• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Küresel şer odaklarının hedefindeki son kale: Aile!

10 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Kocayusuf

Allah (c.c.) ömrünüzü uzun, kılıncınızı keskin eylesin...
  • 2 Ay Önce

milli görüş

o kadar uzağa gitmeye geerk yok içizdekiler yetiyor aileyi yıkmaya mor çatı kadem ve bunların destekçisi 6284 marifetiyle iktidar maddi manevi aile düşmanı
  • 2 Ay Önce

Toplumun Temeli Aile Ailenin Gözünün Nuru Çocuktur

Türkiyede resmi kaytlsra girmiş 1, 8 milyon kişi uyuşturucu kullanıyormuş. Kullanma yaşı 12 ye düşmüş. Türkiyede kaç aile var? Kaç ailede bir kişi uyuşturucu kullanıyor? Aileyi yıkıp dagıtan bu illetin yolu eskiden Türkiyeden geçiyordu.Artık Türkiye transit ülke değil hedef ülkeymiş. Lgpt meselesinin konuşulması kadar bu bela ne konuşuluyor, ne amansızca mücadele ediliyor. Son aylarda şöhretler üzerinden topluma boca edlen onların cinsel hayatları ve diğer ilişkileri sanki uyuşturucu illerinin ülkede yayılmasının sebepleriymişlermiş gibi kolaycılıga kaçıldı özellikle basında. Şöhretlerin üzerine gidilmesinin :kullanıcı- mücadeleye olumlu yanları mutlaka vardır. Ancak var onlarla mücadele edilmeden hedef ülke olmaktan çıkabilirmiyiz. Varlık barışı ile yurtdışında araban var onlar buraya getirdikleri servetleri ile iş adamı oldular. Tonlarca uyuşturucu şu yakalanan Zindaşti içerden çıkarılıdı, dışarı kaçtı Biri yakalanıp yargılanıyor, servetini Hollanda'dan getirmiş,Hollanda kırmızı bültenle arıyor, mahkeme bu suçtan kazanıldıgı isbatlanamadı deyip berat ettiriyor. Elazığ valiligi 2 silah ruhsatı veriyor. Akdeniz'de bir gemiye operasyon yapılıyor 10 uyuşturucu yakalanıyor. Hemide dört Türk bulunuyor. Uyuşturucu kimin çıksa şaşarsınız. Mahkemenin berat, valiliğin silah rugsatı verdiği muteber iş adamı muamelesi gören baronun.Türkiyede yaşadıgı için tutuklanabildi. Ne dersiniz adlı gücü, yada bizim adliyenin isbatlayamaması sonucu tekrar torbacılarının başına döner mi dersiniz. Kıkıçdaroglu bu meseleyi gündeme taşıdıgında ciddiye alınmamıştı. Öyle ki memurlar adlı emanetleri patlattı. Adana'da bir savcı baronluktan, ödüllü poliste arabasında eşi varken kurye likten yakalandı. Emniyet çalışıyor. Probilem adlı ve infaz kanunlarımızda. Siyasi saiklerle adliyeye ve hapse düşenlerin gördügü muamelenin onda birini yaşamıyor baronlar.. Bataklıgı kurutma yerine şöhretli sivrisinekler atılıyor toplumun önüne. Sahi Mersin Limanına Kolombiya'dan muz kolisi arasında göderilen vatan sever Gümrük memurlarının yakaladıgı uyuşturucular kimindi, kime gönderilmişti, dava açıldı mı, sonuç ne oldu? Türkiye, şöhretlerin yatak muhabbetlerini pehlivan tefrikaları gibi yayınlanması ile uyuşturucu ve baronlarla etkin mücadele yapmada başarılı olabilir mi? Görülüyor ki bu uyuşturucu illeti mahalle tanımıyor. Aile kurumunu en tehdit eden illet uyuşturucudur.
  • 2 Ay Önce

Kanber

Selamlar. Allah razı olsun. Bir çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve buzdolabı aldığımızda dahi kullanma kılavuzu var. Ona bakıp kullanıyoruz. Kâinatın en mükemmel yaratığı olan ve halife olarak yaratılan insanın kullanma kılavuzu Kur'an'dan, Önderi Resulullah'tan koparılması, uzaklaştırılması işte bugünkü felaketi, çıkmazı, çürümüşlüğü oluşturmuştur. Tek çözüm islam'dadır.
  • 2 Ay Önce

