Rusya’nın gölgesinde Fars çılgınlığı

Ortadoğu’da tansiyon yükseliyor, işler giderek karışıyor. İslam dünyasında bir süredir kaos projesi yürütenler “fitne” fitilini mezhep çatışması olarak ateşlediler. 

Şeyh El Nimr’in Suudi Arabistan’da idam edilmesi İran başta olmak üzere bütün Şii dünyasını ayağa kaldırdı. 

Mezhep odunu ile harlandırılmaya çalışılan yangın bölgede tansiyonu yükseltirken Sünni-Şii eksenli ikili büyük gücü ve onun etrafındaki bloğu karşı karşıya getirdi.

Bölgede yaşanan gerilim, ilmek ilmek örülen mezhep sosuyla taçlandırılmış çatışmaların yaşanması, bir güç kavgası, mezheplerin enstrüman olarak kullanıldığı çıkar ve hâkimiyet mücadelesidir.

Bir yanda bölgede savaş ve silah üzerinden güç devşirerek çıkarlarını korumak için elindeki tüm imkânları kullanarak bölgeyi şekillendirmeye çalışan güçler, diğer tarafta bölgede güç sahibi olmak için kendi stratejik etki alanını genişletmek adına bölgede yangına odun taşıyan devletlerin aynı anda devrede olduğu bir süreçten geçiyoruz. 

Dış güçlerin istila dalgaları bölgenin zaafları üzerinden gerekçeler üretirken, bölge ülkelerin ihtirasları, yayılma hayalleri kimlik savaşları üzerinden gerekçe üretiyor.

Bölgesel güç olmak ve nüfuzunu yaymak hırsı mezhep kavgasına dönüştürülerek taraftar topluyor. Mesele, farklı İslami yorumların savaşı değil, Suudi Arabistan’ın statü koruma telaşı ile İran’ın hırsının çatışmasıdır bütün bu yaşananlar.

İslam âleminin arasına sokulan fitne fesadıyla oluşturulan kargaşa bölgenin tarihine, dinine, medeniyet algısına ve ruhsal dokunun tahribiyle sonuçlanacak ve her anlamda dış etkiye açık yeni bir denge oluşturacaktır. 

İran, Batı ile ilişkilerini onarıp ambargoların kıskacından kurtulunca Orta Doğu’daki güç ve hâkimiyet mücadelesini hızlandırdı.

Rusya’nın gölgesinde Şii yayılmacılığını politika olarak benimseyen İran, Ortadoğu’ya yönelen istila hesaplarının arkasına gizlenip, bu çirkinlikten pay kapma ahlaksızlığına sığınıyor. İran’ın asıl derdi Şiiler değil, yeni bir Pers imparatorluğu macerasıdır.

İran bölgede Şii damarı destekleyerek kendisine bir habitat oluşturmaya çalışarak mezhep yayılmacılığı yaparken, Suudi Arabistan hem bölgesel gücünü kaybetmemek hem de Şii eksenli bu yayılma stratejiyi durdurmaya çalışırken Şii olmayan Müslümanları İran karşısında tek blok haline getirmeye çalışıyor.  

Ülkelerin nüfuz savaşı, mezhep kisvesine büründürülüyor ve böylece arkasına milyonların takılması sağlanıyor. 

Kısaca soğuk savaş sonrası yıkılan ama kurulamayan dengenin sancılarını çekiyor, bedelini ödüyor Ortadoğu.

Batı hem tarihinin ayıplarını örtmek hem de Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda, farklı Müslüman grupları kendi adlarına vekâleten savaştırarak hem İslam’ı karalıyor hem de İslam topraklarındaki nimetleri devşiriyor. 

İslam ülkeleri ise birbiriyle savaşarak, kavga ederek hırpalanıyor, kendini öğütüyor adeta. Bütün gayrimüslim Batı ve Doğu, bu taşların hırpalanmasını ve birbirini öğütmesini, ellerini ovuşturarak izliyor. 

İslam, mezhepsel olarak insanların elinde huzurun değil, huzursuzluğun; barışın değil, savaşın kaynağı haline getirilerek stratejik hesaplaşma objesi olarak kullanılıyor.

