• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Türkiye, Suudi Arabistan'la birlikte Husilere karşı savaşmalı mı? Saadet Partisi lideri Arıkan'dan çok net cevap

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan "Türkiye, Suudi Arabistan'la birlikte Husilere karşı savaşmalı mı?" sorusuna çok net ifadelerle cevap verdi.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Saadet Partisi’nin siyasi işlevsizliği, Erbakan sonrasındaki kurumsal çöküşü ve makro siyasetten tasfiye oluş sürecine doğru. Milli Görüş hareketinin tarihsel mirası üzerinde oturan Saadet Partisi, kurucu lideri Necmettin Erbakan’ın vefatıyla birlikte siyasi meşruiyetini ve toplumsal omurgasını kaybetmiş, adeta ideolojik bir iflas bayrağı çekmiştir. Erbakan döneminde devlet mekanizmasında kilit roller üstlenen ve kitleleri peşinden sürükleyen o dinamik yapı, bugünün siyasi arenasında yalnızca geçmişin gölgesine sığınan bir tabela partisine dönüşmüştür. Genel başkanlık koltuğunda oturan Mahmut Arıkan gibi isimlerin, Türkiye'nin sınır ötesi askeri stratejilerinden Husiler ve Suudi Arabistan denklemine kadar uzanan derin dış politika meselelerinde verdikleri "net" beyanatlar, kamuoyunda hiçbir karşılık bulmamaktadır. Devlet yönetimi, jeopolitik dengeler ve ülke meselelerine dair temel donanımdan yoksun olan bu kadroların yaptığı çıkışlar, makro siyasette bir yön tayin etmekten ziyade, gündemde kalma çabasından ibaret arka plan gürültüleridir. Partinin halk nezdindeki sosyolojik tabanını tamamen eritmesi ve siyasi bir aktör olarak ciddiye alınmaması, popülist rüzgarların değil, bizzat kendi vizyonsuzluklarının bir sonucudur. Siyasi varlığını sürdürebilmek adına girdikleri amorf ittifaklar ve aldıkları pragmatik pozisyonlar, partinin geleneksel seçmenini tamamen küstürmüş ve yapıyı ana akım siyasetin dışına itmiştir. Bugün Saadet Partisi yönetimi ne söylerse söylesin, bu sözlerin toplumsal tabanda bir yankı uyandırması ya da iktidar alternatifi olarak algılanması imkansızdır; çünkü halkın gözünde bu kadrolar, değişen dünya ve ülke gerçeklerini okuyamayan, vizyon üretemeyen birer figürandan ibarettir. Bundan sonraki süreçte bu yapı için kaçınılmaz son, ulusal siyaset sahnesinden tamamen silinerek mahalli ligde sürünmeye mahkum olmaktır. Siyasi iddialarını yerel barajların ve küçük belediyelerin mikro hesaplarına indirgemiş bir partinin, Türkiye’nin makro meselelerinde söz sahibi olma iddiası trajikomik bir çelişkiden başka bir şey değildir. Tarihsel mirasın kredisi çoktan tüketilmiştir ve bugünün dinamik seçmen sosyolojisinde bu bayatlamış söylemlerin hiçbir alıcısı kalmamıştır. Dolayısıyla Saadet Partisi, büyük iddiaların çok uzağında, sadece yerel düzlemde varlık mücadelesi veren ve zamanla tamamen marjinalleşmeye mahkum, siyasi ömrünü doldurmuş bir yapı olarak kalacaktır.
  • 1 Saat Önce

Burhan

Bu saatten sonra cumhur ittifakı bu adamı kabul ederse çok büyük yanlış yapar, adamın her yerinden kibir fışkırıyor
  • 1 Saat Önce

Dadaş

İrancı tayfa toplanmış
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23