• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Doğu ilimizde flaş petrol gelişmesi: 'Bize biraz daha süre verin' deyip başvurdular

Doğu ilimizde flaş petrol gelişmesi: 'Bize biraz daha süre verin' deyip başvurdular

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

BU TOPRAKLARDAN PETROL FIŞKIRIYOR, AMA HARAMİLERİN GÖZÜ DOYMUYOR! Türkiye öyle bir ülke ki, neresine elinizi atsanız ayrı bir zenginlik, hangi taşını kaldırsanız ayrı bir bereket çıkıyor. Dağında maden, ovasında tarım, denizinde doğalgaz, toprağının derinliklerinde petrol var. Allah bu millete öyle bir vatan nasip etmiş ki, kıymetini bilene nimet, bilmeyene ise ağır bir vebal! İşte son haber Mardin'den geldi. Petrol arama çalışmalarının sürdüğü bölgede ruhsat süresinin uzatılması için başvuru yapılmış. Demek ki yerin altında hâlâ araştırılmayı bekleyen bir potansiyel var. Elbette süre uzatma başvurusu, petrol bulunduğu anlamına gelmiyor. Ama ülkemizin kendi kaynaklarını araması, enerji bağımsızlığı yolunda atılan her adım gibi önem taşıyor. İnsan böyle haberleri duyunca sevinmek istiyor. Göğsü kabarsın, yüzü gülsün, geleceğe umutla baksın istiyor. Ama gelin görün ki insanın sevincini kursağında bırakan başka haberler de var! Bir tarafta yerin yüzlerce metre altında petrol arayan mühendislerimiz, işçilerimiz, alın teri döken emekçilerimiz; diğer tarafta milletin cebine göz diktiği iddia edilen, kamu imkânlarını şahsi servet kapısına çevirmekle suçlanan, paranın kokusunu alınca bütün ahlaki değerlerini unutan birtakım haramzadeler! Söyleyin Allah aşkına, bu millet hangisine sevinsin, hangisine yansın? Fon soruşturmaları, sermaye piyasalarında ortaya atılan usulsüzlük iddiaları, belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk dosyaları, siyasi nüfuz ve servet ilişkileri... Her gün başka bir iddia, başka bir soruşturma, başka bir skandal! Daha dün alın teriyle geçinen insanların hayalini bile kuramayacağı servetlerin nasıl elde edildiğini tartışırken bugün başka bir dosyayla karşılaşıyoruz. Bir yanda milyonlarca insan geçim derdinde, diğer yanda milyon dolarların havada uçuştuğu şaibeli ilişkiler! Bir tarafta emekli, ay sonunu getirmek için hesap yapıyor. Bir tarafta asgari ücretli, çocuğunun okul masrafını nasıl karşılayacağını düşünüyor. Bir tarafta çiftçi, mazot ve gübre fiyatlarının altında eziliyor. Öte tarafta ise haklarında ciddi iddialar bulunan kimi çevrelerin dudak uçuklatan servetleri konuşuluyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu memleketin kaynakları gerçekten yetersiz mi, yoksa milletin hakkına göz dikenlerin iştahı mı fazla? Bakınız, Mustafa Sarıgül'ün adı üzerinden yürüyen siyasi tartışmalar, eski dünürü Nusret Altınbaş hakkındaki soruşturma haberleri ve kamuoyuna yansıyan milyarlarca dolarlık servet iddiaları da açıklığa kavuşturulmalıdır. Ortaya atılan rakamlar, özellikle de 15 yılda 5 milyar dolar elde edildiği yönündeki iddialar, doğrulanmış gerçekler gibi sunulamaz. Fakat böylesine büyük iddiaların da cevapsız bırakılması kabul edilemez. Kim ne kazanmış, nasıl kazanmış, hangi ticari ilişkilerle büyümüş, hangi imkânlardan yararlanmış? Hepsi araştırılmalı! Hukuk önünde suçluluğu kanıtlanmayan hiç kimseye peşinen suçlu muamelesi yapılamaz. Ancak hiç kimse de sahip olduğu servet, siyasi bağlantı veya toplumsal nüfuz nedeniyle hesap vermekten muaf tutulamaz. Bu milletin istediği çok basit: Temiz siyaset, dürüst ticaret, şeffaf belediyecilik ve herkese eşit uygulanan hukuk! Belediyeler milletin hizmet kapısıdır, birilerinin zenginleşme çiftliği değil! Kamu ihaleleri eşe dosta servet aktarma aracı değildir! Siyaset, makam ve mevki üzerinden şahsi menfaat devşirme sanatı hiç değildir! Kim yaparsa yapsın, hangi partiden olursa olsun, hangi makamda oturursa otursun, milletin bir kuruşuna el uzatanın karşısında hukuk dimdik durmalıdır. Çünkü