş ayrılığına düşecektiniz. Ve fakat Allah işi selamete bağladı, çünkü O, bütün gönüllerin özünde olanı bilir.

Yine o zaman ki, kendileriyle karşılaştığınız sıra, onları sizin gözünüzde azaltıyordu, sizi de onların gözünde azaltıyordu. Çünkü Allah yapılması kesinleşmiş bir hükmü gerçekleştirecekti. Zaten sonuçta bütün işler O’na döner.” ( Enfal/ 43-44) 

Müminlerin müşrikleri az görmeleri onların savaşmak adına azimlerini artırmış, müşriklerin müminleri az görmeleri ise onları işi gevşek tutmaya sevk etmiştir. Böylece birbirini zıt aynalarda seyrediş müminler için lütuf, müşrikler içinse kahır olmuştur.

Bu yanıltıcı bakış açısını şu ayetler de en çarpıcı sonuçlarıyla resmeder: “De ki: Size yapıp ettikleri en çok zarara gidenleri haber vereyim mi? Onlar ki, o değersiz hayatta caba ve çalışmaları boşa gitmektedir de, kendileri sanırlar ki güzel işler yapmaktadırlar.” (Kehf/103-104)

Evet, ayet, kötü hali iyi hal aynasında seyretmenin ve kendileri hakkında bu yanlış seyredişe göre zan ve tahminde bulunmanın hüsranla neticeleneceği kesin vaziyetini çok net çizgilerle resmediyor ve böylece aynı akıbete düşmeme noktasında bizlere uyarıda bulunuyor..

Özellikle toplumları sevk ve idare eden, toplumları yöneten ve yönlendiren liderlerin, kanaat önderlerinin “ilm-i ezdat” diyebileceğimiz bu basiret ve feraset kaynaklı bilgiye sahip olmaları gerekir. Yoksa, iyi aynasında kötüyü, hak aynasında batılı, zafer aynasında hezimet ve hüsranı seyretmek kaçınılmaz olur; yığınlara, kitlelere hep bu yanlış bakmaların bedelleri ödetilir.. 

Gülen’in içine düştüğü açmaz da esasen budur. Senelerdir o, hak aynasında batılı, hezimet aynasında zafer ve nusreti seyretmektedir. Seyrettiklerini kendi hakikatlerine yorumladığı için de bir türlü batılın kısır döngüsünden, hezimetin acımasız sarmalından kendisini ve çevresini kurtaramamaktadır.

Ben bu yazıyı yazarken,  Sabah Gazetesi’nden İsa Tatlıcan dostum aradı. Gülen’in son konuşmalarındaki rüya yorumlarından bahsetti. Sözde beş yüz kadar (huyudur, bol sıfırlı konuşur, buradaki rakam da aslında beştir) rüya nakledilmiş kendisine ve hepsinde de hapishanedeki FETÖ elemanlarına yönelik muştular, teselliler varmış.. 

Mesela, Peygamberler ve Peygamberimiz gelip hapishanede onları ziyaret ediyormuş, onlara yanınızdayız, korkmayın, diyorlarmış. Sahabeler, evliya, asfiya hep ziyaretlerindeymiş, onlarla oturup sohbet ediyor hatta aynı sofrayı paylaşıyorlarmış.. 

Kesinlikle söylüyorum ki, bu tür görüldüğünü iddia ettikleri bütün rüyalar hepsi de senaryodur, uydurmadır, yalandır. Eğer bazılarının görüldüğü doğruysa yukarıda anlatmaya çalıştığım şekilde bu görmeler, batılı hak aynasında seyretmekten ibarettir.

İnsana sormazlar mı, a birader, mademki hapishaneler böylesi metaf-ı kudsiyan haldedir, senin böylesi mübarek yerlerden kaçman, o manevi ziyafetlerden nasiplenmemen niçindir? Hem niye gaybubet evleri açmak, ilk fırsatta oradaki elemanları yurtdışına kaçırmak derdinin dermansız müptelası bir durumdasın.  Yetmiş senedir okuduğun Saff Suresinin ikinci ve üçüncü ayetleri bugüne kadar sana hiç mi bir şey söylemedi? Hadi oradan kezzap sen de. Arkadaşlarına yalancı, peygamberlere, velilere, salih kullara müfteri..

 

YORUM YAZ