• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ioannis Mazis: Tüm bu bilgiler Türkiye'nin duyacağı şekilde söyleniyor acayip tehlikeli

Ioannis Mazis: Tüm bu bilgiler Türkiye'nin duyacağı şekilde söyleniyor acayip tehlikeli

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

ata

mevzu türkiyeyi bir an önce, silahlı kuvvetlerini tam manası ile güçlendirmeden bir savaşa sürüklemek. imza. siyonist şeyler...
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

YUNANİSTAN BUNLARI BİLMİYOR MU? Genişletilmiş ve hukuki gerekçelerle tahkim edilmiş makale taslağı aşağıda bilgilerinize sunulmuştur. Metin, Profesör Ioannis Mazis'in ikazları ile adaların ihlal edilen hukuki statüsünü tek bir potada eriterek güçlü bir argümantasyon sunmaktadır. Ege ve Doğu Akdeniz'de Stratejik İllüzyon: Yunanistan’ın Hukuksuz Güvenlik Kumarı Ioannis Mazis'in uyarıları ekseninde Ege ve Doğu Akdeniz'deki mevcut stratejik denge, Yunanistan açısından geri dönülemez askeri ve siyasi riskler barındırmaktadır. Atina yönetiminin gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırma, ABD üslerine açma ve Meis adası gibi Türkiye'nin ana karasına birkaç kilometre mesafedeki hassas noktalarda provokatif hamleler yapma politikası, "ateşle oynamak" deyiminin askeri karşılığıdır. Yunan Ulusal Savunma Akademisi’nde dersler veren Profesör Ioannis Mazis’in de açıkça ifade ettiği gibi, Türkiye'nin radarında olan bu gerilim politikası Ankara tarafından anbean takip edilmekte ve stratejik notlar arasına eklenmektedir. Tarihsel realiteler, güç asimetrisi ve uluslararası hukuk ışığında, Yunanistan'ın mevcut maksimalist politikalarının doğurabileceği riskleri ve Türkiye'nin meşru müdahale hakkını şu şekilde analiz etmek mümkündür: 1. Adaların Hukuki Statüsü ve "Bedelsiz Kazanım" Paradoksu Yunanistan, Ege'deki adaların büyük bir kısmını 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile büyük güçlerin diplomatik tasarrufları neticesinde, askeri bir bedel ödemeksizin (diplomatik konjonktürlerin sonucu olarak) devralmıştır. Ancak bu devirlerin en temel şartı, adaların gayriaskeri statüde kalması (silahlandırılmaması) zorunluluğudur. Atina'nın bu statüyü ihlal ederek adaları cephaneliğe dönüştürmesi ve ABD üslerine zemin hazırlaması, Türkiye'ye uluslararası hukuk çerçevesinde bu adaların egemenliğini tartışmaya açma hakkını hukuken tanımaktadır. 2. Meis Üzerinden Yürütülen Tehlikeli Gerilim Anadolu sahillerine sadece 2 kilometre, Yunan ana karasına ise yaklaşık 580 kilometre uzaklıkta olan Meis Adası üzerinden egemenlik gösterisi yapmak, askeri rasyonaliteden uzaktır. Coğrafi olarak tamamen Türkiye’nin etki alanında ve lojistik hinterlandında yer alan bir bölgede askeri tırmanışa sebebiyet vermek, Yunanistan'ın savunma stratejisi açısından en zayıf halkayı açık hedef haline getirmektir. Mazis'in "Türkiye'nin duyacağı şekilde söyleniyor, acayip tehlikeli" tespiti, Ankara'nın sabrının ve askeri angajman kurallarının test edilmesinin doğuracağı yıkıcı sonuçlara işaret etmektedir. 3. Ahde Vefa İlkesi, Üs Kurma Yasağı ve Şartlı Egemenliğin Düşmesi Uluslararası hukukta yer alan "Pacta Sunt Servanda" (Ahde Vefa) ilkesine göre, bir antlaşmanın getirdiği yükümlülükleri bilerek ihlal eden taraf, o antlaşmanın kendisine sağladığı hakları da tehlikeye atar. Şartlı Egemenlik: Türkiye'nin resmi diplomatik tezlerinde de vurgulandığı üzere, adaların egemenliği Yunanistan'a mülkiyet olarak değil, "şartlı" olarak devredilmiştir. Hukuki Boşluk: Yunanistan’ın adalara ağır silahlar yığması ve ABD ordusuna bölgede lojistik/askeri üs imkanları tanıması, bu antlaşmaların özünü doğrudan ortadan kaldırmaktadır. Atina silahsızlanma şartını çiğnediği an, adaların kendisine devredilmesini öngören maddeler geçerliliğini yitirir ve mülkiyet hakkı hukuken kadük kalır. 4. Türkiye'nin Meşru Müdahale ve Müdafaa Hakkı Bir devletin sınırlarının hemen yanı başında, uluslararası antlaşmalara aykırı olarak askeri yığınak yapılması ve yabancı güçlerin konuşlandırılması, o devlet için doğrudan bir güvenlik tehdidi (casus belli) oluşturur. BM Şartı 51. Madde: Birleşmiş Milletler Şartı, devletlere kendilerine yönelik yakın ve açık bir tehdit karşısında Meşru Müdafaa Hakkı tanır. Yunanistan'ın adaları Türkiye'ye karşı birer taarruz üssü haline getirmesi, Türkiye'nin kendi güvenliğini korumak adına atacağı her türlü askeri veya diplomatik adımı uluslararası toplum önünde meşru kılar. Müdahalenin Biçimi: Bu meşru müdahale doğrudan askeri bir harekat olabileceği gibi; adaların karasularını ve hava sahasını tanımama, abluka uygulama veya adalar üzerindeki egemenliğin hukuken sona erdiğini ilan ederek bölgede hak iddia etme şeklinde de tezahür edebilir. "Şartı bozan, haktan mahrum kalır" ilkesi gereği, Türkiye'nin bu hukuksuzluğa karşı reaksiyon göstermesi en doğal hakkıdır. 5. Askeri Güç Asimetrisi ve Kayıp Riski Yunan iç siyasetindeki popülist söylemler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgesel caydırıcılığı, operasyonel kabiliyeti ve yerli savunma sanayi kapasitesi karşısında sahada karşılık bulmaktan uzaktır. Diplomatik masalarda veya üçüncü ülkelerin geçici güvenlik garantilerine güvenerek Türkiye'ye karşı hamle yapmak, statükonun tamamen değişmesiyle sonuçlanabilir. Yanlış bir hesaplama, Yunanistan'ın geçmişte masa başında adeta "hediye" olarak aldığı adalar üzerindeki haklarını ve egemenliğini fiilen ve hukuken kaybetmesiyle sonuçlanabilecek bir süreci tetikleyebilir. Sonuç Yunanistan için rasyonel olan tek yol, Mazis gibi kendi akademisyenlerinin de gördüğü bu tehlikeli tırmanıştan vazgeçmektir. Üçüncü tarafların kışkırtmalarıyla Türkiye gibi köklü bir askeri gücü doğrudan karşıya almak, Atina'ya yeni kazanımlar getirmeyeceği gibi, elindekileri de tamamen kaybetmesine yol açabilecek küresel bir kumar niteliğindedir. Ege'de barış, provokatif ziyaretlerle veya yabancı devletlere üs kurdurarak değil, adaların silahsızlandırılmış statüsüne riayet ederek ve Türkiye'nin meşru güvenlik kaygılarını tanıyarak mümkündür.
  • 2 Ay Önce

Mustafa

Türkiye bunu biliyor pırruuu
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23