• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Masonik Yapılar Batı Adına Öncü Kuvvettir

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Derya Çelik

Kardeşim; bu yazdığın yazıyı dikkatlice bir okusan, Masonların / duvar ustalarının reklamını, propagandasını yaptığını anlarsın. Hele o ilk üç paragrafı yazmak zorunda mıydın !!? Yazık ,,, Dr. Derya Çelik
  • 3 Ay Önce

Gerçek

Benim için önemli olan İslâm şeriatına göre yaşamak ve yönetilmek. Gerisi hikaye.
  • 3 Ay Önce

M.firat

Bu tur masonik yapilanmalar, is dunyasinin tamaminda tusiad gibi, basin yayin kuruluslarinda, stk larda, akademik cevre ve yuksek ogretim kurumlarinda, baro,adliye ve yuksek yargida,askeriyede,saglikta,istihbaratta vs oldukca etkin ve karar alma mekanizmasindadirlar... 
  • 3 Ay Önce

İyildiz

MASONLUK !!!... MASON ; (İngilizce’de “Masonry”, Fransızca’da “Maçonnérie”, Almanca’da “Maurerei”) “duvar ustası” anlamına geliyor. Diğer meslek localarından imtiyazlı oldukları için “hür” oluyorlar, örgüte sonradan gelen farklı meslek erbapları ise “kabul edilmiş” mason oluyor. Sonra bugünkü “mason” tabiri genel bir unvan halini alıyor... Kelime manası olarak, “Masonluk” teriminin Batı dillerindeki karşılıkları günümüzde “duvarcılık” ya da “duvar işçiliği” anlamına gelir. Çağlar boyunca süregelmiş “geleneksel yapıcılık mesleği ve sanatı”nı nitelemek üzere de kullanılır... Türkçe’de ise, mesleği genelde yapıcılık (özelde duvarcılık) olan kişiye “mason” denmez. Dilimizde “Masonluk” terimi, Batı dillerinde “Özgür Masonluk” anlamına gelen (İngilizce’de Freemasonry, Fransızca’da Franc-maçonnérie, Almanca’da Freimaurerei) terimlerle özdeşleştirilmiştir. Bu bağlamda bir zamanlar “Farmasonluk” ve “Franmasonluk” terimleri de kullanılmış, ama bu terimlerin kullanımı şimdilerde pek fazla kullanılmamaktadır... Bizim konumuz olan "mason-luk" ise, Siyonizmin kontrolündeki GİZLİ DÜNYA DEVLETİ'nin en önemli kuruluşlarından biridir... Masonlar kendilerini; " kardeşlik duygusuna dayalı, federal bir yapıya sahip, inisiyatif, hayırsever, sembolik, felsefi, seçici, hiyerarşik, uluslararası, hümanist ve kurucu bir kurumdur" diye tarif ediyorlar... Oysa, DOLAR'ın üzerine basılan NOVUS ORDO SECLORUM-(ÇAĞLARIN, TARİHİN) YENİ DÜNYA DÜZENİ(GİZLİ DÜNYA DEVLETİ) ve "13 Basamaklı Piramit"e baktığımızda MASONLUK, hiç de öyle masum bir tarife uymuyor... İşte NOVUS ORDO SECLORUM-YENİ DÜNYA DÜZENİ(GİZLİ DÜNYA DEVLETİ)nin 13 Basamaklı Piramiti; * Halkın içine giren ve yukarının emirlerini uygulayan saçaklar ki, Bunlar 3 kademedir: 1-Rotary, Lion, Dıner, Propeller, Ymca 2-Mavi Localar 3-Önlüksüz "MASONLAR" (İyi İnsanlar,kendilerince) * Ucu gözüken, büyük kısmı gizli olan kademeler ki, bunlar 5 kademedir: 4-B’nai B’rıth, Bılderberg Teşkilatları: Bu kademe Ara Koordinasyon kademesi olup görünen en yüksek yönetim kademesidir. 5-Büyük Şark Locası : (Fransız MASON Locası teşkilatları) 6- Komünizm: (Rusya MASON Locası) 7- İskoç Locası Teşkilatı : l - 33° (İngiliz MASON Locası) 8- York Locası Teşkilatı : (Alman MASON Locası) * Hiç görünmeyen gizli kademeler ki, bunlar da 4 kademedir: 9- RT : (En üst gizli kademe: 3 Kabalistten müteşekkil en üst komuta kademesi.) 10- 13’ler Meclisi 11- 33’ler Meclisi 12-300’ler Kulübü Sanhedrin: (En üst yönetim meclisi) En alttaki İNSANLIK ile beraber bu kademeler 13 kademeyi oluşturmaktadır. En üstte ise, MASON İLAHI LUSİFER'İN GÖZÜ yer almaktadır... Görüldüğü üzere Masonluk, Siyonizmin kurduğu GİZLİ DÜNYA DEVLETİ'nin önemli organlarından biridir... Burada MASONLAR(İngiliz, Fransız, Alman, Rus locaları) kendilerince "iyi İnsanlar" olarak gösterilmektedir. Bunun sebebi ise, masonların görevi ile ilgilidir... Şöyle ki; *Masonlar toplumun içindedirler, *Dolayısıyla toplumun her katmanında bulunmaktadırlar, *Kendilerini tarif ettikleri gibi (çağdaş, iyi giyimli-şık, seçkin, güleryüzlü v.s.) pazarlamaktadırlar, *Böylece halkın içinde ayrıcalıklı-imtiyazlıymış gibi fark edilmektedirler, *Ki "iyi insanlar" olarak görevlerini sezdirmeden, sinsice yapabilsinler... Rahmetli Erbakan Hocamızın deyimiyle, "Masonluğun çıraklık okulları" ise; Rotary, Lion, Dıner, Propeller, Ymca gibi, daha çok yardımlaşmaya, dayanışmaya(!) ve sosyal alanlarda etkinliğin arttırılmasına yönelik örgütlerdir... Buralarda MASON ADAYLARI davet edilerek, masonluğa uygun olup olmadıkları KART MASONLARCA(Erbakan Hocamızın tabiri)test edilir... Mavi Localar ise, ara geçiş localarıdır... Masonluğun tarihçesine baktığımızda ise, masonluğun kuruluşunun şu efsaneye dayandığını görüyoruz; *Hz. Süleyman zamanında, Filistin topraklarında Sur Krallığı bulunuyordu. Sur kralı Hiram ile Hazreti Süleyman arasında barış anlaşması vardı. Hz. Süleyman, saray ve mabet yaptırmak istediğinde Sur kralından inşaat ustası ve inşaat işçileri ister. Sur kralı da kendi ismini (Hiram) taşıyan ustasıyla yeteri kadar inşaat elemanı gönderir... *Bir görüşe göre Hiram Usta Mısırlıdır ve Mısır mimarisinin sırlarına sahiptir. Kabalist olduğu da