• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Duyan, gören “Yok artık” diyor! Altında ağızları açık bırakan rakam

Duyan, gören “Yok artık” diyor! Altında ağızları açık bırakan rakam

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

"Yok Artık" Dedirten Finansal Histeri: Fon Tokadı, Kuyumcu Kuyruğu ve Altının Sabır Sınavı! Duyan, gören, ekrana bakan herkesin ağzı açık: "Yok artık!" Son dönemde "Kıbrıs’ta kumar masası işletmekle eş değer" denilerek patlayan rantiye ve fon krizleri, piyasayı öyle bir çarptı ki parayı dijital labirentlerde batıran, soluğu doğruca Kapalıçarşı’nın kalbinde aldı. Haliyle, finansal uzmanların milyarlık süslü grafiklerle övdüğü o meşhur fonların tılsımı bozulunca, bizim kadim Kapalıçarşı esnafı da bir nebze yavaşladı ama durmadı. Neden dursun? Sistemden, fondan, borsadan tokat yiyen kim varsa "Sanal dünyanın rüyası bitti, bize dokunabileceğimiz bir şeyler lazım" diyerek fiziki altına koşuyor. Hele Anadolu’dan yükselen o çığlık hiç kesilmiyor; yurdum insanı tarlayı, tapanı, yastık altındaki son nakdi gram altına yatırmaya devam ediyor. Ancak burada devreye, o televizyon ekranlarında boy gösterip her sabah "Gram altın uçuyor, kaçıyor, 10 bin TL olacak" diye adeta nefes nefese kehanet satan "Altın ve Para Piyasaları Uzmanları" giriyor. Sosyal medyadaki o meşhur manşeti görmüşsünüzdür: "Ağızları açık bırakan rakam!" İnsanın o rakamı görünce gerçekten sadece ağzı değil, bütün bütçesi açık veriyor. Bizim her şeye inanan saf kalpli yatırımcımız da bu uzmanlara kanıp cebindeki son parayla, hatta bazen borç harçla sarrafa koşuyor. Plan ise muazzam: "Bugün altını alayım, haftaya fiyatı fırlayınca satar, aradaki farkla da evin mutfak masrafını çıkarırım." İşte tam bu noktada, finansal sistemin en eski ve en amansız kuralı tokat gibi yüze çarpıyor: Alım-satım makası. Gerçeği eğip bükmeden konuşalım; uzmanların gazına gelip bir ay, iki ay gibi kısa vadeli hülyalarla altından para kazanacağını sananlar sadece hayal satıyor. Siz altını aldığınız an, kuyumcunun tabelasındaki o "alış" ve "satış" arasındaki uçurum zaten sizi doğrudan eksiyle başlatıyor. Evet, belki bir ayda altına üç beş kuruş zam gelebilir, ekranlar yeşillenebilir; ama siz o altını bozdurmak için tekrar masaya koyduğunuzda, kazandığınızı sandığınız o ufacık miktar, alım satım arasındaki o meşhur makas farkında eriyip gidiyor. Günün sonunda elinizde kalan tek şey, kuyumcu kuyruğunda beklerken harcadığınız vakit ve kaybettiğiniz sinir katsayısı oluyor. Bu işin raconu bellidir ve değişmez: Çok paran varsa ve en az bir yıl boyunca o parayı unutacak, "Böyle bir param hiç olmadı" diyerek bekleyecek lüksün varsa altın alacaksın. Altın, sabırsız insanı sevmez; o, heyecanlı borsa spekülatörlerinin değil, uzun vadeli beklemeyi ibadet sayan yastık altı felsefesinin madenidir. "Kısa vadede köşeyi dönerim, uzman öyle dedi" diye her ay kuyumcu kapısını aşındıranlar, sadece sarrafların kâr marjını besleyen hayırseverlere dönüşürler. Kolay paranın peşinde fona çarpılanların trajedisi ortadayken, altını da bir oyun hamuru gibi görüp "Al-sat" çılgınlığına kurban etmek, nevi şahsına münhasır bir başka piyasa şaşkınlığından ibarettir.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23