Savcılar göreve: Rıza’nın malvarlığına tedbir konulmalı!
Rıza Sarraf önceki günkü ilk duruşmaya mahkum elbisesi ile çıkmıştı..
Sanık sandalyesine oturtulan Hakan Atilla bile mahkum elbisesi giymemiş iken, Rıza’nın mahkum elbisesi giymiş olması dikkatimi çekmiş ve kendimce demiştim ki, “Rıza, FETÖ’cü savcı ile anlaştığı için, kendisine yönelik suçlamaları kabul ettiği için.. Artık mahkumiyeti garanti.. Mahkumiyet garanti olduğuna göre de, artık sanık değil, mahkum.. Her ne kadar medyada ‘Tanık aşağı.. Tanık yukarı’ muhabbetleri yapılıyorsa da.. Aslında o ne sanık, ne de tanık.. Artık o bir mahkum.. Dolayısı ile mahkum elbisesi giydirilerek duruşmaya getirilmiş olmalı..”
Ama o da ne?
Dünkü duruşmada ise, Rıza Sarraf şık bir kıyafetle hakimin karşısına çıkmış..
Anlaşma yaptığı FETÖ’cü savcı, bir yerlere mesaj yollamak istiyor olmalı ki, duruşma dışında 24 saatini birlikte geçirdiği Rıza’ya, farklı kıyafetin sebebini sanki bilmiyormuş gibi sormuş:
“Neden farklı kıyafet giyiyorsun?”
Rıza cevap vermiş:
“Avukatlarım dün, sayın hakimin müsaadesiyle, farklı kıyafet giyebileceğimi söyledi. Ben de onların bana getirdiği kıyafetleri giydim!”
Böylece mahkemede oynanan tiyatro biraz daha netleşti..
Sadece savcı ile Rıza değil..
Hakim de anlaşmaya dahil olmuş..
Rıza’nın kıyafeti, bu anlaşma gereği günübirlik değişiyor..
Bugünkü duruşmaya da, Rıza sırtında cübbe ile çıkarsa, hiç şaşırmayın..
Cübbeyi sırtına geçirip, hakimin yanına oturup, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya dönüp, “Söyle bakalım sanık! Amerika Birleşik Devletleri’nden ne istiyorsunuz? Biz sizin için çırpınıyoruz. Niye bizim koyduğumuz kuralları deliyorsunuz?.. Biz ne dediysek o.. Biz ‘Ambargo var’ demiş isek.. Siz niye onu delmeye kalkıyorsunuz?.. BM kararı yoksa yok.. BM kim oluyor ki?.. Koskoca ABD’nin yanında, BM’nin kararını mı arıyorsunuz?.. Söyle bakalım şimdi. Sana ne ceza vereyim” derse..
Hiç şaşırmayın..
Rıza sırtına cübbeyi geçirip, bunları söylerse..
Aslında şu an oynanan tiyatroyu, tam olarak fotoğraflamış oluruz..
Gerçekten de, yapılan bu değil mi?
Savcı daha düne kadar, “Devasa bir organizasyon.. Bunun baş faili de Rıza” diyordu..
Şimdi o baş fail Rıza, geçmiş karşımıza..
“Ben şuna bu kadar verdim.. Buna şu kadar verdim” diyerek..
Kendisini kurtarmış..
Başkalarına suç atıyor..
Kısacası..
Sanıklar olmuş tanık..
Tanıklar olmuş sanık..
Mahkumlar savcılarla girmiş kol kola..
Tahmin ediyorum..
Kafanız karıştı.
Doğrusunu söylemek gerekirse..
Benim de kafam karıştı..
Bırakalım bu tiyatroyu burda..
Onlar oynasınlar..
Eğlenmek isteyenler de, seyretsinler..
Biz vaktimizi harcamayalım..
•
Biz işimize bakalım..
ABD’deki tiyatro yargılamada Rıza “Şuna rüşvet verdim.. Buna para yolladım” dediğine göre..
Türkiye’deki savcılar, hemen harekete geçmeli..
İki ihtimal var..
Rıza ya doğru söylüyordur..
Doğru söylüyor ise, Rıza’nın esas yargılanması gereken yer Türkiye’dir..
Çünkü verildiği ileri sürülen rüşvet, ABD’de değil, Türkiye’dedir..
Alacağı cezaların teminatı olması için, erken hareket edilmeli ve Rıza’nın yatlarına, katlarına, yalılarına, kısacası tüm malvarlığına tedbir konulmalıdır..
İkinci ihtimal ise..
Rıza yalan söylüyordur..
Şu bankanın genel müdürüne.. Bu bakana.. Diğer bürokrata iftira ediyordur..
O zaman da..
Rıza’nın attığı iftiralar sebebi ile kendisi hakkında açılacak davalarda verilecek cezaların tahsilini garanti altına almak için..
Türkiye’deki malvarlığına, yine tedbir konulmalıdır..
Hele hele..
Şarkıcı eşi Ebru Gündeş ile aralarında boşanma davası açıldığı iddiaları da dikkate alınırsa..
Malvarlığı çarçur edilmeden..
Devlet adına, tedbirler konulmalıdır..
ABD’deki tiyatro sürerken..
O tiyatrodan bağımsız olarak..
Türkiye’de Rıza’yı yargılamaya başlarız..
İki ihtimalden hangisi gerçek ise..
Ona göre kararları veririz..
Ama..
Gecikirsek..
Yok “boşanma” idi..
Yok “çocuğun nafakası” idi..
Yok “ABD’deki yargılamada alınan ceza” idi..
Derken..
Türkiye’deki malvarlığı yok edilirse..
ABD’deki tiyatro bittiğinde, Rıza elini kolunu sallayarak dünya genelinde dolaşırken..
Burdaki malvarlığının da menfaatlerinden yararlanıyor olur..
•
Rıza’nın ABD’deki tiyatro yargılaması başlar başlamaz..
Tüm FETÖ’cüler duruşmaya akın etmişler..
En başta da.. Akın İpek’in yalakası Yavuz Arslan..
Türkiye’den kaçarken, “Bugün gazetesinin ABD temsilcisi oluyorum” diyerek tüymüştü..
Sonra, Bugün gazetesine de.. Akın İpek’in tüm medya organlarına da el konuldu..
Yavuz Arslan’ın işine son verildi..
Maaşı kesildi..
Eğer ABD’ye giderken..
Örgütünün elebaşısı Fetullah gibi yalan söylemiyor olsaydı..
1999’da Gülen, “Hastayım, kontrol için gidiyorum” derken yalan söylemesinin tekrarını yapmış olmasaydı..
Yavuz Arslan, işine son verilince, Türkiye’ye dönmesi gerekirdi..
Sonuçta bir muhabir..
Eti ne, budu ne?
Ne oldu, işine son verilince?
ABD’de kalmaya devam etti.
Birkaç defa sorduk..
“Kimden maaş alıyorsun?”
Cevap gelmedi.
Rıza’nın yargılaması başlayınca.. Hemen kafayı çıkardı..
Duruşma salonundan izlenimlerini aktarıyor..
Bir sevindirik, bir sevindirik ki..
Dersin ki, Fetullah Gülen yarın Türkiye’ye dönüp, İpek ailesinin Ankara’daki çiftliğine yerleşecek..
Uyan Yavuz uyan..
O günler geçti..
Bin türlü oyun da oynasanız.. Fırıldak da çevirseniz..
Bu Türkiye, sizi vicdanında mahkum etti.. Artık Türkiye’ye dönüşünüz, ancak cezaevine olur!