söylenmektedir. Hiram usta saray ve mabet inşaatında çalışanlarla bunun için gerekli taş ocağı ve ağaç kesimi çalışanlarını örgütler... *Hiram Usta’nın altında ustalar, ustaların altında kalfalar, kalfaların altında çıraklar ve işçiler vardır. Mimarlığın sırları Hiram Ustadadır. İnşaat sektöründeki bu örgütlenme daha sonraları Mason Loncası (Loca değil) adını alır. Çünkü rivayete göre Hz. Süleyman döneminde baş mimara "mason-duvar ustası" denilmektedir... *Hiram usta, gizli mimarlık bilgilerini kendisinden zorla öğrenmek isteyen üç kalfası tarafından öldürülür. Hz. Süleyman, bu gizli bilgileri tayin ettiği yeni baş mimara öğretir. Yeni baş mimar, saray ve Süleyman Mabedi inşaatı tamamlandıktan sonra ortadan kaybolur... İşte bu rivayetteki "mabed" (Hazreti Süleyman'ın tapınağı) inşaasında yirmi bin bin kişi çalışmıştı. Baş usta Hiram Usta idi. Bir "dul kadının oğlu" olan Hiram Usta işçileri "çırak, kalfa, usta" şeklinde üç dereceye ayırmıştı. Her dereceye mimarlık bilgilerinin bir kısmını öğretmişti ve bunlar birbirlerinin sırlarını bilmezlerdi. Kalfalar Hiram Usta'dan ustalık sırlarını öğrenmek istemişler, "çalışarak öğrenilir" cevabını alınca ustaya kinlenerek onu öldürmeye karar vermişlerdi. Hz. Süleyman katilleri cezalandırdı, yeni bir büyük üstad mimar tayin etti. Böylece masonluk Hiram Abif'in ölümü ile başladı... Masonluğun piri ve en büyük ismi olarak, Hazreti Süleyman Mabedi'nin Baş Mimarı Hiram Abif'in ismi üzerinde bir anlaşmaya varılmıştır. Bu kişi, günümüz Masonluğunun en önemli ritüellerinde yer alır ve insanın kendisini yüceltmesi yolculuğundaki son noktanın, yani "Kamil İnsan" olabilme serüveninin zirvesinin sembolü olarak, Hiram şahsiyeti ve isminde vücut bulur... Hiram Abif'in gömüldüğü yer belli olmasın diye üzerine bir akasya ağacı dikilmiş ve böylece akasya, Masonlar için kutsal ve özel bir anlama bürünmüş, Üstad derecesinin önemli sembollerinden birisi olarak kabul görmüştür... M.Ö. 900 yılı dolaylarında inşa edilen Süleyman Mabedi ve buna ilişkin olarak Hiram Efsanesi, masonluğun başta gelen, en önemli sembollerindendir. Yine, Mason Sözlüğü'nde onun için, "Hiram Abif gerçek mason niteliklerinin tümünü kişiliğinde toplamış olan yetkin insanı temsil eder" denilmektedir. Dünya masonlarının birbirlerini "dul kadının çocukları" nitelemelerinin kökeni de bu efsaneye dayanır. Bu konudaki düşünce şöyle: "Hiram Abif bir dul kadının oğlu olarak tanındığından, dünyadaki tüm masonlar birbirlerinin kardeşleri sayıldıklarından, hepsine simgesel olarak 'dul kadının çocuğu' denilmesi geleneksel uygulama olagelmiştir." Burada üst derece mason olan Üzeyir Garih öldürüldüğünde, "dul bir kadının çocuğuna yardım için gittiğinin" söylenmesindeki şifreyi hatırlamak lazım...Çünkü bir Mason başı belaya girdiğinde "dul kadından" bahseder. Böylece tüm Masonlara mesaj göndermiş olur. İşte bu çok önemli cinayetteki (Hiram usta cinayeti gibi) dul kadının oğlu şifresi... Tevrat-yahudi kaynaklı Hiram Efsanesi'nde adı geçen işaretler, isimler ve kelimeler mason sembolizminde önemli rol oynarlar... Sembolizm, Masonlar için çok büyük önem taşır. Semboller kanalıyla açıkça ifade edilmesi mümkün olmayan pek çok mesaj, şifre gizli bir şekilde anlatılır. Bu bir bakıma, yasa dışı örgüt mensuplarının kendi aralarında haberleşmek için geliştirdikleri şifre sistemine benzer. Mason olmayanların farkına dahi varmadığı bir simge, Masonlar için değişik anlamlar taşır... Bunlardan bazıları ise şöyledir; *Altı Köşeli Davud Yıldızı; İsrail devletinin bayrağındaki semboldür, *Üçgen ve Göz;dolardaki piramidin üstündeki dünyayı gözetleyen Mason İlahı Lusifer-şeytanın gözü, *Gönye-pergel, önlük ; Hiram ustanın kullandığı mimariye ait eşya ve aletlerden, *Jakin-Boaz Sütunları; Süleyman Tapınağının girişindeki iki sütun, *Yedi Kollu Şamdan “Menorah”; İsrail Devletinin ve Mossad’ın Amblemindeki Sembol, *Ayrıca aslan, kartal, yılan, güvercin, akasya, güneş v.s. gibi pek çok devletin, kurumun sembolü haline de gelmiş onlarca semboller... Ki bunların tamamına yakını yahudi-tevrat kaynaklıdır... Masonların toplantılarını yaptıkları mason locası “Mabed” şeklinde de adlandırılır. "Mabedlerimizdeki siyah ve beyaz karolar, kardeşlerimize Süleyman Tapınağının-mabedinin girişindeki zemini hatırlatmaktadır" demektedirler... Kral Süleyman Tapınağının yer zeminlerindeki siyah beyaz karoların her biri ise, kabala literatüründe bir sayıya karşılık gelmektedir... Bu mason (Mabed)locasında masonlar, Hiram Usta'nın işçileri "çırak, kalfa, usta" şeklinde üç dereceye ayırdığı gibi; "çırak, kalfa, usta" olarak adlandırılırlar... TBMM'de dahi bu sembollerden bazılarının olduğu iddia edilmektedir... Milli gazete yazarı Mustafa Yılmaz'ın "Dul Kadının Oğulları" adlı kitabına baktığımızda TBMM'deki bu sembolleri görebiliriz... Sembolleri bu derece yoğun ve her yere serpiştirmekteki amaçları ise, kendilerini olduğundan çok dah fazla güçlü göstermek istemeleridir... Olmadıkları halde, "biz her yerdeyiz" demektedirler