Metro İstanbul

Uçakan: Hollywood Pentagon’un sesi

Sevda Kuşun Kanadında dizisiyle bir dönemin şuurlu gençliğini ekranlara taşıyan yönetmen Mesut Uçakan, sanat dünyasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Uluslararası emperyalizmin ana dayanak noktalardan birinin de Pentagon olduğunu belirten Uçakan, “Hollywood Pentagon’la beraber çalışır. Çünkü Amerika hegemonyası size önce gözlerinizden girer ve ruhunuzu çalar” dedi.

27 Aralık 2016 Salı 08:44
Uçakan: Hollywood Pentagon’un sesi

SÜLEYMAN YAŞAR - RESUL EKREM ŞAHAN / ANKARAUsta yönetmen Mesut Uçakan, TRT1 ekranlarında izleyiciyle buluşan ve büyük bir beğeni kitlesine ulaşan Sevda Kuşun Kanadında dizisi ve dizi sektörüne ilişkin merak edilenleri Akit okurları için cevapladı. 

 Başarılı bir çalışmayla insanları ekranlara kilitlediniz. Böyle bir proje ile amaçlanan neydi?

Bugün ülkemizde çok uzun yıllar beklediğimiz bir lider ve sessiz bir devrim gerçekleştiren güçlü bir iktidar var. Bunlar bizim arkadaşlarımız ve biz buraya kolay gelmedik. Üst aklın ayak oyunlarına dolanmadık, aykırı görüşte de olsa silah kuşanıp, bu ülkenin dürüst gençlerine doğrultmadık. İnancımızda ve mesleğimizde büyük olmayı hedefledik. Okuyorduk, tefekkür ediyorduk, yazıyorduk, tartışıyorduk; kurucu, idealist bir nesildik. İstedik ki bugünün dijital gençliğinin içindeki mekanik boşluğa o neslin sesini yankılayalım, nefesini üfleyelim. Şüphesiz gençler olarak sütten çıkmış ak kaşık değildik ama bugünün gençliği ile kıyaslandığında özellikle fikri ve ahlaki düzey dikkate alındığında gerçekten 1970’lerde farklı bir nesildik.

Yakın tarihe ışık tutmak neden önemli?

Çünkü yakın tarihimiz, hâlâ içinde bulunduğumuz çalkantıları bünyesinde taşıyor. Bugünün fotoğrafına çok yakın duran bir dönemi anlatıyoruz. Halkımızın çoğunluğu, özellikle yeni yetişen nesi, o dönemi yeteri kadar bilmiyor, hatta hiç bilmiyor. Bugün birliğe, dirliğe, erliğe ihtiyacımız varsa o dönemi bilmek önemli. O dönemi daha başka türlü de anlatılabilir ama bizim büyük bir ilki başlattığımızı ve çok şey anlattığımızı düşünüyorum.

Dizideki karakterlerin gerçekte kimler olduğu çok merak ediliyor. Karakterler doğrudan gerçek hayattan mı alınma? Zafer Erbay ve Arif çok merak ediliyor.

Diziye başlamadan önce o dönemleri yaşamış MTTB’ye yakın 40’a yakın kültür, sanat, siyaset adamı ile görüşmeler yaptık. Zaten biz MTTB Sinema Kulübü başkanlığı yapmış biri olarak o dönemin insanıyız. Oluşturduğumuz muhayyel tipler de o anılardan yola çıkılarak şekillendirildi. Ama bunun yanı sıra toplumun hafızasında yer alan Mehmet Zahit Kotku, Muzaffer Hoca, Necip Fazıl Kısakürek, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş, Şule Yüksel Şenler, Fethi Gemuhluoğlu gibi tipleri de gerçek ismiyle vermeyi yeğledik. Zafer Erbay ise sembolik bir tip, gerçekten vatanını seven, ama onu korumak adına her türlü çirkin işleri meşru gören samimi bir Kemalist tiplemesi. Oluşturulan statükonun muhayyel bir temsilcisi.   

Recep Tayyip Erdoğan ve Alparslan Türkeş’in sahneleri çok konuşulmuştu. Önümüzdeki günlerde bu tip sahneler olacak mı? 

Haliyle. Biz orada muhayyel kahramanlarımızla olayları sürüklerken, o dönemin kültür, sanat ve siyaset kahramanlarını da birkaç sahneyle olsa karşımıza çıkacak. Gereken gerektiği yerde yerini alacak.

