• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

Köfteci Yusuf'un patronu Yusuf Akkaş 'bize yetiyor' dedi, ne kadar kar ettiklerini açıkladı

4 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Mikail okuroğlu

Adalet adalet adalet ammaa önce bende olmalıdır bu böyle biline ...
  • 1 Saat Önce

Ayhan

Destekliyorum. Mutlaka başarmalisiniz. Gerçek bir millî değer.
  • 2 Saat Önce

Güngör

Devlet dediğin vatandaşını korumak terörün kafasını ezmek mafyanın kafasını koparmak biz öyle devlet devlet istiyoruz vatandaşta Devleti koruyacak canım kurban olsun bu devlete insanlık öyle oldu ki para kazanmak için her türlü hile file yapıyor Bu şirketler bile Türkiye'de artması lazım dürüst ve namuslu çalışıyorsan Allah yolunu açar dürüst Çalışmıyorsan 3-4 ayda kapatırsın kafadan nasıl çalışıyorsan sonuna kadar öyle devam edeceksin uç Kağıtçılık yaparsan Allah belanı verir
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın Sosyal Bilimci

BİR MARKAYI MAFYAYA TESLİM ETMEYEN DEVLET, EKONOMİK GÜVENLİĞİNİ DE KORUMUŞTUR! Köfteci Yusuf olayının perde arkasında yalnızca bir işletmeye yönelik tehdit değil, Türkiye'nin yerli sermayesine, emeğine ve ticari güvenliğine uzanan karanlık bir el vardı. Bir ülkenin gücü yalnızca sahip olduğu silahlarla, ordusuyla veya ekonomik büyüklüğüyle ölçülmez. O ülkede vatandaşın canının, malının, emeğinin ve alın terinin ne kadar güvende olduğuyla da ölçülür. Çünkü yatırımcının korkuyla yaşadığı, esnafın tehditle karşı karşıya kaldığı, iş insanının kazandığı malı mülkü korumak için mafyaya boyun eğmek zorunda bırakıldığı bir ülkede ne ekonomik kalkınmadan ne de güven ortamından söz edilebilir. Köfteci Yusuf olayını bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında şubeleri bulunan, binlerce insana istihdam sağlayan yerli bir markanın geçmişte nasıl bir tehditle karşı karşıya kaldığını hatırlamakta fayda var. Çünkü bu olay, yalnızca bir restoran zincirine yönelik suç girişimi değil, aynı zamanda devletin organize suç örgütlerine karşı nasıl bir refleks göstermesi gerektiğinin de önemli bir örneğidir. Bir işletmeyi ele geçirmenin yolu tehdit ve şantaj olamaz! 2021 yılında dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yaptığı açıklamalar, olayın vahametini kamuoyunun gündemine taşımıştı. Soylu, Bursa merkezli bir organize suç örgütünün Köfteci Yusuf'un sahibi Yusuf Akkaş'a yönelik tehdit, şantaj ve zorla mal edinme girişimlerinde bulunduğunu, bu girişimlere karşı operasyon başlatıldığını açıklamıştı. İddianameye ve o dönemde basına yansıyan bilgilere göre, örgütün amacı yalnızca işletme sahibini korkutmak değildi. Yusuf Akkaş'a Afyonkarahisar'da bulunan bir et entegre tesisini yüksek bir bedelle zorla satmaya çalıştıkları, talepleri kabul edilmediğinde ise işletmenin itibarını hedef alan yöntemlere başvurdukları ileri sürülüyordu. Restoranlarda kasıtlı olaylar çıkarılması, işletmenin huzurunun bozulması ve en dikkat çekici tehditlerden biri olarak domuz eti kullanıldığı yönünde asılsız iddiaların yayılacağı tehdidi... Düşünebiliyor musunuz? Yıllarca emek vererek bir marka oluşturmuşsunuz. Binlerce insanın ekmek kapısı olmuşsunuz. Sonra birileri çıkıp sizin alın terinizle kurduğunuz işletmeye göz dikiyor. İstediklerini kabul ettirebilmek için itibarınızı, ticaretinizi ve çalışanlarınızın geleceğini hedef alıyor. Böyle bir durumda devletin