güya... Sabataistlerin neredeyse tamamının Mason olmasının en önemli gerekçelerinden birisi de, Masonların gizliliğe verdikleri önem dolayısıyladır... Çünkü Sabatayizmin en önemli özelliği kendilerini -yahudiliklerini- gizlemeleridir... Ki masonluk da zaten benzer ritüelleri ve sembolleriyle birlikte yahudi-siyonizmin en önemli örgütlerindendir... Avrupa'da Masonluk; *Haçlı Seferleri sırasında, Kudüs’teki Süleyman Mabedinin (Mescid-i Aksanın) bulunduğu dağa ve Mescid-i Aksaya yerleşen "Tapınak Şövalyeleri"nin buraya yerleşmesindeki en önemli sebebleri, Mukaddes Emanetlere sahip olmak ve Baş Mimarın sırlarına ulaşmaktı. Büyük ihtimalle de ulaştılar ki, "Mason Mabedleri (locaları)"nin ilgi çekici mimarileri de bunu doğrulamaktadır... Hiram Ustanın ritüelleri ve sırları Tapınak Şövalyeleri tarafından Avrupa'ya götürülerek, bugünkü Masonluğun temelleri atılmıştır... *Sonraki yıllarda Mason Loncaları(dernek gibi) Avrupa’da kuruldu ve Fransa, İngiltere, İspanya, Roma, İngiltere, İrlanda, İskoçya, Rusya gibi ülkelerde önemli merkezler oluşturuldu... *Böylelikle Tapınakçılar, Mason Loncalarını bünyelerine almışlar ve onunla bütünleşmişlerdir. Bu bütünleşmede, Mason Loncalarının “usta-kalfa-çırak” sistemiyle Tapınakçı tarikatının “piramitsel” sistemini birleştirmiş ve MASON LOCALARI adıyla yeni bir sistem kurmuşlardır. Dolayısıyla kendilerini gizlemekte başarılı olmuşlar, yeniden teşkilatlanmışlardır... *Tapınak Şövalyelerinin Mason Loncalarını kullanmaları ve sonrasında Mason Locaları olarak örgütlenmeleri sırasında amblemlerinde kullandıkları şekiller, Hiram Ustanın loncası, İsrailoğulları ve Mısır kültü kaynaklıdır. Kendilerine ait kartal, aslan, kral tacı, kale/kule de kullanılan semboller arasındadır. *İngiltere Büyük Locası amblemindeki sembollerle, Tapınak Şövalyelerinin sembolleri aynıdır: KARTAL, KALE-KULE, ASLAN, KRAL TACI, TAPINAKÇI KALKANI… İlave olarak araya pergel ve gönye ile üst bölüme güneş sıkıştırılmıştır... *Masonlukla ilgili en eski belgenin, 1390 tarihli "Masonik Elyazması" adlı şiir olduğu kabul edilmektedir. *Tapınakçıların bilinen son büyük üstadı Jacques de Molay büyük üstadlığı gizlice bir başka tapınakçıya devrettikten sonra 1314 yılında öldürüldü ve yakalanamayan diğer Tapınak Şövalyeleri Britanya (İngiltere), İrlanda ve İskoçya’ya sığındılar. *1314 yılında İskoçya'nın İngiltere'ye karşı başlattığı zaferle sonuçlanan Bannockburn savaşında Tapınak Şövalyeleri, kendi kıyafet ve kılıçları ile İskoç kralı Robert Bruce'un yanında İngilizlere karşı savaşmışlardır. Bu savaştan sonra İngiltere’ye yerleşip kökleşmeleri daha kolay olmuştur. *Çok sayıda Mason locası da 16. Yüzyıl sonlarında İngiltere, İrlanda ve İskoçya’da ortaya çıkar. Mason Loncalarının ardına gizlenen Tapınak Şövalyeleri, yerleştikleri Büyük Krallıkta mason loncalarını Mason Locası haline çevirmiştir. Onlarca mason locası kurulmuştur. *Bunlardan dördünün, 1717'de İngiltere’de bir araya gelmesiyle Londra Büyük Locası (Grand Lodge of England) kurulur. Diğer birçok loca da bu büyük locaya katılır.1725 yılında İrlanda Büyük Locası, 1736 yılında ise İskoçya Büyük Locası kuruldu. *İngilizlerin Amerika kıtasını işgali sırasında, Mason Locaları da Amerika’ya ihraç edilir ve çok sayıda İngiltere, İskoçya ve İrlanda Büyük Localarına bağlı localar kurulur. George Washington, Benjamin Franklin gibi "Mason Kurucu Babalar" tarafından ABD başkenti Washington, tümüyle Masonik sisteme-mimariye göre oluşturulur. Bağımsızlık savaşından sonra ABD’deki her eyalette bağımsız(!) Mason Locaları kurulur. *Tapınakçıların İlk ilişkiye girdikleri örgüt 1099 yılında Fransa’da kurulmuş bulunan Priory Of Sion (Siyon Tarikatı)’dur. Adını, Kudüs’teki Sion dağından almıştır. Tapınakçılar, gerçek amacı gizleme, önemli bilgileri sadece örgütün üst yönetiminin bilmesi (Ezoterizm) ve Kabala Sistemini Siyon Tarikatından almışlardır. Kudüs, Akka ve Fransa’da yakın ilişki kurdukları Yahudilerden de birçok inancı bünyelerine almışlardır... Masonluk ve yahudilik ilişkisi böylece başlayarak, Siyonizmin kurulmasıyla da Masonluk, tam manasıyla yahudi-siyonizmin kontrolüne girmiştir... *İlk faizci-tefeci bankacılığı kuranlar ve zaman içinde tüm dünyayı banka şubeleriyle ağ gibi örenler Tapınakçılardır ki, yahudi-siyonistlerin de bu konudaki yeteneği malum... Paraya hakim olduktan sonra hem Avrupa krallarını, hem de Papayı ve kardinalleri borçlandırarak perde arkasından yönetmeye başlamışlardır... Hatta zamanla İslam Ülkelerindeki işbirlikçi yöneticileri de... *Mason kuruluşlarının bir amacı da, paraya-sermayeye hakim olmak ve bu suretle "yönetenleri yönetmek"tir. Temel ilkeleri “yöneten olmadan belirleyici ol, emretmeden yönlendir, yöneticilerin perde arkasındaki yöneticisi ol” diye özetlenebilir... Bugün IMF ve Dünya Bankası dahil, dünyadaki tüm bankaların yönetimi veya yönlendirerek yönetimi de Masonların(tabi ki siyonist efendilerinin) elindedir... Bir siyonist liderin ;" bana para(DOLAR) basma yetkisini verin, Dünyayı