• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Eyüpsultan Belediyesi soruşturmasında 13 tutuklama: Başkan Özmen de cezaevine gönderildi

Ankara’da yürütülen Eyüpsultan Belediyesi soruşturmasında mahkemeye sevk edilen 17 şüpheliden 13’ü tutuklandı, dört kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Tutuklananlar arasında Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen de bulunuyor.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Harun

Arkadaşlar görevde kalan ypli adam bırakmayacak mısınız!!!
  • 1 Gün Önce

Okur

Bu adam daha Eyüpsultana aday olmadan igdaşdaki yolsuzluk dosyası ortadaydı. Ekrem ve çetesi milletin zeka seviyesini çok iyi tarttıkları için (tabi bunu ingiliz sahipleri sayesinde yapıyorlar) göz göre göre, iki seccade üç zikirmatik dağıtarak bu adamı seçtirmeyi başardılar.
  • 1 Gün Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Sakal Geometrisi ve Sandık Sazanları: Bir "Hüsran" Anatomisi! Mahalle kahvesinin başköşesinde oturan emektar seçmenlerin ortak bir tespiti vardır: "Siyasette bir adamın ne kadar dürüst olduğunu anlamak istiyorsan, berber koltuğundan kalkıp belediye koltuğuna oturmasını bekleyeceksin." Çünkü seçim otobüsünün üzerinden halkı selamlayan o muazzam imaj, adliye koridorlarında bir anda "kandırıldık" dramına dönüşebilir. Gözümüzü açtığımız andan itibaren bize öğretilen o en temel hayat bilgisi formülünü nedense her seçim dönemi rafa kaldırırız: "Her gördüğün sakallıyı deden sanma." Ama insanoğlu işte; yolda görse cüzdanını emanet edecek kadar muhterem, yüzünden nur damlayan, hitabetiyle insanı mest eden bir profil gördü mü dayanamıyor. Sandık başına gidildiğinde akıl tatile çıkıyor ve oy pusulası adeta bir kozmetik markasının anket formuna dönüşüyor. "Sakalı var, duruşu oturaklı, kesin bu adam çalmaz, çırpmaz" diyerek basılıyor mühürler. İşte tam bu noktada siyasete özgü o muazzam "ceketimi assam seçilirim" özgüveni devreye giriyor. Teşkilatın arka odalarında, "X partisi buraya odun koysa alır" hesabı yapılırken, adayın sakalı adeta "seçim barajını" tek başına aşacak bir lütuf gibi pazarlanıyor. Sahneye sürülen bu "ithal aday" ya da "proje figür", meydanlarda "dik duruş" nutukları atarken, perde arkasında iş bitirici "gölge başkanlar" ve "ihale simsarları" çoktan arka kapı diplomasi trafiğine başlamış oluyor. Sonra bir sabah uyanıyoruz ki, o nur yüzlü, ağırbaşlı imajın altından bambaşka bir senaryo çıkmış. Akıllara hemen o meşhur, dün "müftü karısıyım" diye ekranlarda fırtına koparıp, ertesi gün siyasi teşkilatın baş aktörlerinden biri olduğu anlaşılan o unutulmaz figür geliyor. Sistem hep aynı çarkla dönüyor: Maskenin rengi, sakalın boyu değişiyor ama sahnelenen "bizi kandırdılar" tiyatrosu hiç değişmiyor. Bir bakmışsınız, meclis üyeleri arkada "grup kararı" kovalarken, öndeki vitrin çoktan "belediyenin anahtarını" başkalarına teslim etmiş. Buradaki asıl trajikomik durum, sakalın veya takınılan kimliğin kendisi değil; onun nasıl bir kamuflaj malzemesine, yani kusursuz bir "siyasi ranta" dönüştürüldüğüdür. Kimileri o sakalı sünnettir diye, inancından ve samimiyetinden bırakır; başımızın üstünde yeri vardır. Kimileri ise adeta şeffaf bir ihale perdesi, "doğrudan temin" limitlerini aşma ve belediye bütçesini tıraşlama aparatı olarak uzatır. Biri kalbe hitap etmek için aynaya bakar, diğeri ise doğrudan doğruya makam odasındaki kasanın şifresine ve "imar tadilatı" dosyalarına odaklanır. İmajlar birebir aynı, niyetler ise taban tabana zıt olunca ortaya çıkan manzara, komedi filminden hallice bir kara mizaha dönüşüyor. Vatandaş ise bu dekorun önünde, "Bu sefer turnayı gözünden vurduk, çok mübarek birine denk geldik" safsatasıyla kendi kendini teselli ederken, gerçekler bir savcılık iddianamesiyle tokat gibi yüze patlıyor. O ihtişamlı duruşlar, yerini polis otolarına ve adliye merdivenlerine bıraktığında anlıyoruz ki; siyasette asıl bakılması gereken yer sakalın açısı değil, o ellerin kimin cebinde gezindiğidir. Seçim öncesi "halka hizmet, Hak'ka hizmettir" diye gezenlerin, koltuğa oturunca "bizim çocuklara" kadro ve ihale dağıtma yarışına girmesi bu tiyatronun en bilindik finalidir. Çünkü sakal uzatmak üç aylık bir berber boykotuna bakar ama dürüst kalabilmek tam zamanlı, ağır bir mesaidir. Ve ne yazık ki bazıları, sakal bıraktığında gelen o itimat kredisini, belediye bütçesini "sıfırlarken" harcamayı çok iyi beceriyor.
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23