• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında kritik gelişme! Hasan Atilla Uğur havalimanında gözaltına alındı

2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı. Hakkında gözaltı kararı verilen emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur, Kıbrıs’tan İstanbul’a dönüşünde havalimanında gözaltına alındı. Uğur, işlemleri için Maslak Jandarma Komutanlığı’na götürüldü.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Cengiz selçuk

Kaçmayan ifade vermeye geleceğini belırten şahsa davetnane gönderilir davetnane ye icab etmesse bu şekilde yapılır
  • 1 Gün Önce

O yandaşlara yapılıyor..

Muhalefete ters kelepçe

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesiyle ilgili yeniden açılan soruşturmada, emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur’un Kıbrıs dönüşü havalimanında gözaltına alınması hukukun karanlık dehlizlerde kalmış dosyalara er ya da geç uzanacağını gösteren sembolik bir gelişmedir. Yıllarca cezaevi duvarlarının ardında yaşanan trajedileri, "FETÖ dezenformasyonu" diyerek ya da sorumluluğu üzerinden atarak savuşturmaya çalışan zihniyet, bugün nihayet hukukun ve adaletin gri alanından çıkıp hesap verme kürsüsüne doğru ilerlemektedir. Sorumluluktan Kaçışın ve "Kirli Bilgi" Bahanesinin Sonu Yıllarca ekranlarda, panellerde ve basında "vatanseverlik" ile "devlet sırrı" kavramlarının arkasına sığınarak kendine konforlu bir koruma kalkanı devşiren Hasan Atilla Uğur, gözaltı kararının ardından yaptığı ilk açıklamalarda yine bildik bir reflekse sarılmıştır. Yaşanan bu çok kritik gelişmeyi, meseleyi derinleştiren savcılık makamlarının bağımsız iradesi olarak görmek yerine anında "FETÖ'cüler tarafından yayılan kirli bilgiler" parantezine alması, sorumluluktan kaçışın en ucuz tezahürüdür. Devletin en kritik ve gizemli ölümlerinden biri olan Kaşif Kozinoğlu davasında, merhumun koğuş arkadaşı olan bir ismin, adli makamlarca ifadeye çağrılmasını adeta sıradan bir "bilgi kirliliği temizliği" gibi lanse etmesi kabul edilemez. Bir MİT mensubunun cezaevi hücresinde şüpheli şekilde can vermesi, geçiştirilecek ya da basite indirgenecek bir "dezenformasyon" malzemesi değildir; aksine devletin hafızasına ve vicdanına kazınmış karanlık bir lekedir. Sır Küpü Koğuştan Havalimanı Kelepçesine Hasan Atilla Uğur’un Kıbrıs’tan döner dönmez pasaport kontrolünde gözaltına alınması, geçmişin sahte kahramanlık anlatılarının da hukukun duvarına tosladığının açık bir kanıtıdır. Kozinoğlu’nun ölümü üzerine 2012 yılında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, dosyayı kapatan dönemin FETÖ'cü savcılarının tasfiyesiyle birlikte 2026 yılında ortadan kaldırılması, adaletin er ya da geç tecelli edeceğine dair toplumsal inancı tazelemektedir. Olayın yaşandığı dönemde cezaevinde aynı havayı soluyan, yanı başındaki hücre arkadaşının ölümüne tanıklık eden Uğur’un, bugüne kadar kamuoyu önünde çizdiği "her şeyi bilen, tavizsiz devlet adamı" portresi, bu gözaltı ile birlikte ciddi bir samimiyet sınavıyla karşı karşıyadır. Madem her şey normaldi, madem her şey apaçıktı; o halde neden adli makamlar dosyayı yeniden açma ve en sert tedbir olan gözaltı mekanizmasını devreye sokma ihtiyacı duydu? "Ben Bilmem, Devlet Bilir" Kolaycılığı Bitmiştir Hasan Atilla Uğur ve onun gibi figürlerin en büyük hatası, devlet mekanizmalarını kendi kişisel ve dönemsel ajandalarının birer kalkanı olarak görebileceklerini zannetmeleridir. "Gider ne biliyorsak anlatırız" şeklindeki lakayıt ve özgüvenli ton, Maslak Jandarma Komutanlığı’na götürülürken takılan o hukuki kelepçenin ağırlığı altında ezilmeye mahkumdur. Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü üzerindeki sis perdesi kalkarken, o dönemin koğuş arkadaşlarının, ihraç edilen cezaevi savcılarının ve karanlık ilişkiler ağının ortasında yer alan figürlerin artık sadece ekranlara konuşarak kendilerini aklama dönemi kapanmıştır. Türk yargısı, vatanseverlik maskesi arkasına gizlenerek şüpheleri örtbas etmeye çalışan bu zihniyetten hesap sormalı ve Silivri dehlizlerinde nelerin kurban edildiğini net bir şekilde ortaya koymalıdır. Adalet, havalimanındaki o pasaport kontrol noktasında Hasan Atilla Uğur’u durdurarak aslında şunu söylemiştir: Geçmişten kaçamazsınız, devletin karanlık sayfalarını kapatmasınız...
  • 1 Gün Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23