kimin yönettiği önemli değil" dediği gibi, bugün para-banka-finans yetkisi bunların elindedir... ABD Merkez Bankası(FED), 6 yahudi-siyonist-mason ailenin kontrolündedir... İkisi de siyonizmin emrinde olan; Londra'daki büyük locaya bağlı, katı kurallara tabi mason örgütler ile daha liberal ve özgür bir yapının olduğu Fransa'daki ''Özgür Masonlar Büyük Locası'' adı altında her tür insanı ağına düşürebilecekleri yapıyı böylece inşa etmişlerdir... Burada, Refah-Yol Hükümetinin düşürülmesi için Fransa'daki ''Özgür Masonlar Büyük Locası'' nın, Türkiye'deki Masonlara verdiği talimatı da unutmayalım...Ve ayrıca; Milli Görüş partilerinin(NİZAM-SELAMET-REFAH-FAZİLET) kapatılmasında, Rahmetli Erbakan Hocamızın yasaklanmalarında da masonlar hep baş rollerdedir... Görüldüğü gibi Masonluk; *Tevrat kaynaklı Hiram Usta efsanesi ile başlamış, *Tapınakçıların Haçlı işgalindeki Kudüs'te, bunların ezoterik-gizemli halleriyle karışmış, *Tapınakçılar tarafından Avrupa'ya taşınmış ve ilk olarak İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Fransa'da "duvar ustası loncaları" olarak yer tutmuş, *Yahudi-sion tarikatları ve Kabala ile iç içe geçmiş, *Amerika'nın keşfiyle oraya da taşınmış, *Ve zamanla yahudi-siyonizmin tamamen kontrolüne girerek, tüm Dünya'yı ahtopot gibi saran "mason localarıyla" yayılmıştır... Yahudi-sion tarikatlarıyla hercümerc-karmakarışık olan Masonluk, Siyonizmin ortaya çıkıp resmileşmesiyle de, günümüzde Siyonizmin kontrolündeki en önemli piyon olmuştur... Türkiye'de masonluk ise; *Her ne kadar Türkiye'de Masonluğun ve ilk Masonların 1720'li yıllardan bu yana var olduğu bilinse de, daha ziyade dış obediyanslara (obediyans:“kölenin efendisine kayıtsız şartsız boyun eğmesi ve tam itaat etmesi”, “bağlı olunan dini kuruma itaat ve bağlılık”)bağlı ve Osmanlı topraklarındaki yabancıların etkinliğinde sürdürülen bu çalışmalar, 18. yüzyılın ortalarından itibaren Türkleri de içine almaya başlamıştır... *Bilinen ve kayıtları günümüze ulaşan ilk Türk Masonlar, bu yüzyılın ortalarında topluluğa kabul edilmiş olan İbrahim Müteferrika(Macar asıllı) ve Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa'dir...Yine Türkiye’deki ilk masonlardan olan Humbaracı Ahmet Paşa gerçekte bir Fransız kontudur ve gerçek adı Comt de Banneval’dir. 1729’da Osmanlı hizmetine girmiş, ilk askeri ve topçuluk okulunu kurmuştur... *1861 yılına kadar, daha ziyade İngiltere, Fransa ve İtalya obediyanslarına bağlı localarda çalışmalarını sürdüren Türk(!) Masonluğu, bu yıl içerisinde Mısır asıllı Osmanlı Prensi Abdülhalim Paşa'nın önderliğinde Osmanlı Yüksek Şurası'nı, o zamanki ismi ile Makbul İskoç Riti Şura-ı Ali-i Osmani'yi kurar ve böylece yerli(!) bir kimlik kazanmış olur... *İlk matbaayı kuran (macar)İbrahim Müteferrika masondu. Matbaayla beraber gazeteler de kuruldu ve gazetelere kaynak olan reklam pastasının büyüğü bugün bile Yahudilerin elinde... 1720’de kurulan ilk matbaa, aynı zamanda masonluğun Osmanlı içinde serpildiği yıllara tekabül eder. Gazeteler “İslami şuurla” kurulsaydı bugün elbette çok daha farklı olurduk... *M.Reşit Paşa, Mithat Paşa, Namık Kemal gibi önde gelen kişiler masondular ve batılılaşma da bu gibilerce başlatılarak, Devletin ve Milletin yapısını bozmaya başlamışlardı... *Masonluk Osmanlı Devleti’ne Batıdan ithal malı olarak girmiş, temelleri önce yabancılar sonra da azınlıklar tarafından atılmıştır. Osmanlı Devleti’nde yabancı ülkelerin vatandaşları olup oralarda masonluğa girmiş ve sonradan görevli olarak Türkiye’ye gelmiş kişiler ilk locaları kurmuştur. İbrahim Müteferrika Macar asıllıdır... Yine ilk masonlardan olan, 1729’da Osmanlı hizmetine girip, ilk askeri ve topçuluk okulunu kuran Humbaracı Ahmet Paşa gerçekte bir Fransız kontudur ve gerçek adı Comt de Banneval’dir... *2. Abdülhamit Han'ın padişahlık döneminde ise, 32 yıl boyunca sürekli olarak mason locaları üzerinde sıkı kontroller kurulmuştur. Bunun nedenlerinden biri de, padişahın kardeşi Sultan 5. Murat’ın bile mason yapılması ve hasta olan Murat'ın masonlarca devlet aleyhine kullanılmak istenmesidir.... 2. Abdülhamit Han Masonluğun ne derece tehlikeli olduğunu bildiğinden, iktidarı boyunca bunlara göz açtırmamıştır... *Bu dönemde özellikle İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin yönetici kadrosu mason localarına üye olmuşlar,1908 yılında 2. Abdülhamit Han'a Meşrutiyet’in ilan edilmesini kabul ettirip iktidara gelerek, bilahare 2. Abdülhamit Han hal edilip padişahlıktan azl edilerek, Osmanlı Devleti'nin yıkılmasında büyük rol oynamışlardır... *Özellikle Siyonist-Yahudi Emanuel Karasso'nun çalışmalarıyla, Selanik'teki locayı kullanarak, İttihat ve Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin çoğu mason yapıldı... Ve ittihatçılar, bu Yahudi Emanuel Karasso'yu Selanik Mebusu-milletvekili yaptılar... O da,Türk'ün Sultanı, İslam'ın halifesi 2. Abdülhamit Han'ın hal edilişinı tebliğ edenlerin arasına sokularak, siyonistlere, masonlara aman vermeyen Büyük Sultan-Halife'den