• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

BİM raflarında ucuzluk rüzgarı! Yeni aktüel ürünler kataloğu yine cepleri yakacak cazip fiyatlarla dolup taşıyor!

Türkiye’nin en yaygın perakende market zincirlerinden BİM, her hafta olduğu gibi yine ev ekonomisini ve mutfakları sarsacak geniş ürün yelpazesiyle rafları donatıyor. Ev tekstilinden mutfak gereçlerine, giyimden zücaciyeye kadar yüzlerce çeşit ürünün yer aldığı yeni katalog, vatandaşların akınına uğramaya hazırlanıyor.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

ÜÇ HARFLİ MARKETLERE HALKIN GÜCÜNÜ HATIRLATMANIN ZAMANI GELDİ! Milletin cebini düşünmeyen market, milletin desteğini hak edemez! Türkiye'de son yıllarda en çok konuşulan meselelerden biri hayat pahalılığıdır. Vatandaşın alım gücü düşerken, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye çalışan insanlarımızın sayısı ortadadır. Asgari ücretli geçim derdinde, dar gelirli vatandaşımız mutfağındaki tencereyi kaynatmanın mücadelesini veriyor. Ancak ne hikmetse BİM başta olmak üzere üç harfli zincir marketlerin reklamlarına baktığımızda sanki memlekette ekonomik sıkıntı yokmuş gibi bir manzarayla karşılaşıyoruz! Neymiş efendim? BİM raflarında ucuzluk rüzgârı esiyormuş! Vatandaş cazip fiyatlara koşuyormuş! İyi de kardeşim, bu rüzgâr neden vatandaşın cebini ferahlatmıyor? Neden insanlar markete girmeden önce cebindeki parayı, çıkarken de aldığı üç beş parçalık ürünü saymak zorunda kalıyor? Benim anlayışıma göre ticaret yalnızca para kazanma meselesi değildir. Ticaretin de bir ahlakı, vicdanı ve topluma karşı sorumluluğu vardır. Hele milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayan büyük market zincirlerinin sorumluluğu çok daha ağırdır. Elbette her işletme kâr edecektir. Ancak kâr etmek başka, vatandaşın çaresizliğini fırsata çevirmek başkadır. BİM, A101 ve ŞOK gibi üç harfli marketlere buradan açıkça sesleniyorum: Bu millet yalnızca müşteri değildir! Bu millet sizin büyümenizi sağlayan, kasalarınızı dolduran, ekmeğinizi kazandıran millettir. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında mağazalarınız varsa bunda vatandaşın size gösterdiği ilginin ve güvenin büyük payı vardır. O hâlde siz de bu güvenin karşılığını vermek zorundasınız. Üstelik her fiyat artışını enflasyonla, nakliye giderleriyle, enerji maliyetleriyle açıklamak vatandaşın sorularını ortadan kaldırmaz. Elbette maliyetler artabilir. Fakat tüketicinin de fiyatların nasıl belirlendiğini, indirimlerin gerçekten indirim olup olmadığını ve büyük zincirlerin ölçek avantajını ne ölçüde halka yansıttığını sorgulama hakkı vardır. Ben şahsen milletin geçim sıkıntısını yeterince dikkate almayan hiçbir ticari anlayışı millî ve vicdani bulmuyorum. Millî olmak yalnızca bu topraklarda mağaza açmakla, Türkçe tabela asmakla olmaz. Millî olmak, bu milletin sıkıntısını paylaşmakla, zor zamanında vatandaşın yanında durmakla olur. Buradan vatandaşlarımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum: Gelin, bir hafta boyunca alışveriş tercihlerimizi değiştirelim! BİM ve diğer üç harfli marketlere mecbur olmadığımızı gösterelim. Fiyatları karşılaştıralım, mahalle esnafımıza uğrayalım, semt pazarlarımızı değerlendirelim. Ben özellikle Tarım Kredi Kooperatif Marketlerinin de değerlendirilmesini öneriyorum. Ancak orada da fiyatları sorgulayalım. Çünkü bizim meselemiz bir marketi zengin edip diğerini cezalandırmak değil, vatandaşın hakkını ve alın terini korumaktır. Bir hafta boyunca bilinçli bir tüketici dayanışması sergileyelim. Bakalım o zaman vatandaşın sesine ne kadar kulak verecekler? Elbette bir haftalık protestonun bütün fiyatları düşüreceğinin garantisi yoktur. Ama milyonlarca tüketicinin ortak ve barışçıl tepkisi, hiçbir büyük şirketin kolayca görmezden gelebileceği bir güç değildir. Burada devletimize de önemli görevler düşmektedir. Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu, büyük zincir marketlerdeki fiyatlandırma uygulamalarını titizlikle takip etmeli; haksız fiyat artışı, yanıltıcı indirim veya rekabet ihlali tespit edildiğinde gerekli yaptırımları uygulamalıdır. Denetimler göstermelik değil, vatandaşın güvenini sağlayacak ölçüde etkili ve şeffaf olmalıdır. Şunu da özellikle belirtmek isterim: Bizim itirazımız marketlerde asgari ücretle çalışan emekçi kardeşlerimize değildir. Onlar da bu hayat pahalılığının mağdurlarıdır. Bizim sözümüz fiyat politikasını belirleyen, ticari kararları alan ve toplum karşısında sorumluluk taşıyan yöneticileredir. Ben yetmiş dört yıllık hayatımda şunu öğrendim: Bir toplum kendi hakkını aramaktan vazgeçerse, başkalarının insafına mahkûm olur. Oysa tüketicinin elinde küçümsenmeyecek bir güç vardır. O güç de parasını nerede harcayacağına karar verme hakkıdır. Bugün bir emeklinin, bir dul annenin, çocuklarını okutmaya çalışan bir babanın yaşadığı geçim sıkıntısını görmezden gelen ticaret anlayışına sessiz kalamayız. Çünkü mesele yalnızca domatesin, peynirin, yağın veya şekerin fiyatı değildir. Mesele insanımızın huzuru, sofrasının bereketi ve emeğinin karşılığıdır. BİM ve diğer üç harfli marketlerin yöneticilerine son sözüm şudur: Milletin cebinden kazandığınız paranın size yüklediği vicdani sorumluluğu unutmayın! Unutmayın ki raflarınızı dolduran ürünler olabilir ama kasalarınızı dolduran millettir. O millet isterse alışverişini başka yere yönlendirmeyi de bilir. Ben buradan bütün vatandaşlarıma sesleniyorum: Gelin, bir hafta boyunca bilinçli alışveriş yaparak tüketicinin gücünü gösterelim. Kimseye hakaret etmeden, kimsenin ekmeğine zarar vermeden, tamamen demokratik ve barışçıl yollarla tepkimizi ortaya koyalım. Çünkü vatandaş marketlere mahkûm değildir; marketler vatandaşın güvenine muhtaçtır! Ve unutmayalım: Halkın alım gücünü korumayan hiçbir ucuzluk reklamı, gerçek ucuzluğun yerini tutamaz!
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23