görevi seyirci kalmak değil, vatandaşının ve hukuk düzeninin yanında durmaktır. Süleyman Soylu'nun verdiği mesaj unutulmamalı Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu olayla ilgili yaptığı açıklamalarda dikkat çeken husus, operasyonun bizzat takip edildiğini belirtmesiydi. Emniyet birimlerinin yürüttüğü çalışmalar ve adli sürecin ardından organize suç örgütü üyeleri yargı önüne çıkarıldı. Burada mesele bir siyasetçiyi övmek veya bir dönemin siyasi tartışmasını yeniden açmak değildir. Mesele, devletin gücünü hukuktan alarak vatandaşının hakkını korumasıdır. Devlet dediğimiz kurum, yalnızca vergi toplayan, ceza kesen veya vatandaşından görev bekleyen bir yapı değildir. Aynı zamanda vatandaşının canını, malını, emeğini ve hukukunu korumakla yükümlüdür. Bir iş insanı, devletin kendisini koruyacağına inanarak yatırım yapabilmelidir. Bir esnaf, sabah dükkânını açarken akşam haraç vermek zorunda kalacağı korkusunu taşımamalıdır. Bir işveren, çalışanlarının geleceğini mafyatik yapıların tehdidine göre planlamak zorunda bırakılmamalıdır. İşte devlet olmanın anlamı tam da burada ortaya çıkar. Yerli sermayeyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır Biz zaman zaman yerli ve millî üretimden, istihdamdan, ekonomik bağımsızlıktan söz ediyoruz. Peki, bütün bunları gerçekleştiren insanları kim koruyacak? Bir işletme kurmak kolay değildir. Sermaye biriktirmek, üretim yapmak, işçi çalıştırmak, vergi ödemek ve piyasada tutunabilmek yılların emeğini ister. Birileri bu emeğe göz diktiğinde, tehdit ve şantajla işletmelere çökmeye kalktığında buna karşı en güçlü duruşu devlet göstermelidir. Çünkü mafyanın hüküm sürdüğü yerde yatırımcı cesaretini kaybeder, esnaf huzurunu yitirir, çalışan geleceğinden endişe eder. Kaybeden yalnızca tehdit edilen işletme değil, ülkenin ekonomik güvenidir. Köfteci Yusuf olayında devletin gösterdiği müdahale bu bakımdan önemlidir. Bir işletmenin hukuk dışı yollarla ele geçirilmesinin önüne geçilmesi, aynı zamanda diğer yatırımcılara da verilen bir güvencedir. Devletin gücü, vatandaşının hakkını koruduğunda anlam kazanır Elbette devletin bu konudaki mücadelesi yalnızca bir operasyonla sınırlı kalmamalıdır. Bugün bir işletmeye, yarın başka bir esnafa, öbür gün başka bir yatırımcıya uzanabilecek bu tür girişimlerin kökü kazınmalıdır. Suç örgütleri kim olursa olsun, siyasi bağlantıları veya ekonomik güçleri ne olursa olsun hukuk karşısında hesap vermelidir. Benim üzerinde durduğum asıl mesele de budur: Devletin kapısı güçlüye başka, garibana başka açılmamalıdır. Hukuk herkese eşit uygulanmalı, hiç kimse sahip olduğu makam, servet veya nüfuz sayesinde kendisini hukukun üzerinde görmemelidir. Çünkü devletin itibarı, güçlülerin karşısında eğilmemesiyle; vatandaşının hakkını korumasıyla yükselir. Köfteci Yusuf olayından çıkarılacak ders açıktır: Bir ülkenin sermayesine, üretimine ve emeğine sahip çıkmak istiyorsak önce bu değerleri tehdit eden karanlık yapılara karşı tavizsiz bir hukuk mücadelesi yürütmeliyiz. Unutmayalım; bir markayı mafyaya teslim etmemek yalnızca bir işletmeyi kurtarmak değildir. Binlerce insanın ekmeğini, yatırımcının cesaretini ve ülkenin ekonomik güvenini korumaktır. Devletin gücü, vatandaşının karşısında değil; vatandaşının hakkına göz dikenlerin karşısında hissedilmelidir.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23