 Dönem, dizide doğrudan mı yansıtılıyor, yoksa kurgu olan bölümler de var mı? 

Çoğu sahneler gerçek olaylardan, yaşanmışlıklardan hareketle oluşturuldu.  Ama işin içine mizansen ve diyalog olarak hayallerinizi katmazsanız dizi olmaz. Dizinin kendine özgü bir mantığı var. Nihayet bir belgesel yapmıyoruz.  

Hollywood’un kültür emperyalizminin enstrümanı olarak kullanıldığı malumunuz bunun yanın sıra FETÖ’nün diziler aracılığıyla mesajlar verdiği ortaya çıkmıştı. Dizi ve film sektörü neden bu kadar stratejik?

Uluslararası emperyalizmin ana dayanak noktalarına baktığımız zaman işin birinci planında değilse bile ikinci planında gelen ayağı sinemadır, televizyondur. Bu yüzden Hollywood Pentagon’la beraber çalışır. Çünkü Amerika hegemonyası size önce gözlerinizden girer, ruhunuzu çalar; sonra da  kendi gibi düşünen, yiyen, içen, gezen, eğlencesini düşünen köleler oluşturur. Ondan sonra emperyalizm kendiliğinden gelir. Onun kendi gibi olmamızı istemediği tek yer, “İstediğini yap ama kanını emdiğimi fark etme ve fark edersen de senin için kurduğum düzene karışma” dediği yerdir. Allah, vatan, din, namus, kültür, sanat,  kişilik onun umurunda bile değil. Ya da onun sistemine katkıda bulunduğu ölçüde anlamlı. Malum, sadece bizim milletimiz değil, bütün dünya Müslümanları bu dolmaları yutmuyor artık. Daha da önemlisi artık şeytana karşı canını ortaya koyanlar var.

Türkiye’nin sinema alanındaki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

AK Parti iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aklımıza, hayalimize gelmeyen yüksekliklere götürdü bizi. Odadaki bütün spotları yaktı. Bize musallat olan hayalet görünümlü canavarları görmemizi sağladı. Bize Osmanlı ruhunu ve gururunu hissettirdi. Bizi lider ülke haline getirdi. Bize dünya vizyonundan bakmayı öğretti. Ama şimdi sıra kültür ve sanatta.. Bu alanda da ciddi operasyonlara ihtiyacımız var. Bu ihtiyacı görmemiz gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirli kesimler tarafından sanat düşmanı olarak nitelendiriliyor. Hatta davetlerine katılanlar bile eleştiriliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Tabii ki doğru değil. Bu durum içerisinde bulundukları telaşın ve korkunun bir dışa vurumundan ibaret. Ama onlar ne kadar korksalar da bu millet gümbür gümbür kendi medeniyetini kuracak. Kültür ve sanatta çok iyi yerde olmadığımız malum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da gördüğü muhakkak. Ancak, kültür ve sanat demek insan ve eser demektir; bu da zaman alıcı bir şey.  Biz bu yönde planlanmalara başlansın istiyoruz. Gereken işte bu. Ülkenin içinde bulunduğu kritik durum aşılsın bu planlamalar da beraberinde gelecektir inşallah.

DİZİDE MTTB’NİN AĞIRLIĞI SÜRECEK

   Dizinin kurgusunda, çok önemli işlere imza atan MTTB’nin ciddi bir ağırlığı var. Murat Ünalmış’ın ayrılmasıyla öyküde bir değişiklik olacak mı?

Haliyle olacaktı bu değişiklik ve nitekim oldu da. Ama onun canlandırdığı öyküyü bitirdik tabii ki. Ama MTTB ve o dönemin çehreleri, yine bütün ağırlığı ile duruyor öyküde. Çünkü, bizim bir meselemiz var ve bu ne ‘Arif’ karakterinde bloke edilebilir, ne başka biri şahsında… Biz bu meseleyi anlatma derdindeyiz. Nitekim başka bir dizi olsa başrol oyuncularını çıkarttığınızda dizi  güme giderdi ama seyircimiz bizim bu meselemizi anladı, sahip çıktı ve reytingde en küçük şekilde sarsılmadık ve aksine daha da tırmandık. Kaliteli bir dizi için zaten önemli olan oyuncuları değil, diziyi fenomen yapmak.

 

Haber Tarihi: 27 Aralık 2016 Salı 08:44

    Günün Karikatürü

    Yeni Akit Gazetesi - Günün Karikatürü 15.12.2017