Eğitimde sistem arayışları

30 Kasım 2017 Perşembe

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz TRT’de yeni sınav sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılan değişiklikler bir sistem getirmek yerine hayal kırıklığı meydana getirdi. 

TEOG’dan neden vazgeçtik?

Dershane, kurs, test kitabı ihtiyacı olmadan sınavsız liseye gidebilmek için…

Bakanlık sınav mecburiyetini kaldırdı, isteyen sınava girecek. Bu iyi çünkü okullarda kaynaştırma öğrencileri var, sınavlar onlara bir şey vadetmiyor.

Sınava giren öğrencinin % 10’u fen, sosyal bilimler veya bir proje lisesine yerleştirilecek. % 90’ı başarısızlık etiketi yiyecek. Kötü olan bu.

Bu sınava ihtiyaç var mı?

Öğrencinin % 10’unu sınavla bir liseye yerleştirmek eğitim sistemine ne kazandıracak?

Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve proje okulları hangi projeleri üretiyor ve öğrencilerinin hangi yeteneklerini fevkalade geliştiriyor?

Bu okullarda laboratuvarlar harıl harıl çalışıyor, projeler gürül gürül yapılıyor mu?

Bu okullardaki öğrenciler de harıl harıl test çözüyor ve üniversitede istedikleri bölümü kazanmak için uğraşıyor, öteki liselerdekiler de…

Fen, sosyal bilimler ve proje liselerine giden öğrenciler üniversite sınavlarından muaf tutulsalar, okul notları ile üniversitelere girebilseler belki bu okullara araştırma, proje yapma, laboratuvar ve sosyal sorumluluk projeleri önem kazanır.

Laboratuvar çalışmalarının, yapılan araştırmaların ve projelerin üniversitelere girişte hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Dolayısıyla öğrenci test çözmeye devam ediyor.

BEYİN GÖÇÜ VE MAHALLEYE FAYDASI OLMAYAN OKULLAR

Sınavla öğrenci alan liselerin bulundukları mahalleye hiçbir faydası yok çünkü öğrencilerini mahalleden değil, ülkenin her yerinden topluyorlar. Yetenekli öğrencileri alıyor, üniversitedeki başarımız yüksek diye hava atıyorlar. O öğrenciler mahalledeki liseye gitseler de üniversite kazanır.

Bu sınavlar Galatasaray, İstanbul Lisesi, Robert Kolej gibi bazı okulların öğrenci devşirmesine ve yabancı kültürleri benimsemesine zemin hazırlıyor. Batı kültürüne devşirme yetiştirecek kurumlara fırsat verilmemeli, onlar da mahallerine hizmet versinler.

Yüksek puanla öğrenci alan bir okulda seminer verdim, bir ara öğrencinin biriyle sohbet ettik. Genetik mühendisi olmak, kazanırsa Norveç veya Kanada’ya gitmek istediğini, oralarda araştırma imkânlarının daha iyi olduğunu anlattı. 

Türkiye’de de araştırma üniversiteleri olduğunu belirttim, eğitim sürecinden sonra Türkiye’ye dönüp dönmeyeceğini sordum. Şimdilik bir şey diyemem, o zamanki şartlara bağlı, dedi.

Eğitim sistemimiz beyin göçüne zemin hazırlamamalı. 

AKADEMİK VEYA MESLEK EĞİTİMİNE 

GEÇİŞE ÖĞRETMEN KARAR VEREMEZ Mİ?

Öğrenciyi 8 sene okutan öğretmenler onun akademik bir liseye mi meslek lisesine mi gideceğine karar veremezler mi?

Öğretmenlere soruyu yönelttiğiniz zaman, daha ilkokuldayken öğrencinin yeteneklerini fark edebileceklerini söylüyorlar.

Yeni sistem okul notunun ağırlığını kaldırdı. Öğretmenin verdiği notun itibarı kalmadı.

Öğrencinin büyük çoğunluğu sınavlara girecek; ek ders, dershane, kurslar devam edecek. Veli ders kitaplarına para vermezken test kitaplarına ve kurslara para vermeye devam edecek.

Liselere girişte din kültürü ve ahlak bilgisi, sosyal bilgiler, İngilizce’den 10’ar soru daha az çıkacak. Buna karşılık sınav bir günde olacak. 90 soruyu bir oturumda çözmek, hiç de pedagojik değil. Sınav stresi artacak. 

TEOG sınav sistemi bundan iyi idi. Öğrenci iki günde 120 soruyu cevaplıyor, 20 soruyu 40 dakikada çözüyordu, zaman sıkıntısı yoktu. 