intikamını aldı... İşte Mason olmanın ihanet belgesi... *Ve koskoca DEVLET-İ ALİYE-YÜCE DEVLET bu masonlarca yıkıma götürüldü... Hani bu masonluk milli-yerli(!) idi... Milli-yerli olan kendi devletine-halifesine düşman olur da yıkar mı... *Cumhuriyet döneminde ise, daha önce kendisi de bir ara Masonluğa girip-çıktığını söyleyen (ne olduklarını görmüş ki) M.Kemal Atatürk 1935 yılında Mason Localarını kapatmıştır... Ki bu şöyle olmuştur; Mustafa Kemal, Mahmut Esat Bozkurt’u yanına çağırır. Kendisine masonların örgütlenme şemalarını ve amaçlarını anlatan bir kitap verir. “Bunu gizlice mutalaa et-incele, bir takrir-öneri ile Halk Partisi Grup Başkanlığı’na ver ve grupta bunlara şiddetli bir hücum yap ve grupça kapanmasına delalet-rehberlik et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır.” Mahmut Esat Bozkurt bunun üzerine gereğini yapar ve takriri gurup toplantısında okutur: "Masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir. Memleketimizde bunun ne işi vardır" der... Bunun üzerine mason olan Şükrü Kaya ve Doktor Mim Kemal önderliğinde bir grup Atatürk’ün yanına gelerek; -Biz zaten maiyet-i devletindeyiz, fakat siz meşrik-i azamımız(büyük üstad) olursanız pervane gibi etrafınızda dolaşırız. -Atatürk:Peki bir şey soracağım. Bana cevap veriniz. Siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız ve metbuunuzun-tabi olduğunuzun ismi nedir? -Biz Cenova’ya tabiiyiz ve reisimiz de Borca Mişon Cenapları’dır. -Atatürk:Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin "Yahudi uşakları". Benim milletim bana kahraman sıfatını verdi, ben sizin gibi "çıfıt Yahudiye" uşak mı olacağım. Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki tüm localarınızı kapatmadığınız taktirde yarın teşkil edeceğim divan-ı harbi örfiye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan. *M.Kemal'in ölümünde sonra yeniden açılan Mason locaları bu döneme “uyku dönemi” derler. Bir de, "masonluk tehlike altındaydı, Atatürk de masondu ve bizi korumak için geçici olarak kapattı" diyerek, bu durumu inkar ederler... *Bu kapatmaya rağmen, Mason üstadı Kaya Paşakay bir röportajında Atatürk’ün masonlukla olan ilişkisini ispat etmeye çalışmakta, Atatürk’ün arkasına gizlenerek faaliyetlerini şöyle meşrulaştırmaya çalışmaktadır: “Atatürk’ün söylev ve demeçlerini düşünecek olursak, tüm bu prensiplerin özünde masonik ilkelerle birebir örtüşen, destekleyen ve tavsiye eden ifadeler görüyoruz. Atatürk zamanında Büyük Loca’mıza çok yakın davranmış ve faaliyetlerini teşvik etmiştir. Yakın çevresi, doktoru, başbakanı, Şükrü Kaya ve vekillerinin çoğu masondur” demektedir...Yani Atatürk de bizdendi ama bizi korumak için "uykuya yatırdı" demeye getirmektedir... Her şeyi istismar eden Masonlar, Atatürkü de en çok istismar eden-kullananlardır... *Mason localarını Atatürk kapatmasına rağmen, Atatürk'ten sonra Milli Şef olan ve Atatürk'ün en yakın arkadaşı denilen İsmet İnönü zamanında, mason localarının tekrar açılması ise manidardır... *Daha sonraları ise; Atatürkçülüğü kimseye bırakmayıp, koyu Atatürkçü olan Celal Bayar, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit v.b. gibi siyasi kişilerin de MASON olmaları dikkat çekicidir... Masonların Atatürk'ten intikamı mı acaba... Şimdi de, Türkiye'deki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locasının bazı temel ilkelerine(!) bakalım; *Masonluk Yüce Varlık’a inanan bir kardeşlik kurumudur. Masonluk, çalışmalarını Hakikat’in araştırılması yolunda yoğunlaştırır... *Masonluk Bütün insanlar arasında sevgi, hoşgörü ve kardeşliğin kurulmasını ve bu suretle tüm insanların özgürlük, barış, adalet ve huzur içinde gelişmesini amaçlar. *Masonluk vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünü temel hak olarak kabul eder. *Masonlar, vatandaş olarak ülkelerinin yasalarına uymak ve vatanlarına sadakat ve şerefle hizmet etmek zorundadır. Masonlar için ülkelerinin bağımsızlığı kutsaldır. *Localarda din ve politika tartışmaları yapılamaz. *Masonluk, üyeleri arasında din, mezhep, ırk, dil, inanç, unvan ve makam ayrımı yapmaz. Üyelerini inançlı, özgür, iyi ahlaklı, namuslu, şerefli, haysiyetli ve aydın erkekler arasından seçer. Hiçbir inancı ve ülküsü olmayanları arasına kabul etmez. *Masonluk, hiç kimseyi Mason olması için hiçbir zaman ve hiçbir şekilde zorlamaz. Mason sıfatını kazananlar, gerek duymaları durumunda üyelikten ayrılmakta serbesttir. *Masonluğa medeni haklara sahip, yirmi bir yaşını doldurmuş, hür, iyi ahlaklı, çevresinde iyi tanınan aydın "erkekler" kabul edilir... Şimdi bu ilkeleri(!) okuyan kimseler, "aman ne zararsız, güzel, iyi niyetli, faydalı v.s. bir dernekmiş bu yahu" demez... Tabi ki bunlar gerçek yüzlerini gizlemek(en iyi yaptıkları şey) için yaptıkları resmi açıklamalar... Gerçekler ise şöyle; *Masonların Yüce varlık, Evrenin Ulu Mimarı v.s. dedikleri ALLAH c.c. değil, kendi pagan-putperest tanrılarıdır... Evrenin Ulu Mimarı Hiram Usta mı, Mason İlahı olan Lusifer-şeytan mı... Tabi ki