Bir önemli konu ve uyarı
Başarıyı namaza benzetecek olursak, çalışmak onun abdestidir. Abdestsiz namaz olmadığı, olamayacağı gibi çalışmasız da başarı olamaz.
Çalışmak, varlığın oluşum serüvenine aktif katılımdır. Onu, insiyaki davranışlardan ayıran, irade ve şuurun devrede olmasıdır. İstidadın, eserinde zuhur arzusu, tabii ve masum ihtirastır. Bunu engellemek affedilemez cehalet; müspete irca ise gerçek bir dehadır. Öncü olmanın anlamı yol göstermektir. Teşvik, nameyi henüz terennüm edilmeden dinleme ve görünmeyene göz kırpma feraseti ile birlikte dengeli olmak şartıyla uygulanırsa iyi bir başarı kefaletidir.
Çalışmak, yorgunluk nasibinden haz alma bahtiyarlığıdır. Zamanla, mekanla yarışmak sınır tanımaz bir aşkınlık halidir. Yeni bir şeyler yapma (ibda), inşa ve terkipte yaşanılan bir vecit, bir istiğraktır. Çalışmak ibadettir. Çalışmak, Rabbin ‘Faal’ adıyla bütünleşmektir.
Çalışmak şevki, şevk iştiyakı kamçılar. Gayretin semeresi, bağrında yeni çalışmaların nüvesini, çekirdeğini taşır. Böylece oluşan velut döngü işlevsel kalıtımını devam ettirir, gider.
Din çalışmayı emrediyor. İlim, ahlak ve adalet gibi diğer medeniyet formlarının her biri çalışmayı amirdir. Çalışmanın ‘değer’ oluşu üniversal kabuldür. Çalışmak en önemli kolektivist argüman ve uzlaştırıcı, birleştirici toplumsal aktivitedir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın sahip olduğu en önemli ahlaki değerlerinden birisi hiç kuşkusuz çalışkanlığıdır. O, bu sayede siyasi kariyerini hep zirvelere taşımış ve siyaseten gelinebilecek en son noktaya ulaşmıştır. Çalışkanlıkta, ilk günkü aşk, şevk ve azmi neyse bu kadar başarıdan sonra yine aynı karardadır. Bu da hali muhafaza prensibinin onda nasıl yankı bulduğunun ayrı bir başarı göstergesidir.
Erdoğan’ın bu çalışkanlık ve başarısında, kader ve tevekkül gibi algılama ve uygulamaları oldukça zor konuları en doğru, en isabetli şekilde özümsemiş bulunmasının payı büyüktür.
Kader, yaratılmışlara bakan yönüyle ‘muallak’ ve ‘mübrem’ olmak üzere ikiye ayrılır. Kader-i mübrem, üzerine kesin hüküm verilmiş kaderdir ki, değişmez, sabit kaderdir. Kader-i muallak ise, kesinleşmesi başka şartların vücuduna bağlı kader, demektir. Bizim irademizin devrede olduğu ve sonuçta sorumluluk getiren kader, işte bu şartlı kaderdir.
Kader-i muallakta kulun istek ve talepleri ve bu doğrultuda sebepleri hazırlaması sonucun kesinleşmesi bakımından bir ön şarttır. Bu ön şart veya şartlar vücuda gelmeden sonuç beklemek sadece abesle iştigaldir.
Konuyu daha bir özele çekerek anlatacak olursak, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, Cumhur İttifakının yeniden iktidarını devam ettirmesi, bizim için kader-i muallak bir konudur. Taleplerimiz, isteklerimiz ne kadar yoğun olursa olsun, sonuca ulaşmak için yeterli şart değildir. Yeterli şart bütün bunların yanında çalışmak, sonucu elde edinceye kadar gayret göstermektir. İşte bu belirleyici şart yerine gelmeden istenilen sonuçları beklemeye hakkımız yoktur.
İşin başında tevekkül bir atalet, bir tembelliktir. Biz bize düşen her şeyi yaptıktan sonraki tevekkül ise, imanda bir derinlik ifadesi, başarıda nefse pay çıkarmama olgunluğudur.
Tembellik bir kaçış, varlıktan yokluğa sürükleniştir. Fıtrata ters düşmenin hazin akıbetidir. Kişiyi, geçmiş, gelecek ve halden koparıp “an”a hapseden bir zaman yoksulluğudur. Özgürlükten ödün vermektir. Edilgin bir nankörlük, fantastik bir küskünlüktür. Ölümle yan yana yaşamak gibidir. Mutsuzluğu, umutsuzluğu ve her türlü olumsuzluğu besleyen, körükleyen fitnedir, iptiladır. Sefalete, fakirliğe, horlanmaya, hakaret görmeye davetiyedir. Dince günah, vicdan ve akıl kriterlerince savulması, dışlanması gereken müptezel beladır.
Peygamberimiz Efendimizin: “Allah’ım tembellikten Sana sığınırım” diyerek yaptığı dua, tembellikle gelen olumsuzluklardan, bireysel ve toplumsal açmazların bütününden Allah’a sığınış olması bakımından ne kadar anlamlı, ne kadar öğreticidir.
Tembellik ve rehavet aksiyonların sonunu getiren illetlerdir. Ak Parti gönüllüleri bu iki illetten uzak durur ve ilk günkü aşk, şevk ve azimle çalışmalarını sürdürürlerse hem liderlerinin izinde gitmiş hem de istenilen sonuca ulaşmış olurlar. Allah muinimizdir.