• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Başkan Erdoğan 16. Kez BM Genel Kurulu kürsüsünde: İşte tarihe damga vuran konuşmalar

Başkan Erdoğan 16. Kez BM Genel Kurulu kürsüsünde: İşte tarihe damga vuran konuşmalar

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Vay vay

15 kez konuştu da ne değişti.
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

## Küresel Vicdanın Değişmeyen Sesi: BM Kürsüsünde Bir Liderlik Manifestosu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsündeki hitapları, sadece bir ülkenin dış politika vizyonunu değil, aynı zamanda uluslararası sistemin adaletsizliklerine karşı yükselen küresel vicdanın sesini temsil etmektedir. 2005 yılından bu yana New York’taki bu en yüksek uluslararası platformda 15 kez milletin ve mazlum coğrafyaların hakkını savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81. Genel Kurul’da 16’ncı kez kürsüye çıkmaya hazırlanırken, geride bıraktığı hitaplarla şimdiden dünya siyaset tarihine silinmez izler bırakmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM kürsülerinden hafızalara kazınan ve uluslararası ilişkiler literatürüne giren en önemli doktrini "Dünya beşten büyüktür" haykırışıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ve sadece 5 daimi üyenin veto yetkisiyle milyarlarca insanın kaderini tayin eden BM Güvenlik Konseyi yapısına karşı yürütülen bu mücadele, küresel sistemin elitlerine karşı yapılmış en cesur başkaldırıdır. Türkiye, bu söylemle sadece kendi haklarını değil; Afrika’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Balkanlar’a kadar sistemin dışına itilmiş tüm halkların haklı talebini dünyaya ilan etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu reform talebi, zaman içinde daha geniş bir vizyona dönüşerek tüm insanlığa şu çağrıyı yapmıştır: "Kaderimiz İkinci Dünya Savaşı'nın galibi 5 ülkenin dudakları arasına sıkıştırılamaz. Dünya, bu 5 ülkeden ibaret değildir. Güvenlik Konseyi artık dünya güvenliğinin teminatı olmaktan çıkmış, 5 ülkenin siyasi stratejilerinin çarpışma alanı haline gelmiştir. Daha adil bir dünya mümkündür." Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki hitaplarının en istikrarlı ve en güçlü omurgasını her zaman Filistin davası oluşturmuştur. Özellikle 2019 yılındaki BM Genel Kurulu'nda, elinde 1947’den günümüze Filistin haritalarıyla kürsüye çıkıp "İsrail’in sınırları neresidir?" sorusunu yöneltmesi, uluslararası diplomaside eşine az rastlanır bir cesaret örneğidir. Dünyanın büyük güçlerinin sustuğu, egemen aktörlerin gözlerini yumduğu bir dönemde, Filistin halkının maruz kaldığı zulmü, işgali ve haksızlığı BM kürsüsünden en yalın ve sarsıcı şekilde dile getirmek, Türkiye’nin tarihsel mirasına ve vicdani sorumluluğuna yakışan bir liderlik duruşudur. Bu haklı isyan, kürsüden dünyaya şu sözlerle aktarılmıştır: "Soruyorum sizlere; İsrail devletinin sınırları neresidir? 1947’de neredeydi, 1967’de nereye geldi, bugünkü sınırları ne? Eğer biz BM Genel Kurulu olarak mazlum Filistin halkını koruyamayacaksak, o zaman bu çatı ne işe yarar? Kürsüye çıkıp nutuk atmaktan başka ne yapıyoruz?" New York kürsüsü aynı zamanda Türkiye’nin bekasına yönelik tehditlerin haykırıldığı ve terörün küresel yüzünün deşifre edildiği bir platform olmuştur. FETÖ, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı yürütülen amansız mücadele ile Suriye'deki insani trajedi BM ekranlarından tüm dünyanın yüzüne vurulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılındaki Genel Kurul’da Aylan Kürdi’nin fotoğrafını kürsüden göstererek dünyayı sarsarken, terörle mücadeledeki çifte standartları şu net cümlelerle eleştirmiştir: "Suriye’de ölen o masum bebeklerin, kıyıya vuran Aylan bebeğin vebali, sadece katillerin değil, sessiz kalan tüm insanlığındır. Benim teröristim kötü, senin teröristin iyi anlayışı, terörün kendisine en büyük lojistik destektir. 15 Temmuz’da demokrasimize kasteden FETÖ sadece Türkiye’nin değil, faaliyet gösterdiği her ülkenin güvenliği için bir tehdittir." Türkiye’nin sadece eleştiren değil, aynı zamanda küresel krizlerde aktif çözümler üreten kurucu bir aktör olduğu BM kürsüsünden defalarca kanıtlanmıştır. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte baş gösteren küresel gıda krizinin aşılmasında Türkiye’nin öncülük ettiği Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması, milyonlarca insanı açlık tehlikesinden kurtarmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu diplomatik başarıyı BM kürsüsünden paylaşırken, Türkiye’nin küresel barışın ve istikrarın teminatı olan merkez bir ülke olduğunu dost ve düşmana bir kez daha göstermiştir. Bu küresel sorumluluk bilinci, onun şu derin vizyonunda saklıdır: "Refahın paylaşılamadığı bir dünyada, barışın kalıcı olması imkansızdır. Afrika'da bir çocuk açlıktan ölüyorsa, New York'taki gökdelenlerin güvenliği pamuk ipliğine bağlıdır." Bugün BM 81. Genel Kurulu’nda 16’ncı kez dünya liderlerine hitap etmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gücünü sadece askeri veya ekonomik potansiyelden değil, arkasındaki aziz milletin duasından ve temsil ettiği küresel adaletten almaktadır. Dünyanın sancılı bir dönüşümden geçtiği, çatışmaların ve insani trajedilerin arttığı bu dönemde, Türkiye’nin gür sesi New York semalarında bir kez daha çınlayacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu istikrarlı, kararlı ve vicdani liderliği; kendi ülkesinin çıkarlarını korurken aynı zamanda insanlığın ortak onuruna sahip çıkan bir Türkiye vizyonunun en somut nişanesidir. Bu dik duruş, uluslararası arenada başı dik, sözü dinlenen ve attığı adımlar takip edilen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes için haklı bir gurur kaynağıdır.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23