LUSİFER-ŞEYTAN... En önemli sembolleri budur ki, ABD Dolarındaki piramitin en tepesine Lusifer'in gözünü koymuşlardır... Yeni-acemi Masonlar bunun gibi pek çok sırrı bilmemekte, ancak "Üstad" olanlar bilmektedirler... *Masonlar kendilerinden başka kime ne hoşgörü, sevgi, din ve vicdan hürriyetine saygı göstermişler, hele de İSLAM'a ve MÜSLÜMANLARA... Türkiye'de (ve Dünyadaki) Müslümanlarla ilgili her meselede, Masonlar en ön safta İslam ve Müslümanlar aleyhine bulunmaktadırlar... Bir de utanmadan hoşgörüden, din, mezhep, ırk, dil, inanç ayrımı yapmadıklarından bahsederler... *Masonlar, uluslararası bir yahudi-siyonist örgütü olarak, bu ülkenin geleneklerine, töresine, inancına, kurallarına ne zaman, ne kadar uymuşlar da, Arz-ı Mev'ud için çalıştıkları halde, "Masonlar için ülkelerinin bağımsızlığı kutsaldır" diyebilmektedirler... *Masonluğa giriş vardır, çıkış yoktur... Üst düzeyde kim özgür iradesiyle masonluktan çıkabilmiş... Hele sırlara vakıfsa... *Masonlar ağzını açtıklarında kadın haklarını güya kimseye bırakmazken, kadını her işe yönlendirip aileyi bozarken, feminist derneklerini militanca desteklerken, neden kadınları localarına üye-üstad yapmamaktadır... (bu eleştiriden kurtulmak için son zamanlarda sırf göz boyamak için, topluma kadın-erkek karışık olmalı diye her şeyi dayatırlarken, sadece kadınlara ait bir loca -gerçek faal loca değil- açmışlardır). *Yani kadınlar “düzenli” mason localarına üye olamaz... Özellikle İslam ve Müslümanlarla ilgili her konuya maydonoz olan Feminist dernekler ise, gidip de mason localarının önünde asla eylem yapmazlar... Neden oralarda hiç görünmezler ve bu durumu protesto etmezler... Çünkü feminizm de bu masonik çarkın (bilerek-bilmeyerek) bir parçasıdır... Masonlar bir de şunu söylemektedirler; "Masonluk Siyonist bir kuruluş değildir. Yahudilikle ve Yahudilerle hiçbir ilgisi yoktur. Esasen Siyonizm, Masonluğun kuruluşundan çok sonra ortaya çıkmış bir olgudur. Masonik metinlerde yer alan semboller ve alegoriler Hz. Süleyman tarafından inşa edilen mabedin yapımına ilişkin efsanelere dayandığından, masonluğa yanlış olarak bir Yahudi kuruluşu olduğu izlenimi vermekte ise de bu görüşün gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Nitekim Hıristiyan dünyasında, piskoposlar ve rahipler; İslam dünyasında şeyhülislam, imam ve diğer önemli din önderi masonlar vardır"... Bakalım öyle mi; *Hem, "Masonik metinlerde yer alan semboller ve alegoriler (tevrat-yahudi kaynaklı) Hz. Süleyman tarafından inşa edilen mabedin yapımına ilişkin efsanelere dayandığından" diyeceksin, hem de bizim yahudilikle-siyonizmle alakamız yok diyeceksin... Öyleyse neden kendinize ait özgün semboller icat edip de onları kullanmıyorsunuz da, Hiram Usta efsanesinden beri yahudi-siyonizm sembollerini kullanıyorsunuz... *Hıristiyan dünyasındaki piskoposlar ve İslam dünyasındaki bir şeyhülislamın(!) mason olması, sizin Atatürk'ün deyimiyle "çıfıt yahudi uşağı" olduğunuzu değiştirir mi...Değiştirmez... Bu nedenledir ki hiçbir dinin mensubu olmadıkları, sadece kendi "KABALACI MASON DİNİ"ne inandı(rıldı)kları halde, amaçlarına ulaşmak için, bukalemun gibi her dinden görünebilmektedirler. Bir dinden göründükleri zaman da amaçları o dinin temel usul ve inançlarını bozmak olmuştur. Örneğin İslam Aleminde, bazılarınca mücahit ve alim sıfatıyla tanıtılan Cemalettin Afgani ile öğrencileri Muhammet Abduh ve Muhammet Reşit Rıza bunlardandır... *Mesela; Nazi rejimi sırasında 80,000 ile 200,000 arasında masonun katledildiği söylenmektedir... Bildiğimiz Naziler, yahudi düşmanıydı ve yahudi soykırımı(!) yapmıştı... Peki bu kadar mason nereden çıkmıştı ve Naziler bu masonları -yahudi değilse- neden öldürmüştü... Demek ki Naziler de masonluğun yahudilikle-siyonizmle ilgisini biliyorlardı... *Yahudi olabilmek için israiloğlu olmak, yahudi kanı taşımak şartı vardır... Dünyadaki yahudi nüfusu ise, resmi olarak 15-20 milyon arasındadır... Kriptolarla(sabatayistler gibi) birlikte 20-25 milyon civarında olduğu söylenebilir... Siyonizmin Dünya hakimiyeti için bu nüfus yetmez... İşte Masonlar bu açığı kapatan en önemli yahudi-siyonist ASKERLERİDİR... Mesela; genelleme yapacak olursak, İsrail "yahudi"dir, Amerika(İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya v.s.) "mason"dur, tabiri caizse... *Yahudisiz hiçbir mason locası yoktur. Her locada mutlaka bir yahudi asıllı kişi bulunmaktadır ki, bir nevi müfettişlik görevi yapsın. Olur ya, bazı masonlar yoldan (siyonizme bağlılıktan) çıkabilirler... Görüldüğü gibi, Masonların ilkeleri(!) yalanları ortaya çıkıncaya kadardır... Masonluğun temel inancının dayanağı ise "KABALA"dır ki bu ; *Eski Mısır'dan Yahudiliğe devrolunan öğretidir. Kabala da, aynı Mısır rahiplerinin sistemi gibi, ezoterik (gizemli) bir öğreti olarak yayılmış ve yine Mısır rahipleri gibi temelde büyü ile ilgilenmiştir. Ünlü Yahudi araştırmacı Shimon Halevi, "Kabala, Tradition of Hidden Knowledge" (Kabala, Gizli İlmin Geleneği) adlı kitabında Kabala'yı