Bundan sonrası…
Sağduyu sahiplerinin beklediği şekilde, ikinci tur seçim de Recep Tayyip Erdoğan’ın galibiyetiyle sonuçlandı. Ve kazanan Türkiye oldu, kazanan tüm dünya mazlumları oldu.
Şükürler olsun. Rabbim bizi hainlere, zalimlere yenik düşürmedi. Gözleri kin ve intikam bürümüş bir şirzimeye bu ülkeyi ve bu ülkenin aziz milletini ezdirtmedi, bizleri onların insafsız ellerine düşürmedi.
Bu büyük nimet elbette kendi cinsinden şükür ister. Bu nimetin şükrü, verilen fırsatı değerlendirmek, vaat edilen her şeyi bir bir icraya dökerek ülkeyi maddi manevi hedeflenen ya da hedeflenmesi gereken noktaya yükseltmektir.
Aleyküm enfüseküm “Siz kendinize bakın” (Maide, 105) ayetinin işaretiyle, mevcut enerjimizi sağa-sola dağıtmayarak kendi yapacağımız işlere odaklanmak, muhalefetin iç işleriyle lüzumsuz meşgul olmamak, onların yaşadıkları hezimeti unutturmak ve yeni bir gündem oluşturmak için yaptıkları atraksiyonlara kendimizi kaptırıp gitmemek şarttır ve kaçınılmazdır.
Siyaseten solun varlık hikmeti kalmamıştır. Bu sebepledir ki, bundan sonraki süreçte hem iktidar hem de muhalefet sağ tarafından temsil edilmek durumundadır. Böylece tercihler, iyi-kötü arasında değil; iyi-daha iyi arasında olacaktır.
Bu meyanda, önümüzdeki yerel seçimlerin hesabını da yaparak yeni stratejiler geliştirmek zorunda olduğumuzu da asla unutmamalıyız.
Kazandıklarımızı zaten kazandık, onları muhasebe defterimizin bir yerine kayıt ederek kapatalım. Ama kazanamadıklarımızı niçin kazanamadığımızın muhasebesini sürekli açık bulundurarak icraatımızı sıkı bir denetime tabi tutalım, eksiklikleri telafinin yollarını arayalım.
Eğitim sistemimiz en öncelikli gündemimiz olsun. Mevcut sistemle bir arpa boyu yol kat edilemediği açıktır. Eğitim sistemimizin üzerindeki olumsuz iç ve dış müdahaleleri sonlandırmak bizim için en hayati ülkü ve gaye durumundadır. Kendi eğitim sistemimizi inşa ve ikame edinceye kadar hummalı bir çalışma içinde olmamız elzemdir, şahsi farzlardan daha önemli bir vecibedir.
Eğitimde gaye ve hedefimiz, bilim, teknoloji, makroekonomi, makro siyaset, spor, sanat ve estetik gibi medeniyetin sosyolojik alanlarında, medeniyetin ontolojik temelleri olan ilim, ahlak, adalet ve din disiplinleriyle donanımlı münevverler yetiştirmek, olmalıdır. Devleti millet, medeniyeti ise fertler örgütler ve taşır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır.
“Def-i mefasit, celb-i menafiden evladır” (Mecelle, Madde: 30). Yani kötülüğü önlemek menfaat sağlamaktan önce gelir. Ülkemizin terörle başı derttedir. Bu büyük derdi, bu büyük belayı ortadan kaldırmak, onları besleyenlerin, onlara çanak tutanların kökünü kazımak bizim için bir beka meselesidir. Bu mesele, diğer bütün çalışmaların varlıklarını devam ettirebilmeleri adına da gündemimizin ilk maddesi olmak zorundadır. Terörün her çeşidiyle mücadelede hız kesme girişimleri asla kabul edilemeyecek bir ihanet ve zaaf göstergesidir. 15 Temmuz ruhu, bu sebeple sürekli zinde tutulmalıdır.
Gayr-i ahlaki yayılmacılığı da bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Bu tür sinsi ve organize yapılanmaları ortadan kaldırmak, onları yıkarken yerine güzel ahlakı, fıtrat kanunlarını ikame etmek en öncelikli devlet görevidir. Millet de sivil toplum kuruluşları aracılığıyla devletinin yanında yer almalı, gayr-i ahlaki her oluşumun bitirilmesi hususunda devletine destek olmalıdır.
İşi ehline verme, liyakati esas alma ve bu mevzuda partizanlık mülahazalarının her türlüsünden azade bulunma ahlakını bütün kurum ve kuruluşlarımızda içselleştirmek asla vazgeçilemez bir düsturumuz olmalıdır. Muhalefetin bu konuda yaptığı yanlışlara aynıyla mukabelede bulunma yanlışına bizim düşmemiz gerekir. Bilinmelidir ki, layık olmadan kazanılan müstahak olmadan da kaybedilir…