• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

30 Ekim 2026: Günün Ayet ve Hadisi

Bu sözler kulaklarımıza küpe olsun. Sizler için hazırladığımız, Günün Ayet ve Hadisi ile Günün Sözünü, Günün Sözünü istifadelerinize sunuyoruz... (30 Ekim 2026)

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

KADINLAR SPOR YAPSIN AMA ALLAH'IN RIZASINA UYGUN OLSUN! Spor, insan sağlığı için son derece önemli bir faaliyettir. Sağlıklı bir bedene sahip olmak, hareket etmek, güçlü ve zinde kalmak elbette herkesin hakkıdır. Kadınlarımız da spor yapmalı, sağlıklarını korumalı ve kendilerini geliştirmelidir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak benim üzerinde durmak istediğim mesele, kadınların spor yapıp yapmaması değil, sporun hangi şartlarda ve hangi ölçüler içerisinde yapıldığıdır. Son yıllarda kadınlarımızın boks, güreş, halter ve futbol gibi spor dallarında giderek daha fazla yer aldıklarını görüyoruz. Bu gelişmeleri izlerken kendi kendime sormadan edemiyorum: Acaba spor adına yaptığımız her şey, inandığımız değerlerle de örtüşüyor mu? Ben meseleye yalnızca madalya, şampiyonluk veya kazanılan kupalar açısından bakmıyorum. Bir Müslüman olarak hayatımızın her alanında olduğu gibi spor faaliyetlerinde de Allah'ın rızasını gözetmemiz gerektiğine inanıyorum. Elbette bir kadının güçlü olması, sağlıklı olması, kendisini savunabilecek kabiliyete sahip bulunması son derece önemlidir. Fakat güç sahibi olmak başka, bu gücün hangi şartlarda sergilendiği başka bir meseledir. Özellikle boks gibi rakibe fiziksel darbeler vurulmasını esas alan sporların insan sağlığı üzerindeki etkilerini düşünmek gerektiği kanaatindeyim. Güreş ve futbol gibi yakın temasın bulunduğu spor dallarında ise mahremiyetin, tesettürün ve kadın-erkek ilişkilerindeki dinî hassasiyetlerin nasıl korunacağı üzerinde durulmalıdır. Halter konusunda da kadınların fiziksel güçlerini geliştirmelerine karşı değilim. Ancak ağır yüklerin bilinçsizce kaldırılmasının sağlık üzerindeki olası zararları kadın erkek herkes için dikkate alınmalıdır. Burada önemli bir hususu özellikle belirtmek istiyorum: Bir spor dalını yapan her kadının dinî ölçülere aykırı davrandığını söylemek doğru olmaz. Çünkü sporun yapılış biçimi, kıyafetler, ortam ve şartlar birbirinden farklı olabilir. Bu konularda din âlimlerinin değerlendirmeleri de aynı değildir. Benim asıl üzerinde durduğum husus şudur: Bir Müslüman için başarı yalnızca insanların alkışını kazanmak değil, Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşayabilmektir. Bugün spor dünyasında başarı denildiğinde akla hemen şöhret, para, reklam anlaşmaları ve madalyalar geliyor. Oysa insanın sahip olduğu ahlâkî değerler, kazandığı madalyalardan daha az önemli değildir. Peki, kadınlarımız spor yapmasın mı? Elbette yapsınlar! Yürüsünler, koşsunlar, yüzsünler, jimnastik yapsınlar, kendilerini geliştirsinler. İmkânlar ölçüsünde mahremiyetlerine uygun spor alanlarından yararlansınlar. İster bireysel ister takım hâlinde spor yapsınlar, sağlıklarını ve dinî hassasiyetlerini birlikte korumaya gayret etsinler. Ancak burada bir başka sorumluluğumuz daha var. Kadınlarımızdan mahremiyetlerine dikkat etmelerini isterken onlara uygun spor tesisleri hazırlamak konusunda da üzerimize düşeni yapmalıyız. Hem kadınların hem erkeklerin inançlarına uygun şartlarda spor yapabilmeleri için gerekli imkânlar sağlanmalıdır. Şunu da unutmayalım: İslâm'da haya, edep ve ahlâk yalnızca kadınlardan beklenen değerler değildir. Erkekler de aynı şekilde davranışlarına, kıyafetlerine, bakışlarına ve ahlâklarına dikkat etmekle yükümlüdür. Dinî hassasiyetleri yalnızca kadınların omuzlarına yüklemek adaletli bir yaklaşım olmaz. Ben kadınlarımızın başarılarıyla gurur duyulmasına karşı değilim. Bilakis onların ilimde, sanatta, eğitimde ve sporda başarılı olmalarını isterim. Fakat bu başarıların millî ve manevi değerlerimizle birlikte yürütülmesini arzu ederim. Çünkü benim anlayışıma göre medeniyet, her gördüğünü taklit etmek değil, kendi değerlerini koruyarak ilerleyebilmektir. Bir anne, bir baba olarak çocuklarımızı yetiştirirken onlara yalnızca başarılı olmayı değil, doğru olanı yapmayı da öğretmeliyiz. Evlatlarımızın kazandıkları madalyalar kadar taşıdıkları ahlâkî değerlerle de gurur duyabilmeliyiz. Son söz olarak şunu söylemek istiyorum: Kadınlarımız spor yapsın, sağlıklı olsun, güçlü olsun, başarılı olsun. Ancak bütün bunları yaparken inançlarını, mahremiyetlerini ve manevi değerlerini koruyabilsinler. Unutmayalım ki spor insanın bedenini güçlendirir; ahlâk ise insanın şahsiyetini güzelleştirir. Bana göre en güzel başarı, sağlıklı bir bedenle huzurlu bir vicdanı aynı hayatın içerisinde buluşturabilmektir. Çünkü insanın kazandığı her madalya bir gün unutulabilir; fakat güzel ahlâkıyla bıraktığı iz, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
  • 3 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23