hırsızlığın partisi olmaz. Yolsuzluğun ideolojisi olmaz. Haramın sağcısı, solcusu, muhafazakârı, milliyetçisi olmaz. Haram haramdır! Bir insanın alnı secdeye değiyor diye yolsuzluğu meşru olmaz. Bir başkası demokrasi nutukları atıyor diye kamu malına el uzatması mazur görülemez. Ahlak, kürsülerde yapılan konuşmalarla değil, insanın eline fırsat geçtiğinde sergilediği davranışla ölçülür. İşte bizim asıl meselemiz budur! Türkiye'nin petrol bulması elbette önemlidir. Doğalgaz çıkarması, madenlerini değerlendirmesi, sanayisini büyütmesi, üretimini artırması elbette sevindiricidir. Fakat bir ülkenin zenginliği yalnızca yerin altından çıkardıklarıyla ölçülmez. O zenginliğin kimin sofrasına bereket, kimin cebine kazanç olarak döndüğü de önemlidir. Eğer yerin altından çıkan servet, yerin üstündeki vatandaşın hayatını güzelleştirmiyorsa ortada sorgulanması gereken ciddi bir adalet meselesi vardır. Eğer millet üretirken birileri usulsüzlükle zenginleşiyorsa, orada yalnızca ekonomik değil, ahlaki bir çürüme de söz konusudur. Üstelik bu çürümenin en tehlikeli tarafı, zamanla normalleşmesidir. İnsanlar artık milyonluk değil, milyarlık iddiaları duyunca bile şaşırmaz hâle geliyorsa toplumun vicdanında büyük bir yara açılmış demektir. Oysa bizim medeniyetimizde devlet malı emanettir. Yetim hakkı emanettir. Milletin vergisi emanettir. Hz. Ömer'in adaletini dilinden düşürmeyip kamu malı söz konusu olduğunda susanların önce kendi vicdanlarını sorgulamaları gerekir. Çünkü adalet, yalnızca rakibimize uygulandığında sevineceğimiz bir mekanizma değildir. Adalet, kendi yakınımızın kapısını çaldığında da arkasında durabileceğimiz bir ilkedir. Ben bu ülkede petrol bulunmasına da sevinmek istiyorum, doğalgaz çıkarılmasına da, yeni fabrikalar açılmasına da... Ama daha çok, bu ülkenin çocuklarının hakkının korunduğunu görmek istiyorum. Emeklinin yüzünün güldüğü, işçinin alın terinin karşılığını aldığı, çiftçinin toprağını terk etmediği, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı bir Türkiye görmek istiyorum. Bunun yolu yalnızca yerin altındaki zenginlikleri keşfetmekten geçmiyor. Yerin üstündeki ahlaki çürümeyle de mücadele etmek gerekiyor! Mardin'de petrol aransın, Gabar'da üretim artsın, Karadeniz'den doğalgaz çıkarılsın. Bu ülkenin bütün imkânları milletimizin refahı için değerlendirilsin. Ama aynı kararlılıkla yolsuzluğun da üzerine gidilsin. Siyasi bağlantısına bakılmadan, makamına aldırılmadan, servetinden çekinilmeden her ciddi iddia bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulsun. Suç işleyen cezasını çeksin, suçsuz olan da töhmet altında bırakılmasın. Çünkü milletin ihtiyacı intikam değil, adalettir. Ve unutulmasın ki bu toprakların bereketi, açgözlü insanların doymak bilmeyen ihtiraslarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Son sözüm şudur: Ey bu milletin sırtından haksız kazanç elde etmeyi marifet sayanlar! Unutmayın, servetiniz ne kadar büyük olursa olsun, ömür dediğiniz şey bir nefesliktir. Bugün sahip olduğunuz makamlar, şirketler, malikâneler, milyonlar yarın geride kalacak. Ama yediğiniz bir lokma haramın, çiğnediğiniz bir kul hakkının hesabı vicdanınızda da ilahi adalet karşısında da peşinizi bırakmayacaktır. Bu milletin toprağından petrol de çıksın, altın da çıksın, doğalgaz da... Yeter ki milletin hakkı çalınmasın, alın teri sömürülmesin, devletin imkânları bir avuç çıkarcının sofrasına meze yapılmasın! Çünkü bu memleketin asıl fakirliği toprağının altında değil; harama el uzatmayı alışkanlık hâline getirenlerin vicdanındadır! Ve ben inanıyorum ki Türkiye'nin gerçek kurtuluşu, yalnızca petrol kuyularının çoğalmasıyla değil, dürüst insanların çoğalmasıyla mümkün olacaktır. Allah bu milleti yokluktan da korusun, milletin varlığına göz diken haramilerden de!
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23