• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hastane tuvaletinde dehşet! Yeni doğan bebeği çöpe bıraktı

Mersin’in Erdemli ilçesinde 16 yaşındaki H.E.Y.’nin hastane tuvaletinde dünyaya getirdiği bebeğini çöp kutusuna bıraktığı belirtildi. Temizlik görevlisinin fark ederek yardım çağırdığı bebek kurtarılırken, genç kız “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklandı.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ali.

İlahi kanun olmazsa yer yüzünde. İnsanlar hayvan gibi olur bence. Bu gibi pis haberleri yaymayın. Ne edep kaldı nede tüvbe.
  • 1 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Geleceği Karartmamak: Gençlikte Sorumluluk ve Duygusal Olgunluk! Gençlik, hayatın en enerjik, en umut dolu ve kararların geleceği şekillendirdiği en kritik dönemidir. Bu dönemde hissedilen yoğun duygular, aşk ve aidiyet arayışı son derece doğaldır. Ancak unutulmamalıdır ki özgürlük, sınırları ve sorumlulukları ile birlikte var olur. Anlık heyecanlar, "nasıl olsa ileride evleneceğiz" gibi geleceğe yönelik belirsiz vaatler veya toplumsal, ahlaki ve hukuki zemini olmayan ilişkiler, bazen geri dönüşü olmayan uçurumlara yol açabilir. Mersin'de yaşanan ve hepimizin yüreğini burkan son olay, sadece bir adli vaka değildir. Bu traji-komik ve acı verici durum, gençlerin rehberliğe ne kadar muhtaç olduğunu, erken yaşta omuzlanamayacak yüklerin getirdiği panik ve çaresizliğin ne kadar büyük felaketlere yol açabileceğini gösteren çok acı bir uyarıdır. Hayat, sadece bugünden ibaret değildir. Henüz kendi ayakları üzerinde duramayan, duygusal, ekonomik ve biyolojik olgunluğa erişmemiş gençlerin, evlilik bağı ve meşru güvence olmaksızın girdikleri ilişkiler hem bireysel hem de toplumsal açıdan ağır yaralar açmaktadır. Geleceği planlamadan, sadece anlık hislerle yaşanan ilişkiler bittiğinde geriye büyük bir hayal kırıklığı, güven kaybı ve psikolojik çöküntü kalır. Hem genç erkekler hem de genç kadınlar bu yükün altında ezilmektedir. Ortada meşru bir aile bağı olmadığında, plansız gebelikler ve dünyaya gelen savunmasız bebekler, genç yaşta insanları panik içinde yanlış kararlar vermeye sürükler. Mersin’deki trajedide gördüğümüz gibi, bir anlık korku ve çaresizlik, 16 yaşındaki bir genci cezaeviyle, masum bir bebeği ise ölümle burun buruna getirebilmektedir. İnançlarımız, değerlerimiz ve aile yapımız bizi koruyan en güçlü kalkanlardır. Bu kalkanlar çiğnendiğinde, bireysel özgürlük zannedilen adımlar toplumsal bir çürümeye ve ömür boyu sürecek vicdan azabına dönüşür. Sevgi, saygı ve bağlılık kutsal duygulardır. Ancak bu duyguların gerçek anlamını bulması, onların sorumluluk, resmiyet ve meşruiyet çatısı altında yaşanmasıyla mümkündür. Gençlerin adımlarını duygularıyla değil, akıllarıyla ve inançlarıyla atması gerekir. Kendilerini gelecekte zor durumda bırakacak, ailelerinin ve kendilerinin başını öne eğecek hiçbir gizli ve sonu belirsiz ilişkinin arkasından gitmemelidirler. "Nasıl olsa evleneceğiz" tuzağı, çok sık düşülen bir yanılgıdır. Evlilik, bugünün vaadi değil, geleceğin resmi ve hukuki sorumluluğudur. Gerçekten seven ve değer veren insan, karşısındakini çıkmaza sokacak, onun geleceğini riske atacak gayri meşru adımlardan kaçınır. Diğer yandan, yaş ne olursa olsun bir hata yapıldığında veya içinden çıkamadığı bir durumla karşılaşıldığında, korkuyla hareket edip durumu gizlemeye çalışmak felaketi büyütür. Korkuyla atılan adımlar, Mersin'deki gibi kasten öldürmeye teşebbüs gibi en ağır suçlarla ve vicdan azaplarıyla sonuçlanabilir. Hayat, deneme yanılma yöntemiyle yaşanamayacak kadar kısa, kutsal ve değerlidir. Genç yaşta hayatı karartmak, hapse düşmek ya da masum bir canın vebalini ömür boyu vicdanında taşımak, hiçbir geçici hevesin ödeyebileceği bir bedel değildir. Gençlerin kendilerine, geleceklerine, ailelerine ve toplumsal değerlerine sahip çıkması gerekir. Temiz, huzurlu ve onurlu bir gelecek, ancak bugün atılacak sorumlu, ahlaki ve meşru adımlarla inşa edilir. Yaşanan bu üzücü olay, gençlik yıllarında atılan adımların, kurulan ilişkilerin ve üstlenilen sorumlulukların ne kadar büyük hayati sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha acı bir şekilde göstermektedir. Gençlik dönemi, heyecanların ve duyguların en yoğun yaşandığı, ancak fevri kararların geleceği karartabileceği kritik bir eşiktir Aklınızı başınıza alın ve hayatınızı karartabilecek o kritik eşiğe sakın ha yaklaşmayın...
  • 1 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23