Değer bunalımı yaşayan insanlığın İslam’a en çok ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde Müslümanlar eliyle savaş, silah, kan ve gözyaşı ile gündeme gelmesi ne büyük bir talihsizlik değil mi?

Bir Şii âlim asılınca yeri yerinden oynatan İran neden Sünni ya da Şii olmayan bir âlim asıldığında aynı tepkiyi göstermiyor? 

İran, Suriye zemininde mazlum halkın katliamına dur diyecek yerde yüzbinlerce insanı katleden, milyonlarca insanı topraklarından eden ve coğrafyayı harabeye çeviren bir diktatörle işbirliğine girip, bir katile verdiği desteği nasıl açıklayabilir?

Bugün en sıcak boyutlarını Suriye’de gördüğümüz ama bir süredir Bahreyn’de, Umman’da, Yemen’de devam eden olaylarda İran kaynaklı hesapları kim inkâr edebilir? 

İran, Irak işgalinden beri bölgedeki nüfuz imkânlarını kullanarak, yeri geldiğinde pragmatist işbirlikleri yaparak etki alanını genişletmeye çalışıyor.

İran fitnesi, bombaları patlatan, insanları katleden, kendileri gibi olmayanları, kendilerinden farklı düşünenleri nefret ve hakaret dolu söylemlerine hedef kılanların İslâm adına terör estiren örgütlere ve bunu İslamofobide istismar eden mahfillere hediyesi midir?

İslam diyen, Allah diyen, ülkem diyen insanların katledilmesine neden bu kadar iştahla yaklaşıyor?

Fars çılgınlığıyla, ihtirasıyla Rusya’nın hamlelerine piyonluk yapmaktan öte gitmeyen ve dünyanın gözü önünde Esad zulmüne nefes aldıran mezhepçi siyasetiyle Rusya ve Çin’i Mezopotamya’ya uzun yıllar çıkmayacak şekilde çekmesi nasıl açıklanabilir?

Irak, Suriye ve Yemen’de mezhep çatışmalarının bölgeyi esir aldığı düşünülecek olursa İslam dünyası hem kendi arasındaki emperyalist hayallerden kurtulmalı hem de ihtilaflarını, kendi ulvî değerleri çerçevesinde çözmelidir.

Yüz yıl sonra bölgenin haritası yeniden çiziliyor. Bizim kaderimiz olan bu coğrafyada çizilen bu haritaya müdahil olamazsak Anadolu’nun haritasında yapılacak değişimlere de hazırlıklı olmalıyız.  

Türkiye İran’ın pervasız emperyal amaçlarından, mezhep eksenli görüntü veren bölgesel güç savaşlarından, haksız ve çirkin yöntemlerinden, hırçın ve saldırgan ruh halinden oldukça rahatsız.

Türkiye, İran-Suud mücadelesinin Sünni-Şii mezhep savaşına dönmesini engelleyebilecek tek ülke, tek güçtür. İçimizdeki ruhsuzların, kahpelerin, döneklerin oyunlarında fırsat bulup da etrafımıza bakabilirsek… 

 

YORUMLAR
600

Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

fidan

bop projesi es baskanligini türkiye yapiyor.iran degil

Cevapla

fevzi malak (çerkez hasan)

daha öncede olduğu gibi yazar hanımefendi ablamız eline zihnine sağlık söylenmesi kerekenlerri ve uyanık olunmasının belirtmek istemiş sağolsun yalnız acı olan bizim içimizdeki şah İsmail artıkları bu Mecusi Zerdüşt aceme uşaklıkda yarışmakdalar aralarında fıkhi ve inanç olarak herhangi bir bağ ve benzerlik olmamasna rağmen küçük beyinleryle düşmanımın düşmanı dostumdur fesatlığıyla salyalarını akıtarak alkışlamaktalar tabi bu onlara uzun vadede ne kazandırıp ne kaybettirecek yaşayıp görecegiz allah celle celalü neyeylrerse güzel eyler allaha emanet olun

Cevapla

Burak Karen
Burak Karen Tüm yazıları için tıklayın »