şöyle tanımlamaktadır: "Pratikte Kabala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve "BÜYÜYE" dayalı bir formudur." *Tapınakçıların ve sonrasında masonların inanç temelinde paganlık vardır. Babil, Sümer, Eski Mısır ve eski Romanın tabiat varlıklarını ve giderek kralları tanrı kabul eden görüşünü önemli ölçüde benimsemişlerdir... Hiram Usta'nın da Kabalist olduğu söylenmektedir ki, Masonlarca en kutsal kişi olarak kabul edilmektedir... *Eski Mısır'ın materyalist, büyüye dayalı ezoterik-gizemli öğretilerini devralan Yahudiler, Tevrat'ın bu konudaki yasaklamalarını tamamen göz ardı ederek, diğer putperest kavimlerin büyü ritüellerini de benimsemişler ve böylece Kabala Yahudiliğin içinde, ama Tevrat'a muhalif bir mistik öğreti olarak gelişmiştir. İşte Musa a.s. ın getirdiği Tevrat'ın bozulması da bu kabalistik hahamlarca yapılmış ve bugünkü muharref tevrat, hahamlarca Kabalistik bir kitap haline getirilerek ALLAH c.c. nun kitabı olmaktan çıkmıştır... *Kur'an Kerim'de bu konuya işaret eden bir ayet bulunmaktadır. ALLAH c.c., İsrailoğulları'nın, kendi dinlerinin dışındaki kaynaklardan şeytani büyü öğretileri öğrendiklerini şöyle haber vermektedir: "Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkar etmedi, ancak şeytanlar inkar etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: 'Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkar etme' demedikçe hiç kimseye öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla ALLAH c.c. nun izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü, bir bilselerdi."(Bakara-102) Bu ayette haber verilen gerçek, Yahudi tarihindeki önemli bir mücadelenin de ana hatlarını göstermektedir. Bu mücadele, ALLAH c.c. nun Yahudilere gönderdiği peygamberler ve bu peygamberlere itaat eden mümin Yahudiler ile, ALLAH c.c. nun emirlerine isyan eden, çevrelerindeki putperest kavimlere özenerek ALLAH c.c. nun şeriatı yerine onların inanç ve kültürlerine eğilim gösteren sapkın Yahudiler arasındadır. İşin ilginç yanı, günümüzde bazı Yahudi olmayan kimselerin de Kabalaya katılmasıdır. Kabala ve ona dayalı pagan öğretiler, sadece Yahudiler içinde değil, Yahudi olmayanlar arasında da yankı bulmuş, özellikle bazı meşhur sanatçıların(Madonna gibi) kabalist olduklarını açıklamasıyla da ilgi çekmektedir. Siyonistlerin ve uşakları Masonların propagandalarıyla Kabala; ilgi çekici, meşru, sempatik bir öğreti olarak gösterilmek istenmektedir... Ki ne melanet olduğu bilinmesin, görülmesin... Netice itibariyle; *Bugün dünyada yaklaşık 6 milyon mason olduğu söylenmektedir ancak bu bile masonik bir yanıltmaca olabilir... 480 bini ingiltere-iskoçya-irlanda da ve 2 milyondan fazlası ABD olduğuna göre gerisini hesaplayın... Hele yahudinin-siyonistin-masonun "hiçbir taşın altını boş bırakmadıkları" düşünüldüğünde... *Mason locaları gittiği ülkelerde Truva Atı görevi yapmakta, önemli kişileri örgüte üye yapıp, ülkeleri parçalamak ve sömürge haline getirerek, Siyonizmin emrine vermek için çalışmaktadır... *Masonların gerçek hedefi; Doğudur, Anadolu’dur, İslam Alemidir... Amaçları bu topraklarda sevgi ve kardeşliği yeşertmek değil, bağlı bulundukları Siyonizmin çıkarlarını, hedeflerini İslam topraklarında gizlice yürütmektir... *Masonluğun ve Siyonizmin idealleri aynı doğrultudadır; Süleyman Mabedini yeniden inşa etmek, Arz-ı Mev'ud'da Büyük İsrail'i kurmak ve tüm Dünyaya-insanlığa hakim olmak... *Masonluğun Türkiye ve İslam topraklarında kökü yoktur... Kökü bellidir, Türkiye’ye girişi Batı kaynaklıdır, kökü, merkezi dışarıdadır... *Dünyada Mason olduğu kesin olarak bilinen meşhur tarihi isimler arasında George Washington, Benjamin Franklin, Winston Churchill, Charles Darwin, Karl Marx ve Beethoven gibi tanınan pek çok kişi vardır... Ki bu gibi isimler, aynı zamanda Masonların reklam aracıdırlar... *Türkiye'de ise, merkez medyada üst düzeyde yer alanların, tüsiad yöneticilerinin, televizyon-sinema-tiyatrodaki üst düzeydekilerin, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, İsmail Cem İpekçi gibi birbirine zıt gibi gözüken siyasilerin pek çoğu masondur... Sabatayistler ve kriptolar(dönme yahudi, rum, ermeni v.s.) ise, en büyük mason gruplarıdır... *Cemaatçi-İslamcı(!) ile Haçlı-hrıstiyanı, Atatürkçü ile karşıtını, solcu ile sağcıyı, antikapitalist ile kapitalist-emperyalisti, kominist ile faşisti “mason” olarak görebiliriz... Her kılığa girerler... Her yolu mübah görürler... Ama asıl masonik kimliklerini korurlar... Hatta hedef saptırmak, kafa karıştırmak için, zaman zaman bazı mason listelerini yayınlarlar ki, buna dikkat etmeli, masonların bu "her yerdeyiz" tuzağına da düşülmemeli... *Devlet-Millet-İdareciler güçlüyse, şuurluysa; masonlar “sevgi, barış, kardeşlik” mesajları verirler, ne zaman ki devlet-millet birliği zayıflarsa da, işte o anda kirli ellerinden her türlü melanetler fışkırmaya başlar... Eğer Devleti, millet iradesinin ve İslam'ın karşısında yönetmeye kalkanlar varsa, bunların masonik olduğu düşünülmelidir... *Masonlar