• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

15 Temmuz’u bir de bu yönüyle hatırlayalım 

15 Temmuz 2023
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

 

En büyük musibet dine gelen musibettir. Bu açıdan bakıldığında FETÖ denilen hainler topluluğunun yaptığı en büyük ihaneti, dinde yaptığı tahribatta aramak gerekir. 

FETÖ elebaşı bu tahribatını çok sistemli ve zamana yayarak gerçekleştirmiştir. Zamana yaydığı için tahribatın derece ve boyutlarını o günkü adıyla cemaat fertlerinden gizleyebilmiş, sistemli hareket ettiği için de sonunda dini tahribatın ortasında kalmış bulunmalarına rağmen en dindar cemaat fertleri bile, yaşanılanları ve gelinen noktaları bir bakıma yaşanılması gereken normal evreler olarak algılamış ve bu sebeple de olanları hiçbir dini kritere tabi tutmadan kabullenmiştir.  

Askeriyede, mülkiyede, bürokraside ve akademik kariyer yapılanmasında uygulananlar yukarıda söylediğimiz soyut yorumun somut örneklerinden ibarettir.  

 Deşifre olmamak kuralına bağlı olarak verilen içki içme, tesettürü o anlara bağlı kalmak şartıyla yürürlükten kaldırma, fuhuşla içli dışlı görünme gibi ruhsatlar, daha sonra bir tür zorunlu hayat tarzına bürünmüş, kendilerine takiye yapılanları şaşırtacak hatta “bu kadar da olmaz ki” dedirtecek derekelere taşınmıştır. Bu kişilerden hiçbiri, görevlerini bıraktıkları, emekliye ayrıldıkları dönemlerde bile, kötü alışkanlıklarını bırakıp, başa dönmeyi başaramamışlardır. 

Yaşantıda görülen bu kötü yapılanma yavaş yavaş dini inançlara da sirayet etmiş, inanç-yaşantı arsındaki çelişkilerin boğucu atmosferinden kurtulmak adına, çare inançtaki zaafta, bir müddet sonra da inançla bağların koparılmasında bulunmaya çalışılmıştır. Sinek ısırmasından kaçarken kendilerini yılanların, akreplerin ortasında bulan bu sapık güruh, düştükleri batak hali idealleştirmede de gecikmemiş, sonunda haramdan, günahtan, küfür ve isyandan zevk alan, tövbeye, istiğfara yabani bir topluluk oluşturmuşlardır. 

Örgütün yönetiminde bunlar söz sahibi olduklarında ise, dindar kesim yadırganmış, işin başında uğruna seve seve can verilecek değerler, alay ve istihza konusu olmuş, bütün manevi değerler elden çıkarılarak yerine dünyevi değerler ikame edilmiştir. 

FETÖ elebaşı ise, örgüt içindeki saygınlığını, otoritesini korumak uğruna dindar görünmesini sürdürmüş, ne ki yaşadığı İslam’ın bir kültür İslam’ı olduğunu vurgulamaktan da geri durmamıştır. 

Bu durum esasen onun genel karakterinin de bir yansımasıdır. Edirne’de cami imamlığı yaptığı bir süreçte, inancının sarsıldığını söylediği bir dönemde dahi ne olur ne olmaz düşüncesiyle namaz kılmış, hatta vazifesi gereği namaz kıldırmış, oruç tutmuş, vaazlar vermesini sürdürmüştür. Herhalde süzme münafıklık onun yaşadığı bu haldir. Fakat nifakını gizlemedeki başarısı gerçekten şaşırtıcıdır… 

“Daha ne zamana kadar körler, sağırlar gibi Kur’an’ın arkasına düşeceksiniz. Daha ne zaman vicdanlarınızın sesini dinlemeye başlayacaksınız” açık küfür sözü, onun çok kere tekrarladığı hezeyan ifadelerinden sadece biridir. 

Amerika’daki ziyaretlerimden birinde sanki gökten müjde almışçasına bir neşe içinde bana, biliyor musun Halit Refiğ ne demiş, dedi. Ne demiş, dedim. “Fethullah Hoca, Muhammet’den daha büyük, onun kılıçla başaramadığını, Fethullah Hoca kalemle başardı, demiş” dedi. Söylenilen söz ve onun bu sözü böylesine laubali nakledişi kanımı dondurdu. Aslında Halit Refiğ benim yakın dostumdu. Eğer böyle bir söz sarf etmiş olsaydı, önce bunu bana söylerdi. Ama ben kendisinden böyle bir değerlendirme duymadım. Aksine her zaman FETÖ elebaşının bir Amerikan ajanı olduğunu söyler, fazla hiddetini ben tadile çalışırdım.  

Cevaben şunları söylediğimi hatırlıyorum: Halit Refiğ deisttir. Yani bir aşkın kudrete inansa da peygambere, ahirete ve diğer iman esaslarına inanmaz. Onun yanında Peygamberimiz haşa, Kemal Tahir ayarında sıradan bir insandır. Dolayısıyla yaptığı mukayeseyi de böyle değerlendirmek gerekir. Bu cevabım karşısında bembeyaz oldu, adeta buz kesildi. İçinde gizlediği kin ve nefret, dışa yansıttığından kesinlikle daha büyüktü. O anda sanırım, verdiğim cevaba karşı benden nasıl intikam alacağını düşünmekten başka bir şey de düşünmüyordu… 

“Allah benimle konuştu. Kâinatı Muhammedimin hürmetine yarattım; fakat senin için devam ettiriyorum, dedi” sözünün bizzat muhatabı olduğum bir sapkının dini tahribini konuşuyoruz. Onun özellikle 15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsünde milletimize ve devletimize verdiği zarar çok büyük oldu. Ama hep söyledim, şimdi de söylüyorum, daha sonra da söyleyeceğim, onun dinimize verdiği zarar ve tahrip çok daha büyüktür. 15 Temmuz’u bir de bu yönüyle hatırlayalım… 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayp Nursoy

Latif bey Allah senden ebediyyen razı olsun.Çok hızmet ediyorsunuz.O örgütün bütün hain yönlerini bildiğiniz için sizin sözleriniz şuurlu müslümanlara gayet samimi geliyor.Her şey aşikara çıktı.Din düşmanı örgüt parayla çok kişileri satın aldı.Bakıyorsun yirmi sene önce parası pulu yok.Fetöye bağlandıktan sonra palazlanıyor.15 temmuzdan sonra renkleri tam ortaya çıktı,amma utanmaz utanmaz geziyorlar.Bütün Cemaat ve tarikatlarda adamları var.Ferasetli müslüman onların hain bakışlarından tanır.Cenabı Hak onların işlerini rast getirmesin.

Murat Turan

Latif bey biraz yüksekten gitmişsin kendini herzamanki kibi herşeyi bilen biri olarak yazmışsın. Peki bunca yıl neden kaldın yanlarında
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23