• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Eski Borsa Müdürü Ergun tutuklandı! Bakın rüşveti ne için almış!

Eski Borsa Müdürü Ergun tutuklandı! Bakın rüşveti ne için almış!

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın Sosyal Bilimci

TİLKİYİ TAVUK KÜMESİNE MÜDÜR YAPARSANIZ SONUÇ BÖYLE OLUR! “Tilkiyi tavuk kümesine müdür yapmışlar. Maaş ne istersin diye sormuşlar. Tilki gülmekten konuşamamış, sonunda ‘Ne verirseniz razıyım’ demiş.” Bu fıkrayı bilmeyenimiz azdır. Aslında birkaç cümlelik bu hikâye, insan hayatında ve yönetim anlayışında yapılabilecek en büyük hatalardan birini anlatır: Güvenilmemesi gereken insanlara yetki vermek, denetlenmesi gereken kişileri denetimsiz bırakmak ve emaneti ehline teslim etmemek. Bugün Borsa İstanbul eski Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun'un rüşvet iddiasıyla tutuklandığı haberini okuyunca aklıma bu fıkra geldi. İddialara göre Destek Faktoring hisselerinin pay repo işlemine açılmasının daha fazla geciktirilmemesi karşılığında rüşvet aldığı öne sürülüyor. Elbette yargılama sonucunu beklemek ve hukukun kararına saygı göstermek gerekir. Ancak böylesine önemli bir makamda görev yapmış bir ismin bu tür iddialarla gündeme gelmesi bile üzerinde ciddi ciddi düşünmemiz gereken bir meseledir. Benim anlamakta zorlandığım bir konu var. Bu kadar önemli kurumların başına getirilen insanların geçmişleri, ticari ilişkileri, ahlaki yapıları ve görev anlayışları yeterince araştırılmıyor mu? Bir insanın liyakat sahibi olması kadar güvenilir olması da önemli değil mi? Yoksa makamın büyüklüğüne bakıp o koltuğa oturacak kişinin karakterini sorgulamayı mı unutuyoruz? Bir başka ihtimal de var: Acaba bazı insanlar makama gelmeden önce farklı, makamın gücünü ellerine geçirdikten sonra farklı mı oluyorlar? İnsan, kendisine verilen yetkiyi hizmet için değil de şahsi menfaati için kullanmaya başladığında işte o zaman asıl tehlike başlıyor. Çünkü makam, insanın karakterini değiştirebileceği gibi karakterinde gizli kalmış zaafları da ortaya çıkarabilir. Küçük bir yetkiyle yetinmeyen, büyük bir makama geldiğinde daha fazlasını isteyen insanlar vardır. Bunların gözünde devletin emaneti, milletin hakkı ve kamu güveni değil, kendi çıkarları ön plandadır. Oysa devlet makamları kimsenin şahsi mülkü değildir. O koltuklarda oturanlar, milletin kendilerine emanet ettiği görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Devletin imkânları da milletin alın terinden oluşan kaynaklardır. Bir imza, bir karar, bir yetkilendirme milyonlarca liralık sonuçlar doğurabiliyorsa o imzanın arkasındaki sorumluluk da o kadar büyük olmalıdır. Hele ki Borsa İstanbul gibi ülkenin ekonomik güveni açısından önemli bir kurumda görev yapan insanların sorumluluğu çok daha ağırdır. Çünkü orada yalnızca rakamlar ve hisseler yoktur; insanların birikimleri, yatırımcıların güveni ve ülkenin ekonomik itibarı vardır. Burada asıl sorgulamamız gereken yalnızca rüşvet aldığı iddia edilen kişi değildir. Onu o makama kim getirdi, hangi ölçütlerle görevlendirdi, görev süresince kim denetledi, varsa usulsüzlükler neden zamanında ortaya çıkarılmadı? Bunların da cevabı verilmelidir. Bir kişi yanlış yapmışsa elbette hukuk önünde hesabını vermelidir. Fakat mesele yalnızca bir kişiyi görevden almak veya tutuklamakla bitmemelidir. Eğer sistemde açıklar varsa o açıklar kapatılmalı, denetim mekanizmaları güçlendirilmeli ve benzer olayların tekrar yaşanmasının önüne geçilmelidir. Bizim ülkemizde artık şu anlayışın yerleşmesi gerekiyor: Makam sahibi olmak ayrıcalık değil, daha büyük sorumluluk sahibi olmaktır. Yetki sahibi olmak, istediğini yapabilmek değil, yaptıklarının hesabını verebilmektir. İnsanlara güvenmek güzeldir ama devlet yönetiminde güvenin yanına denetimi de koymak zorundasınız. Çünkü denetimsiz yetki, kötü niyetli insanların elinde büyük bir fırsata dönüşebilir. Bir de işin vicdani ve ahlaki tarafı var. İnsan dünyada birkaç kuruş daha fazla kazanmak için kendi onurunu, ailesinin itibarını ve milletin güvenini nasıl gözden çıkarabilir? Haramın sefası olmaz, cefası olur. Makamlar geçicidir, servetler geçicidir, dünya hayatı geçicidir. İnsan geride bıraktığı makamla değil, yaptığı iyiliklerle ve bıraktığı güzel izlerle anılmalıdır. Unutmayalım, bir ülkede hırsızlık yalnızca kapı kırıp eve girerek yapılmaz. Bazen kravat takılarak, makam koltuğuna oturularak, devletin imkânları kullanılarak da yapılabilir. Önemli olan kişinin dış görünüşü değil, taşıdığı ahlaktır. Tilkiyi tavuk kümesine müdür yaparsanız tavukların güvenliğini sağlayamazsınız. Önce kümese kimin müdür olacağını doğru belirleyeceksiniz. Sonra da o müdürün ne yaptığını düzenli olarak kontrol edeceksiniz. Devlet yönetiminde de ölçü bu kadar basit olmalı: Emanet ehline verilecek, yetki denetlenecek, kamu malına el uzatan kim olursa olsun hesabını verecek. Çünkü bu ülke kimsenin şahsi kazanç kapısı değildir. Bu millet de kimsenin har vurup harman savuracağı bir topluluk değildir. Biz artık tilkilerin tavuk kümeslerine müdür yapılmadığı, emanete ihanet edenlerin makamına ve siyasi kimliğine bakılmaksızın hesap verdiği bir yönetim anlayışı görmek istiyoruz.
  • 1 Saat Önce

Ömer

Hırsız içerden olursa kapı kilit tutar mı ? Senelerdir söyledik millet soyuluyor borsa ya çeki düzen verin dedik duyan olmadı . Fon rezaleti çıkana kadar maalesef iş işten geçti
  • 2 Saat Önce

Kim?

Kim bu ekonominin sorumlusu? Bir anket açıp sorsanıza millete twitterdan? Öğrenelim.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23