• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sözde emperyalist karşıtları Mekke Anlaşmasına da karşı: Bu ‘TİP’ten başka ne beklenir?

Halkçı geçinen ancak geçtiğimiz günlerde İstanbul boğazındaki bir mekanda rakı balık sefası yaparken görüntülenenlerin Türkiye’nin stratejik adımlarına çamur atması yine şaşırtmadı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, her milli ve stratejik hamlede olduğu gibi Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na da karşı çıkarak yine sığınmacı zihniyetini gözler önüne serdi.

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Hakk

Madem birbirimiz için askeri destek olacak niye Sudi Arabistan'a T.C vatandaşı vizesiz giriş yapamıyorken, ben niye canımı askerimi ortaya koyayım ?!?
  • 23 Dakika Önce

Recep Aydın. Sosyal Bilimci

BOŞNAK OLMAK SADECE BİR KÖKENE SAHİP OLMAK DEĞİLDİR: VATAN SEVGİSİ SINIR TANIMAZ! Bazen insan, bir siyasetçinin söylediklerini dinlerken yalnızca siyasi düşüncesini değil, dünyaya hangi pencereden baktığını da sorguluyor. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş'ın Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na karşı çıkması da bende böyle bir sorgulamaya neden oldu. Üstelik Erkan Baş'ın Boşnak kökenli olduğunu bildiğim için aklıma şu soru geliyor: İnsan, tarih boyunca bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi vermiş bir milletin evladı olduğunu söylerken, yaşadığı ülkenin millî güvenliğini güçlendirmeye yönelik bir adıma neden bu kadar mesafeli durur? Öncelikle şunu söyleyeyim: Ben de bir Boşnak olarak bu meseleye yalnızca siyasi bir tartışma gözüyle bakmıyorum. Boşnaklık benim için bir soyadı, bir aile geçmişi veya nüfus kayıtlarında yazan bir köken meselesinden ibaret değildir. Boşnaklık; tarih, kültür, aidiyet, inanç, haysiyet ve gerektiğinde var olma mücadelesidir. Bosna-Hersek'in yakın tarihinde yaşanan acıları, Srebrenitsa'da katledilen insanları ve bir milletin ayakta kalabilmek için ödediği ağır bedelleri hatırladığımızda, bağımsızlığın ve güçlü bir savunma iradesinin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlarız. Elbette hiçbir Boşnak'ın siyasi görüşü diğerinden üstün değildir. Herkes istediği siyasi partiye destek verebilir, hükümeti eleştirebilir. Ancak benim anlamakta zorlandığım husus şudur: Emperyalizme karşı olduğunu söyleyen bir siyasi anlayış, Türkiye'nin kendi bölgesinde savunma kapasitesini geliştirmesinden neden rahatsızlık duyar? Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirelim. Bu anlaşma, üç ülkenin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini korumaya yönelik ortak bir savunma ve caydırıcılık mekanizması oluşturmayı hedefliyor. Savunma sanayisinde ortak üretim, teknoloji geliştirme, askerî koordinasyon ve güvenlik iş birliği de anlaşmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor. Üstelik anlaşma, herhangi bir ülkeye yönelik saldırgan bir ittifak olarak değil, bölgesel güvenliği ve karşılıklı savunma kapasitesini güçlendirme girişimi olarak tanımlanıyor. Saldırı durumunda yardım mekanizmasının da otomatik ve koşulsuz işlemediği, tarafların talebi ve ortak değerlendirmesiyle karar verileceği belirtiliyor. Peki, emperyalizme karşı olduğunu söyleyenler için bundan daha anlamlı bir bölgesel iş birliği örneği olabilir mi? Yıllardır Batılı güçlerin Orta Doğu'daki müdahalelerini, askerî vesayetlerini ve bölge ülkeleri üzerindeki siyasi baskılarını eleştiriyoruz. O hâlde bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlamak, kendi savunma sanayilerini geliştirmek ve ortak hareket edebilmek için adım atmalarına neden karşı çıkılıyor? Emperyalizme karşı olmak, Türkiye'nin elini kolunu bağlamak değildir. Emperyalizme karşı olmak, ülkenin kendi savunma gücünü artırmasını engellemek hiç değildir. Tam tersine, bir ülkenin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, savunmasını başkalarının insafına bırakmaması ve gerektiğinde kendi kararlarını alabilmesi bağımsızlığın temel şartlarından biridir. Erkan Baş'ın anlaşmaya yönelik itirazları elbette tartışılabilir. Bir anlaşmanın maddelerini sorgulamak, Türkiye'nin hangi şartlarda askerî yükümlülük üstleneceğini öğrenmek, olası riskleri gündeme getirmek milletvekillerinin görevidir. Fakat güvenlik kaygılarını konuşmak başka, Türkiye'nin bölgesel iş birliği imkânlarını peşinen değersizleştirmek başkadır. Bir siyasi parti, anlaşmanın hangi maddesine neden karşı çıktığını anlatmalı; alternatif olarak Türkiye'nin güvenliğini nasıl sağlayacağını da ortaya koymalıdır. Bir de işin başka bir boyutu var. Halkçılık söylemiyle halkın karşısına çıkanların, halkın millî güvenlik hassasiyetlerini de anlaması gerekir. Siyaset yalnızca slogan atmak, rakiplerini eleştirmek veya kendisini halktan daha ileride görmek değildir. Siyaset, ülkenin geleceğine ilişkin sorumluluk üstlenmektir. İnsan, iktidara karşı olabilir ama ülkesinin stratejik çıkarlarına karşı olmayı bir siyasi kimlik hâline getirmemelidir. Benim Boşnak kimliğimden hareketle söyleyeceğim son söz ise şudur: Boşnak olmak, yalnızca Boşnak bir aileden gelmek değildir. Benim gözümde Boşnaklık, tarihini unutmamak, özgürlüğün kıymetini bilmek, haksızlığa karşı durmak ve yaşadığı ülkenin geleceğine duyarsız kalmamaktır. Bosna'nın yaşadığı acıları bilen bir insan, güçlü olmanın, caydırıcı olmanın ve bağımsız karar verebilmenin ne demek olduğunu da iyi bilmelidir. Elbette bir insanın Boşnak kökenli olması, onu belirli bir siyasi görüşü savunmaya mecbur bırakmaz. Erkan Baş da kendi siyasi düşüncesini savunmakta özgürdür. Ancak ben bir Boşnak olarak onun bu tutumunu eleştirme hakkına da sahibim. Hiçbir siyasetçi, kökenini siyasi eleştirilerden muafiyet sağlayan bir zırh gibi kullanamaz. Türkiye bizim yaşadığımız, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini kuracağı ülkedir. Bu ülkenin güvenliği, bağımsızlığı ve itibarı hepimizin ortak meselesidir. İktidarlar değişir, partiler değişir, siyasi görüşler değişir; fakat vatanın güvenliği günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır. Unutmayalım: Güçlü bir Türkiye yalnızca Türk milletinin değil, Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar gönül bağı taşıyan milyonlarca insanın da umududur. Benim için mesele bir partiye destek vermek değil, Türkiye'nin güçlü, bağımsız ve caydırıcı bir devlet olarak yoluna devam etmesidir. Çünkü vatan söz konusu olduğunda siyasi hesaplar küçülür, millî sorumluluk büyür.
  • 1 Saat Önce

