• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Milli takımda büyük kriz! 'Yorumcuyken bana sallayan adam benim hocam olamaz'

Sercan Hamzaoğlu, A Milli Takım'da forma giyen bazı futbolcuların, yorumculuk döneminde kendileri hakkında sert ifadeler kullanan Sergen Yalçın'ın telefonlarına yanıt vermediğini öne sürdü. Hamzaoğlu'nun aktardığı sözler gündem olurken, bahsi geçen futbolcuların kim olduğu merak konusu oldu.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

...

devlet sanatçı nedir ya saçmalık sanatçı milletin olur ..sanatçı ise parayı milletten alır ..gerçi bu ulkede bu işler çok ucuz çok seviyesiz de neyse..c başkanı senfoni orkestrası nedir ya kaç para maas aliyorlar ihtiyaç dahilinde toplarsın çaldırırsın parasını verirsin boşa masraf eee dandini işler ülkesi....eeee avrupada var bu işler eeee avrupa çoğu senin başlamadığın işleri bitireli yıllar olmuş...şimdi çöpünü sana veriyor sende denizlere tarlalara nehirlere boca ediyon pis çöpleri.... ...
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

MİLLÎ TAKIM KİMSENİN KARİYERİNİ KURTARMA MAKAMI DEĞİLDİR! Türkiye Futbol Federasyonunun Sergen Yalçın'ı A Millî Takımın başına getirme kararını ilk duyduğumda, doğrusu içime pek sinmemişti. Bugün ortaya atılan iddiaları okuyunca da endişelerimin hiç de yersiz olmadığını düşünmeye başladım. Yanlış anlaşılmasın. Benim Sergen Yalçın'ın şahsıyla bir meselem yok. Futbolculuğuna, geçmişte elde ettiği başarılara da saygı duyarım. Ancak iyi futbolcu olmak, hatta kulüp takımında şampiyonluk yaşamak, bir insanı mutlaka başarılı bir millî takım teknik direktörü yapmaz. Çünkü Millî Takım yönetmek yalnızca futbol bilgisiyle olacak iş değildir. İnsan ilişkilerini yönetmek, futbolcular arasında güven oluşturmak, kırgınlıkları gidermek ve gerektiğinde kendi nefsini bir kenara bırakabilmek de gerekir. Ne yazık ki daha yolun başında ortaya atılan iddialar, bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini gösteriyor. Gazeteci Sercan Hamzaoğlu'nun aktardığına göre, A Millî Takımın bazı önemli futbolcuları, Sergen Yalçın'ın telefonlarına cevap vermiyormuş. Sebebi de Yalçın'ın televizyon yorumculuğu yaptığı dönemde bu futbolcular hakkında kullandığı sert ifadeler. Hatta bir futbolcunun, geçmişte kendisini ağır biçimde eleştiren birinin teknik direktörlüğünü kabullenemeyeceğini söylediği ileri sürülüyor. Elbette bunlar henüz tarafların açıklamalarıyla doğrulanmış bilgiler değil. Ancak doğruysa ortada küçümsenemeyecek bir problem var. Şimdi Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerine sormak istiyorum: Siz bu görevlendirmeyi yaparken hiç mi araştırma yapmadınız? Sergen Yalçın'ın geçmişte hangi futbolcular hakkında neler söylediğini, bu sözlerin oyuncular üzerinde nasıl bir etki bıraktığını hiç mi düşünmediniz? Bir teknik direktörün başarısının, futbolcularıyla kuracağı güven ilişkisine bağlı olduğunu bilmek için futbol profesörü olmaya gerek yok. Düşünün ki sahaya çıkacak futbolcu, kendisine taktik verecek hocasına güvenmiyor. Hocasının geçmişte kendisini küçümsediğini düşünüyor. Böyle bir ortamda sağlıklı bir takım ruhu nasıl oluşturulacak? Elbette futbolcuların da sorumlulukları vardır. Hiçbir futbolcu, kişisel kırgınlığını bahane ederek ay-yıldızlı formaya karşı görevini ihmal edemez. Millî Takım kimsenin şahsi hesaplaşma yeri değildir. Fakat aynı sorumluluk teknik direktör için de geçerlidir. Televizyon ekranında oturup futbolcuları eleştirmek kolaydır. Mikrofon karşısında söylenen sözler birkaç dakika sonra unutulabilir. Ancak o sözlerin muhatabı olan insanların hafızasında bıraktığı izler kolay kolay silinmez. İşte bu yüzden insan konuşurken de eleştirirken de yarını düşünmelidir. Bugün eleştirdiğiniz, hatta kırdığınız bir futbolcuyla yarın aynı hedef uğruna çalışmak zorunda kalabilirsiniz. Sergen Yalçın'ın geçmişte yaptığı her eleştirinin yanlış olduğunu söylemiyorum. Elbette yorumcular futbolcuları eleştirebilir. Ancak eleştiriyle küçümseme arasındaki çizgiyi korumak gerekir. Asıl üzerinde durulması gereken mesele ise Türkiye Futbol Federasyonunun tercihidir. Ben açıkça söyleyeyim: TFF'nin Sergen Yalçın tercihinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Üstelik bu kararın bedelini yalnızca federasyon yöneticileri ödemeyecek. Başarısızlık yaşanırsa üzülen milyonlarca futbolsever olacak. Kaybedilen yalnızca bir maç değil, milletimizin Millî Takıma bağladığı umutlar da olacak. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Türkiye Futbol Federasyonu gerçekten Millî Takımın başarısını mı düşündü, yoksa Sergen Yalçın'ın kariyerine yeni bir sayfa açmayı mı öncelikli gördü? Bunun ikincisi olduğunu iddia edecek somut bir bilgim yok. Ancak yapılan tercih ve ardından ortaya atılan iddialar, böyle bir sorunun sorulmasını da kaçınılmaz hâle getiriyor. Çünkü burası herhangi bir kulüp değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin A Millî Futbol Takımıdır. Bu takımın formasında herhangi bir şirketin değil, ay-yıldızlı bayrağımızın sorumluluğu vardır. Bu takımın başarısı milyonlarca insanı sevindirir, başarısızlığı ise milyonlarca insanı üzer. Dolayısıyla federasyon yöneticileri de verdikleri kararların hesabını millete karşı taşıdıkları sorumluluğun bilinciyle değerlendirmelidir. Benim asıl korkum, sahadaki mücadeleden önce soyunma odasında başlayabilecek huzursuzluklardır. Teknik direktörle futbolcular arasında güven sorunu varsa bunun sahaya yansımaması mümkün müdür? Bir futbolcu hocasının kendisine inanmadığını düşünürse nasıl rahat oynayacak? Hoca futbolcusunun kendisine güvenmediğini hissederse nasıl sağlıklı karar verecek? Böyle bir ortamda taktikten, sistemden, şampiyonluk hedeflerinden söz etmenin ne kadar anlamı kalır? Futbol yalnızca ayaklarla oynanan bir oyun değildir. Aklın, yüreğin, inancın ve takım arkadaşlığı ruhunun da sahaya yansımasıdır. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Türkiye Futbol Federasyonu, Sergen Yalçın'la dört yıllık bir sözleşme imzaladı. Dört yıl az bir zaman değildir. Bu süre içerisinde Millî Takımın geleceğini şekillendirecek önemli kararlar alınacaktır. Peki, daha başlangıçta böylesine ciddi güven sorunları konuşuluyorsa ilerleyen günlerde bizi neler bekliyor? Ben şimdiden endişeliyim. Dilerim bu iddialar doğru çıkmaz. Dilerim Sergen Yalçın geçmişte kırdığı futbolcular varsa onlarla konuşur, aradaki buzları eritir ve Millî Takımda gerçek bir birliktelik oluşturur. Ancak bugün gördüğüm tablo bana umut vermiyor. Hatta bu sorunlar çözülemezse Millî Takımdan büyük başarılar beklemenin hayalcilik olacağını düşünüyorum. Son olarak Türkiye Futbol Federasyonu yöneticilerine bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Millî Takım kimsenin deneme tahtası değildir. Kimsenin itibarını yeniden inşa edeceği, kariyerini parlatacağı veya şahsi hedeflerini gerçekleştireceği bir makam hiç değildir. Burada esas olan Sergen Yalçın'ın başarısı değil, Türkiye'nin başarısıdır. Elbette ikisi birlikte gerçekleşirse hepimiz seviniriz. Ancak bir kişinin kariyeriyle milletimizin ortak gururu arasında tercih yapılması gerekiyorsa öncelik tartışmasız Millî Takım olmalıdır. Umarım yanılan ben olurum. Umarım Sergen Yalçın başarılı olur ve bugün dile getirdiğim bütün endişeleri boşa çıkarır. Çünkü ben haklı çıkmak için Millî Takımın başarısız olmasını isteyenlerden değilim. Fakat gördüğüm tehlikeyi de susarak geçiştiremem. Unutulmasın ki Millî Takım başarısız olduğunda teknik direktör görevinden ayrılır, federasyon yöneticileri değişir; fakat milletin içinde kalan burukluk kolay kolay silinmez. Ve son sözüm şudur: Millî Takımın geleceği, bir kişinin geleceğinden çok daha değerlidir!
  • 1 Saat Önce

Mustafa

Sahada birbirlerini küfür yumağı yapanlar
  • 1 Saat Önce

Gazze 2

Ergenler kulübüne hoṣgeldiniz . İnsan insan iliṣkilerinin dibe vurduğu bir ülke . Daha Bismillah bu nedir ya ?
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23