OSMANLI TORUNU¹²⁹⁹

Kanber bey, aslında modern insanın içine düştüğü en büyük paradoksu çok yalın bir dille özetlemişsiniz. Bugün en basit teknolojik aletin bile bir mühendislik harikası olduğunu kabul edip, onun sağlıklı çalışması için üreticinin koyduğu kurallara (kılavuza) harfiyen uyuyoruz. Ancak kainatın en karmaşık, en donanımlı ve "halife" vasfıyla yaratılmış varlığı olan insanın, başıboş bırakıldığını düşünmek büyük bir mantık hatasıdır. Bir makine kılavuzsuz kullanıldığında nasıl kısa sürede bozulup hurdaya çıkıyorsa; insan da ruhunun ve bedeninin sınırlarını belirleyen ilahi kurallardan koptuğunda "çürümüşlük" kaçınılmaz olur. Bugün yaşanan toplumsal buhranlar, aile yapısındaki çözülmeler ve bireysel tatminsizlikler, insanın kendi "doğal ayarlarından" uzaklaşmasının bir sonucudur. Kanber beyin belirttiği gibi, sadece bir kitaba (Kur'an) sahip olmak yetmez; o kitabın nasıl hayata geçirileceğini gösteren bir "uygulayıcıya" (Hz. Resulullah) ihtiyaç vardır. Kılavuzu okumak yetmez, onu ustasından görmek gerekir. Rehbersiz bir inanç, kişisel yorumların labirentinde kaybolmaya mahkumdur. İnsan, yeryüzüne sadece tüketmek için değil, bir nizam kurmak ve emaneti korumak için gönderilmiştir. Kanber beyin "kullanma kılavuzu" dediği vahiyler, aslında insanın özgürlüğünü kısıtlayan zincirler değil, onu kendi nefsine köle olmaktan koruyan emniyet şeritleridir. Kanber beyin teşbihiyle söylersek, üreticisini tanımayan ve onun talimatlarına sırt çeviren bir mekanizma, er ya da geç kendi kendini imha eder. İslam, sadece bir din değil; insanın dünya ve ahiret mutluluğunu garanti altına alan en mükemmel "işletim sistemi"dir.

Albatros

Bizi yönetenler ne kadar bizden...
  • 2 Ay Önce

OSMANLI TORUNU¹²⁹⁹

İsmi bile bize yabancı olan 'Albatros', gökyüzünde süzülürken yeryüzündeki şu hakikati kaçırıyor gibisiniz: Bir toplum, kendini değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad Suresi, 11). 'Bizi yönetenler ne kadar bizden' diye sormadan önce, 'Biz ne kadar kendimiziz?' diye sormak gerekmez mi? ​Yönetenler gökten zembille inmiyor; bu toplumun içinden, bu okullardan, bu sokaklardan ve bu aile yapısından çıkıyor. Eğer sokaktaki esnaf tartıda hile yapıyorsa, memur işini savsaklıyorsa, komşu komşunun hakkına göz dikiyorsa ve bizler bireysel hayatımızda 'bizden' olan değerleri terk etmişsek, başımızdakilerin 'bizden' olmasını beklemek sadece bir hayalperestliktir. ​Unutmayın ki; her toplum layık olduğu şekilde yönetilir. Kendi içimizdeki çürümeyi, liyakatsizliği ve ahlaki erozyonu görmezden gelip suçu sadece 'yönetenlere' atmak, vicdanı rahatlatmanın en ucuz yoludur ama çözümün parçası değildir. Gerçekten 'bizden' bir yönetim istiyorsak, önce evimizden, işimizden ve kendi karakterimizden başlayarak 'biz' olmaya dönmeliyiz. Aynaya bakma cesareti olmayanların, başkalarını eleştirmesi sadece bir kaçıştır."

OSMANLI TORUNU

Sosyal medya mecralarında inancımıza, örfümüze ve fıtratımıza aykırı ne varsa "normalleştirme" operasyonu çekiliyor. Kadını özgürleştirme maskesiyle meta haline getiren, erkeği ise ailevi mesuliyetlerinden koparan bu sistem; ilerleme değil, insanlığın gerilemesidir. Aile bağlarını "geleneksel pranga" olarak gören o sığ zihniyet, şunu anlamalıdır: Aile sadece biyolojik bir birim değil, bir milletin ruh köküdür. Temeli sarsılan bir toplumun, dış saldırılara karşı direnmesi imkansızdır. Küresel efendilerin hedefinin "devleti zayıflatmak için aileyi yıkmak" olduğu gerçeği, bugün her zamankinden daha aşikardır. Batı’nın döküntüleriyle muhteşem bir gelecek kuracağını sanan "entelektüel" takımı, kendi özünden koptukça nasıl bir kimliksizlik girdabına düştüklerini göremiyorlar. Oysa kurtuluş, yazarın da dediği gibi, İslam’ın izzetli duruşunda ve asaletindedir. Kendi evlatlarını bu ifsat bataklığından koruyamayan, aile yapısını "çağ dışı" bulan o modernite hayranları; toplumun ahlak kaleleri bir bir yıkılırken zafer çığlıkları atabilirler. Ancak unutmasınlar ki; yangın her yeri sardığında, o sığındıkları fildişi kuleleri de ilk yanan yerler olacaktır. Eğitim sadece okulda değil, diz dize verilen aile sofralarında başlar. Evlatlarımızı dijital dünyanın insafına terk etmek, onları celladına aşık birer kurbana dönüştürmektir.
  • 2 Ay Önce

Ufk

Küresel çete toplumları kişi bazında atomize ederek ufalamak suretiyle kendi güdümüne alıyor. Olay bu. Ne yazıkki tuzakları çoğu diplomalılarımız bile göremiyor.
  • 2 Ay Önce

Âdil şâhid

Bilmediğimiz neler var yahud ne oldu ki bu duruma düçar olduk.Siyonist baskı mı,ne haltsa buna bir çare bulmak lazım
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23