Şeref

İyide usta , adam diyorki bu anlaşma nihayetinde ABD ve İsrail'e yarar. Aynı şeyi T.Barak'da söylüyor..

Osman

Lafının ederi olmayan birinin düşüncesi önemsizdir, Durmak yok yola devam
  • 1 Saat Önce

Leyl....

Yahu bu Mekka olayi NATO icinde degil dedirtmek. Icin. Oyun ayni, figuran ayni.. Insanlari Kategorize etmeyin.. Türk, Musluman ve ummetden deyip kabul edin. Yok Gomunist, yok fa$ist, yok Kamalist bunlar fitna kilik lari, biri giyer, biri cikartir.. Dindarlik spirtuel bir konu dür, bizim icdunyamizdir. Oysa Ahlak dinsizde olabildigi gibi, dindar olan Ahlaksiz da olabilir.. Bu 2konuyu belletemedik 30 senedir... Ahaan da Fetullahcilarin durumu hepsi dindar ama Ahlaksiz ajanlar silsilesi ve avaneleri..
  • 2 Saat Önce

Ömer

Yüzde bir bile oyu olmayanlar parti ismini bile bilmiyoruz kim nedir diye merak da etmiyoruz neden haber yapılır anlamak mümkün değil
  • 2 Saat Önce

Vay vay

Mekke anlaşması abd ve siyonistlerin bir oyunu..bizi tuzağa çekiyorlar..Sayın Erdoğan mekke ittifakı israile karşı değildir dedi. Yani husiler ve İrana karşı.. Bizim askerler suudi arabistana gidecek katil prens Selmani koruyacak..
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23