her gizli örgüt gibi gücünü olduğundan büyük gösterme çabasındadırlar... Örgütlendiği ülkelerde üyelerinin bilinmemesi ve asıl amaçlarının ne olduğu konusunda son derece ketum davranmakta, bu yüzden de sembollerini her yere bırakmaktadırlar... TBMM'ye bile... Böylece kendilerini olduğundan daha güçlü göstererek, "bak biz pek görünmüyoruz ama aslında her yerdeyiz" diyerek, insanları sindirip, korku vermeyi amaçlamaktadırlar... Ki herkes bunlara tabi olsun, karşı gelemesin... *Bazen de 2011 yılında Norveç'te, Anders Breivik adındaki kişinin düzenlediği ve 77 kişiyi öldürmesi gibi saldırılarla da topluma gözdağı vermektedirler... Bu kişinin saldırıyı gerçekleştirdiği tarihte, Norveç'te bir mason örgütüne üye olduğu açıklanmıştı... Amaçlarına ulaşmak için, suikastlar dahil her yola tevessül etmişlerdir... *Masonluk kurulduğundan bu yana etkileri ve amaçları konusunda oldukça şüpheli bir sicile sahip olmuş ama ritüellerinin-sembollerinin Yahudiliğe benzemesiyle, aslında yahudi-siyonizmin "ASKERİ" olduğu da ortaya çıkmıştır artık...Son derece insancıl söylemlerle(barış, kardeşlik v.s.) üyelerini bir araya getiren masonluk, yerleştiği ülkelerde ise, özellikle azınlıklarla ve tabi her zamanki gibi Yahudilerle sıkı bir işbirliği içine girerek, gerçek yüzünü böylece göstermiştir... 1918'li yıllarda Şili'de "Kardinallik" yapmış olan Jose Maria Ceardenal Y. Rogriguez, "Dünya siyasetinin perde arkasındaki güç:TARİH BOYUNCA MASONLUK" adlı kitabında şunları yazıyor; *"...Masonluk ALLAH c.c. ya, Peygamberlerine a.s., ilahi dinlere, meşru hükümetlere ve onun kanunlarına düşman olan, büyük bir ustalıkla kurulmuş ve askeri disiplin altında çalışan, milletlerarası bir ihanet ocağıdır..." *"...Tepesinde oturan Şeytana(Lusifer) tapındığı, ALLAH c.c. ve ilahi dinlerin inkar edildiği, evrensel isyan ve sınırsız ahlaksızlığın öğretildiği, esrarengiz piramidin sahibi, yeryüzüne dağılmış olan Mason Localarıdır..." *"...Planlarının eksiksiz tatbik edilebilmesi için yapamayacakları şey yoktur ve buna ilahi dinlerin meşru hükümetlerin yıkılması da dahildir. Adam öldürme, zehirleme, sahte şahitlikler, mahkum ettirme gibi metodlara her zaman başvurulur..." *"...Masonluğun din adamlarına, dini kuruluşlara ve din eğitimine karşı açmış olduğu savaşın ağır topları şunlardır;gerçekleri ters yüz etmek, münafıklık, yalan ve iftira... O yardım severliğe, hak ve hakikate karşı kurulmuş beynelmilel bir ihanet teşkilatıdır..." Masonlar; *"...Temel prensibimiz, her çeşit dogmayı inkar etmektir.Hareket noktamız 'hiçliktir'. Metodumuz, yalan söylemek, daima iftira etmektir. Böylece dinlerin yerine dinsizliği, siyasetin yerine anarşiyi sokmuş ve politik ekonomide ise, mülkiyetin devletleştirilmesini(kominizm) temin etmiş oluruz..." *"...Şu sloganları ustalıkla kullanmalıyız; vazife denen şey yoktur. Tapınacak Tanrı, uyulması gereken fazilet ve sıfatı ne olursa olsun teslimiyet ve sadakat gösterilmesi icap eden bir otorite yoktur..." demektedirler. Kitabın içinden seçilen bu cümlelere baktığımızda bile, Masonluğun tüm Dünya milletleri için ne derece tehlikeli olduğunu görebiliyoruz... Son söz; *Masonik yapılanmalar karşısında hayranlık derecesinde korku beslemeye gerek yok, çünkü gerçekte güçlü değiller, güçlü görünmektedirler... Bunun sebebi de bizim dağınıklığımız, tam bir "MİLLİ GÖRÜŞ ŞUURUNDA OLMAMAMIZ" ve onların sahip oldukları medya eliyle yaptıkları menfi-olumsuz propagandalarıdır... *Piramidin en tepesindeki üçgen içindeki şeytani gözleri ve değişik sembolleri her tarafa serpiştirip, “gizemliyiz ve her yerdeyiz” havasıyla aslında kendilerini deşifre ederek, sonlarını hazırlıyorlar... Çünkü, "aslında biz buradayız, gelin bizi milletin başına bela olmaktan kurtarın" demektedirler... Bu "ŞUUR"a vardığımızda ise, sembolleri de, kendileri de yok olmaya mahkumdur... *Devleti-milleti "ŞUURLU“ insanlar yönetiyorsa, masonik kuruluşlar hiçbir etkinlik gösteremez... 2. ABDULHAMİD HAN gibi... ERBAKAN gibi... *Güç, kuvvet ve kudret sahibi ancak ALLAH c.c. dur ve O istemedikçe ölüm bile imkansızdır... *Hiçbir örgüt ALLAH c.c. nun izni, bilgisi dışında değildir... Onlar her türlü planı yapacak, biz ise kulluğumuzu-imtihanı sağlam vereceğiz ki, sonuçta galip gelerek, ALLAH c.c. nun rızasını kazananlardan olalım... *HAKK ile BATIL’ın savaşı ise, kıyamete kadar sürecektir... *Ve Rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi; "Türkiye'de (ve Dünyada) MASONLUK, siyonistlik, komünistlik ve şahsiyetsizlik saltanatı mutlaka yıkılacaktır İNŞAALLAH"... İRFAN YILDIZ
  • 3 Ay Önce

Mucahid

Helal olsun Yiğit İnsan sizlerin hala aynı çizgide devam etmenız ve varlığınız bizlere cesaret veriyor.Duacıyız sizlere..
  • 3 Ay Önce

Süleyman Sırrı Dinçer

Kaleminize sağlık Sayın balaban bu konuya eğilmeniz cesaret ve basiretinizin düzgün olduğunu gösteriyor.sistemliolarak konuya devam etmenizi arz ve rica ederiz.Saygıve sevgilerimizle.
  • 3 Ay Önce

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı