THY - Konya

3 milletvekili ile CHP kafası özeti!

30 Ocak 2018 Salı

Sözümona anamuhalefet partisi..

Yani, iktidara en yakın parti..

Hele hele.. 

İktidarın sürekli icraat yapmasından kaynaklı olarak otomatikman aşınmasından fırsatla..

“Haydi bu sefer de bunları deneyelim” diyenlerin oyları ile..

İktidara gelmek için en yakın aday olan siyasi parti CHP’nin, haline bakın..

Bir milletvekili çıkmış, “şeriat andı” diye bir şey uydurup, soru önergesi veriyor..

Dün sabahtan akşama kadar, “Şeriat andı ile ilgili soru önergesine, TBMM Başkanlığı ‘Özel hayattır’ diyerek iade etti” haberlerini okuyorum..

Şeriat andı ne imiş?

“Özel hayat” diye niye iade edilmiş, merakımdan çatlayacağım..

Çoğu solakların internet sitelerindeki bu haberin bir tanesinde bile, “şeriat andı” denilen yeminin metni yoktu..

Çatlamadan, eski tarihli habere geçip, metni buldum.

Ne imiş biliyor musunuz, “şeriat andı/yemini” denilen şey.

Buyrun birlikte okuyalım: 

“Aleyküm selam. 

Bu ne güzel kelam. 

Yaşasın İslam. 

Elimizde Kur’an. 

Kalbimizde iman, bir Allah’a inanan Müslüman’ız Müslüman. 

Ayrılmayız bu yoldan. 

Hep doğru yoldan. 

Kitaba sünnete sarılan, emirlerini yapan, yasaklardan kaçınan Müslüman’ız Müslüman.”

Affedersiniz, bunun neresi şeriat yemini?

Neresi yemin?

Kime, ne yemini ettiriliyor ki, “Yemin” diyorsunuz?

“Aleyküm selam, bu ne güzel kelam?”dan niye rahatsız oluyorsunuz ki?  Ne istiyorsunuz, “Good morning” denilmesini mi?

Yoksa “Günaydın” denilmesi, çok hoşunuza gidiyor, “Aleykümselam” denildiğinde, Voyvoda’nın kazığına oturtulmuş gibi mi hissediyorsunuz, kendinizi?

Veya soralım, “Yaşasın İslam” denilmesinden, niye rahatsız oluyorsunuz?

“Yaşasın Hristiyanlık” denilmesini mi istiyorsunuz?

Ya da, “Yaşasın ateizm” denilmesini mi istiyorsunuz?

Hiç uzatmaya gerek yok..

Bu Barış Yarkadaş, AK Partili olsa, AK Parti’ye bu kadar oy kazandıramaz..

Barış Yarkadaş’ın bu soru önergesini CHP’liler ne kadar çok haber yapıp kamuoyuna ulaştırırlarsa, ben garanti veriyorum, gelecek seçimde oyları da o kadar azalır..

CHP’li olmayanlar için sorun değil ama..  

CHP’li şapşallar da bunun farkında değil..

Büyük bir maharetmiş gibi bir de kendi partilerinin resmi internet sitelerine bu rezil soru önergesini koymuşlar..

Ahmaklığa doymamışlar..

Bir başka CHP milletvekili..

Sezgin Tanrıkulu..

Türkiye’de OHAL ilan edildiği şu dönemde dahi..

Bakın CHP milletvekilinin sorunu ne imiş?

Ki, şu soru önergesini vermiş: “Ankara Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı, uzun bir süredir gözaltında tutulmaktadır.”

Önce şaşırdım..

“Barış Anıtı nasıl gözaltına alınmış ki?” diye arkadaşlara sordum.

Hatta, “Adı ‘Barış’, soyadı ‘Anıtı’ diye birisi var da, biz mi bilmiyoruz. Sezgin Bey ne demek istiyor acaba” diye araştırdım.

Meğerse, Barış Anıtı birisinin adı ve soyadı değilmiş..

Tahmin ettiğimiz gibi bir “anıt”mış..

Ve o anıtın yakınında da, güvenlik önlemleri kapsamında, şimdi bir polis bariyeri konulmuş.. 

Sezgin Bey’in rahatsızlığı, OHAL ilan edilmiş bir Türkiye’de.. 250 insanın şehit olduğu bir darbe teşebbüsünden çıkmış Türkiye’de.. Başkent’te.. Halkın yoğun olarak bulunduğu bir alandaki polis bariyerinden rahatsızlıkmış..

PKK’nın yollara mayın döşemesinden rahatsız olmayan..

Teröristlerin Ankara’nın ortasında halk otobüsünde bomba patlatıp sivilleri ve çocukları öldürmesinden rahatsızlık duymayan Sezgin Bey.

Şimdi bombalara, teröristlere karşı önleyici anlamda kurulan polis bariyerinden rahatsızlığını ifade ediyor.

“Ah ah.. Bu bariyer olmasa.. PKK’lı arkadaşlar(!), halkın içine katılıp, bir bomba patlatsa, ne iyi olur” mu diyor acaba? (Onun böyle bir temennisi olmasa da, biz “Allah korusun” demiş olalım.).

Kendince gerekçe olarak da, şunları aktarmış, Sezgin Bey:

“Barış isteyenlerin, hakları için mücadele edenlerin yaklaşmaması için anıtın çevresi polis bariyeri ile çevrilidir.”

Eeee..

Ne olur, anıtın çevresi polis bariyeri ile çevrilirse? 

Kıyamet mi kopar?

Anıt orda duruyor işte..

Derdin nedir senin?

Veya, Türkiye’nin sorunları konusunda, her şey bitti, “Barış Anıtı’nın çevresindeki polis bariyerinin kaldırılması” mı kaldı, tek sorun olarak?

Özellikle belirteyim..

Daha iki ay önce, çok yakın bir arkadaşını, bir lokanta içinde uyuşturucu hesaplaşması sebebi ile kaybeden bir kişi..

Polis bariyerinden niye rahatsız olur, hayret ediyorum..

CHP aleyhine çalışan, CHP’li üçüncü milletvekilimiz de, Öztürk Yılmaz..

Beyefendiyi kimse tanımazdı..

DAEŞ, rehin aldı..

MİT büyük bir başarıya imza atıp, elçilikteki Öztürk Yılmaz ve beraberindekileri tereyağından kıl çeker gibi alıp, kurtardı..

O olayı canlı olarak şahidi olan Öztürk Yılmaz, “AK Parti yönetimindeki hükümete bir borcum var” diyeceğine..

Orda burda afra tafra yapıp, ahkam kesiyor..

Neyse ki, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ağzının payını verdi, “DAEŞ bunu rehin aldığında, görevini söylememiş, kimliğini gizlemiş” açıklaması yaptı..

Bu gerçeğin altında ezilen Öztürk Bey, “O şartlar altında başka ne yapabilirdim ki?” türünden havayı yumuşatacak bir şeyler söyleyeceğine..

Daha da elektriklendirecek laflar ediyor, Türk askeri ile aynı safta PYD’ye karşı mücadele eden ÖSO’ya laf çakıyor..

Bir anlamda, CHP’nin, terör örgütlerine karşı Türk askerine yardım edenlere bu partinin milletvekillerinin bakış açısını deşifre etmiş oluyor..

PYD’ye karşı savaşan ÖSO kötü ise..

Ne yapılmak isteniyor?

Çaktırmadan, PYD’ye destek verilmiş olunuyor..

Başka bir anlamı var mı, bunun?

Sonuç itibari ile..

CHP milletvekillerinin yaptıkları, CHP’nin oylarını daha aşağıya çekmekten başka bir şey değil..

Kimisi toplumun büyük çoğunluğunun dinine laf çakmaya çalışır..

Kimisi, devletin güvenlik güçlerinden rahatsız olur..

Kimisi de,Türkiye’ye savaş açan terör örgütlerine dolaylı destek verir..

Bu şartlarda, AK Parti kazanmayacak da kim kazanacak? 

Kökten CHP’li Leyla Tavşanoğlu bile, “Tayyip Erdoğan % 51’i aşar” demesin de, ne desin?

 

YORUM YAZ