• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Yemen'de hava saldırısı! Husilere ait noktalar vuruldu

Yemen ordusu, Taiz vilayetinin Zubab ilçesi yakınlarında Husilere ait noktaların üç hava saldırısıyla hedef alındığını duyurdu. Saldırılar, Husilerin batı kıyısında kontrol alanını genişlettiği dönemde gerçekleşti.

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

emekli

savaşları bir anda bitirmenin tek yolu nükleer kullanmak geriye bir sey kalmayacağından yıllarca süren savaş anda biter
  • 1 Ay Önce

RI

Arz ı mevud olan her yerde savaş var.İsrailin en sevdiği savaş düşmanlarının birbiriyle savaşması...Ama anlayana...
  • 1 Ay Önce

RI

Arz ı mevud olan her yerde savaş var.İsrailin en sevdiği savaş düşmanlarının birbiriyle savaşması...Ama anlayana...
  • 1 Ay Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

ABD 'nin OLDUĞU HER YERDE SAVAŞ, TERÖR VE İŞGAL VAR! Kaosun Ekonomisi ve Küresel Çıkarlar: Yemen'de Neden Barış Olmaz? Yemen, jeopolitik konumu, enerji geçiş yolları üzerindeki stratejik önemi ve bölgesel güçlerin nüfuz mücadelesi nedeniyle yıllardır dinmeyen bir vekalet savaşına sahne olmaktadır. Son olarak Taiz vilayetinin Zubab ilçesi yakınlarında Husilere ait noktaların hava saldırılarıyla hedef alınması, ülkedeki çok aktörlü denklemin ne kadar dinamik ve kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Sahada yaşanan çatışmalar ve aktörlerin pozisyonları, ilk bakışta paradoksal çelişkiler barındırıyor gibi görünse de uluslararası ilişkilerin çıkara dayalı pragmatik doğası ve küresel güçlerin "yönetilebilir kaos" stratejileri incelendiğinde bu karmaşık bilmece çözülmektedir. Kamuoyunda en çok tartışılan ve kafa karışıklığı yaratan hususların başında, Batı karşıtı bir söylem geliştiren Husilerin elinde ABD ve İsrail menşeli silahların bulunması gelmektedir. Ancak askeri envanterlerin çeşitliliği, ideolojik ittifakların bir göstergesi değildir. Yemen, geçmiş dönemlerde merkezi hükümet eliyle ABD ile askeri ve lojistik iş birlikleri yürütmüş, bu doğrultuda ülke ordusuna önemli miktarda Batı menşeli silah girişi olmuştur. 2014 yılında başlayan iç savaş sürecinde Husilerin başkent Sana başta olmak üzere devlet kurumlarını ve askeri depoları ele geçirmesi, bu Amerikan silahlarının doğrudan örgütün eline geçmesine zemin hazırlamıştır. Ayrıca, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerine karşı yürütülen çatışmalarda ele geçirilen savaş ganimetleri ve Ortadoğu'nun kontrolü zor karaborsa ağları, bu silah sirkülasyonunu besleyen diğer temel unsurlardır. Madalyonun diğer yüzünde ise bölgesel ittifakların ve ideolojik hatların netliği yer almaktadır. Husiler, kuruluş felsefeleri ve askeri lojistikleri bakımından tamamen İran’ın "Direniş Ekseni" olarak adlandırdığı blok içerisinde yer almaktadır. İran, Husilere yalnızca siyasi destek vermekle kalmayıp, Kızıldeniz'deki dengeleri değiştiren balistik füze ve kamikaze insansız hava aracı (İHA) teknolojisini de sağlamaktadır. Husilerin Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı üzerindeki ticari gemilere yönelik saldırıları, doğrudan küresel deniz ticaretini ve dolayısıyla ABD ile Batılı müttefiklerinin ekonomik çıkarlarını hedef almaktadır. Bu durum, ABD ve İngiltere gibi küresel güçlerin Husilere karşı doğrudan askeri müdahalelerde bulunmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Dolayısıyla, taraflar arasında gizli bir ortaklık olduğunu öne sürmek, sahadaki askeri ve ekonomik gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bu noktada, Yemen'de kalıcı bir barışın neden tesis edilemediği sorusunun cevabı, küresel aktörlerin –özellikle de Amerika Birleşik Devletleri'nin– stratejik ve ekonomik hesaplarında gizlidir. Emperyalist güçlerin dış politika doktrinlerinde çatışmaların tamamen bitmesi her zaman arzulanan bir sonuç değildir. ABD için Yemen'deki istikrarsızlık ve Husi tehdidi, Körfez ülkelerine (özellikle Suudi Arabistan ve BAE) milyarlarca dolarlık silah satışı yapabilmek için mükemmel bir meşruiyet zemini sunmaktadır. "Tehdit algısı" can diri tutulmadığı sürece, Amerikan askeri-endüstriyel kompleksinin Ortadoğu'daki devasa silah pazarı sekteye uğrayacaktır. Ayrıca, bölgedeki kalıcı kaos, ABD'ye Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı gibi dünyanın en kritik deniz ticaret rotalarında askeri varlık gösterme, donanma bulundurma ve küresel enerji akışını denetleme yetkisi vermektedir. Barışın sağlandığı istikrarlı bir Yemen, Washington'ın bölgedeki askeri müdahaleciliğini ve üs kurma gerekçelerini elinden alacaktır. ABD için asıl hedef kalıcı barış değil, kendi kontrolünde ve çıkarlarına hizmet eden "yönetilebilir bir istikrarsızlık" seviyesini korumaktır. Sonuç olarak, Yemen'deki krizi sadece mezhepsel bir Şii-Sünni kutuplaşması veya yerel bir kabile savaşı olarak okumak resmi eksik bırakacaktır. Mezhepsel söylemler, kitleleri mobilize etmek ve bölgesel müdahalelere meşruiyet kazandırmak için kullanılan kullanışlı birer dış politika aracıdır. Asıl mücadele, küresel ticaretin şah damarı olan deniz yollarının kontrolü, silah baronlarının kâr marjları ve İran ile Körfez bloku arasındaki Ortadoğu egemenlik savaşıdır. Küresel güçler bu istikrarsızlıktan hem stratejik hem de ekonomik rant devşirirken, çatışmanın faturasını her zaman olduğu gibi Yemen halkı ödemektedir. Görünen köy kılavuz istememektedir; Yemen ordusunun operasyonları, Husilerin direnişi ve ABD’nin bölgeye yönelik askeri/ekonomik müdahaleleri, bu coğrafyada barışın neden bir hedef değil, uzak bir serap olarak tutulduğunu açıkça kanıtlamaktadır.
  • 1 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23