• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Gözaltındaki 4 şüpheli adliyeye sevk edildi

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, dönemin cezaevi savcısı ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur, Silivri Adliyesine sevk edildi.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Hasan Atilla Uğur ve Yakın Tarihin Karanlık Mirası: JİTEM Dehlizlerinden Silivri Koğuşlarına Güç Odaklarının Çöküşü! Türkiye’nin yakın tarihinde "derin devlet", "kumpaslar" ve "faili meçhuller" kelimeleriyle anılan dönemin en tartışmalı aktörlerinden biri olan Hasan Atilla Uğur’un adliye merdivenlerine kadar uzanan serüveni, bir gücün hukuksuzluk üzerine inşa edildiğinde ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınarak adliyeye sevk edilmesi, Uğur gibi isimlerin arkalarında bıraktığı karanlık mirasın hukuki bir duvara tosladığının somut bir kanıtıdır. Bu soruşturma, devlet gücünü şahsi veya illegal kliklerin çıkarına kullanma alışkanlığının er ya da geç adaletle yüzleşeceğini göstermektedir. Hasan Atilla Uğur ismi, kamuoyu hafızasında hiçbir zaman hukukun üstünlüğünü savunan bir subay profiliyle yer etmemiştir. Onun asıl profili, 1990'lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, özellikle Mardin Kızıltepe'de estirilen hukuk dışı rüzgarlarla şekillenmiştir. Adı Kızıltepe JİTEM davası gibi ağır dosyalarda; zorla kaybetmeler, yargısız infazlar, köylülerin ölüm kuyularına atılması ve "silahlı örgüt kurup yönetmek" suçlamalarıyla anılmıştır. O dönem bölgede "Ben Mardin’in Allah’ıyım" diyecek kadar pervasızlaşan, gücü hukuktan değil namlunun ucundan alan bu zihniyet, işlediği iddia edilen insanlık suçlarından "zamanaşımı" ve cezasızlık zırhlarıyla kurtulmuş olsa da, adalet arayışı geçmişin bu karanlık dehlizlerini er ya da geç bugüne taşımaktadır. Doksanlı yılların o tekinsiz, yasa dışı pratikleri, 2011 yılına gelindiğinde bu kez Silivri Cezaevi’nin soğuk koğuşlarında tecelli etmiştir. Kaşif Kozinoğlu’nun mahkemede tarihi bir gizli tanıklık yapmasına ve kritik ifşaatlarda bulunmasına günler kala, aynı koğuşu paylaştığı Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım’ın gözetimi altındayken şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi, sıradan bir tıbbi ihmalle açıklanamayacak kadar organize bir tablonun işaretidir. Ölüm gecesine dair anlatılan "duş aldı, kahve içti, birden fenalaştı ve sedyeye binmek istemedi" şeklindeki soğukkanlı savunmalar, popüler televizyon dizilerinin senaryolarına şırıngalı infazlar ve kalp krizi süsleri olarak sızmışken, o gece koğuşta gerçekte nelerin döndüğü sorusu toplumsal vicdanın en büyük yarasıdır. Sonuç olarak, bugün gelinen nokta, geçmişte JİTEM çatısı altında fütursuzca hareket edenlerin ya da cezaevlerini birer infaz mekanizmasına çeviren yapıların gölgesinde duranların, gün gelip aynı adalet mekanizmasının önünde sanık sandalyesine oturmaktan kaçamayacaklarını göstermektedir. Hasan Atilla Uğur gibi aktörlerin hukukun pençesinden kurtulamaması, devletin resmi kimliğini maske olarak kullanan ve kendilerini hesap verilebilirliğin üstünde gören figürlerin ilelebet gizli kalamayacağının ders niteliğindeki ilanıdır. Toplumsal vicdan, bu karanlık ilişkiler ağının tamamen deşifre edilmesi ve sorumluların hak ettikleri cezayı almasıyla ancak huzur bulabilecektir.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23