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVLARI

Üniversitelere girişte Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile Alan Yeterlilik Testi’nin (AYT) bir gün ara ile yapılması iyi olmadı. TYT’nin sonuçlarını bilmeden öğrenci AYT’ye girecek. TYT’de barajı aşamayan öğrencinin AYT’ye girmesini hiçbir esprisi yok. 

Okul başarı puanı ile liselere girilmeli. Bir standart sağlamak için öğretmenlere hizmet içi eğitim kursları ve seminerler verilmeli, öğretmene güvenmeli ve değer vermeli. Böyle sisteme geçene kadar okul başarı notunun etkisi % 30’dan başlayarak artırılmalı. Eğitim sistemi içinde % 7’lik dilim oluşturan özel okullarda notlar hormonlu deniyor, gerekirse özel okullar için ayrı sınav yapılabilir. Yüzde yedi için % 93’u kırıp geçirmek anlamlı değil.

Merkezden yapılan sınavlar, öğretmen notuna güvenmemek ve önemsememek demektir.

MEB ve ÖSYM çalıştay yaparak öğretmen temsilcilerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, özel okul temsilcilerini dinlemeli; okullar açılmadan gelecek sene uygulayacağı sistemi belirlemeli, taksit taksit sınav sistemi açıklamamalı.

Beyin Vitamini: Gazetemizin köşe yazarı Prof. Sefa Saygılı RUHA ŞİFA 33 REÇETE isimli yeni bir kitap yayınladı. Yazar, koruyucu hekimliğin önemini vurguluyor; hastalıkların iyileşmesinde inanç, maneviyat ve hikmetin önemini açıklıyor, fevkalade önemli hikemî reçeteler sunuyor. Eseri, okuyucularımıza tavsiye ederim. (İletişim: Timaş, 0212 5112424)

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca1 ay önce
    Yeni Akit Gazetesi’nin Sayın Yazarları; yardımcı doçentlerin uğradıkları yabancı dilin baraj yapılma adaletsizliğini günlerce sizlere yazdım; üstelik bıktırasıya yazdım; üstelik yazılarınıza yorum yapmadan direşken bir tavırla sadece kendi konumu işledim; siz değerli yazarlar, bıkmadan, usanmadan, yüksünmeden, erinmeden aynı temalı yorumlarımı değerli sayfalarınıza taşıdınız; Allah hepinizi var etsin, her türlü kazadan beladan korusun. Ne var ki, Sayın Cumhurbaşkanının bile, 26 Temmuz 2017’de, yardımcı doçentlerle ilgili söylediği haklı sözlerinin görmezlikten gelindiği, ademe havale edildiği bir vasatta, benim gibi sıradan bir kişinin “…BAŞTA YABANCI DİL OLMAK ÜZERE HİÇBİR ALAN KUTSANMAMALI, HİÇBİR ALAN BARAJ YAPILMAMALI, HER ALANA DEĞER VERİLMELİ, HER ALANA PUAN VERİLMELİ, TOPLAM EŞİT PUANI YAKALAYAN HERKES DOÇENT VE PROFESÖR YAPILMALI…” biçimindeki Hz. Ömer’in adaletini andıran bir talebinin dikkate alınabileceği beklentisine, hatta umsunukluğuna düşülmemeliydi. Ne yazık ki, bu beklentiye düştüm. Hile hurdayla İngilizceden 65 puan alıp, hayatı boyunca 65 kitap bile okumamış olan binlerce insanın doçent, profesör yapıldığı bir ülkede; yabancı dilden aldığımız 55 puanını 65 puana çıkaramadığımız için, 5-10 yabancı dil puanı eksikliğimizden dolayı, yazdığımız onlarca makale ve onlarca baskı yapan kitaplarımıza rağmen, 20-30 yıllık öğretim elemanı hayatımızda mezun ettiğimiz 10 binlerce öğrencimize rağmen; 5-10 yabancı dil puanı eksikliğinden dolayı geri zekalı damgası yiyerek, yardımcı doçentlikten 3600 göstergeyle emekliye mahkum edilme eşiğine gitirildik. İşin fezlekesini arz edeyim: Artık size yardımcı doçentlik mağduriyetiyle ilgili yazı yazıp, bu haklı talebimi dillendirmeyeceğim. Sayın Cumhurbaşkanının haklı emrini duymazlıktan gelen bir yapı, benim gibi boydak bir insanın haklı talebini dinler mi? Dinlemez! Ama, siz, Yeni Akit Gazetesi’nin Sayın Yazarları beni dinlediniz ve günlerce aynı minval üzere olan bıktırıcı ama haklı taleplerimi değerli sayfalarınıza taşıdınız. Bin kere sağolun, varolun. Yaşamla aranıza bir engelin girmemesini diliyorum. Hoşça kalın.