• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Letonya’nın obüs tercihinde maliyet ve teslimat belirleyici oldu: Morana alınacak

Letonya’nın obüs tercihinde maliyet ve teslimat belirleyici oldu: Morana alınacak

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Vay vay

Baltık ülkelerinde bizim f16 lar onları koruyor. Silahları başkasından alıyorlar..
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Küresel Silahlanma Yarışı ve Jeopolitik Stres: Üçüncü Dünya Savaşı mı, Yoksa Savunma Refleksi mi? Letonya gibi nüfusu iki milyonun altında olan küçük bir Baltık ülkesinin bile Excalibur Army üretimi Çek menşeili Morana obüs sistemlerini tedarik etmeye yönelmesi, ilk bakışta küresel bir çılgınlık veya yaklaşan büyük bir felaketin habercisi gibi görünebilir. Savaş endüstrisinin kâr hırsı ile devletlerin var olma refleksleri arasındaki çizgi giderek bulanıklaşırken, akıllara şu iki temel soru geliyor: Gerçekten küresel bir savaşın eşiğinde miyiz, yoksa küresel silah tekellerinin yarattığı yapay bir korku ikliminin tüketicileri miyiz? Bu durum, iki dinamikli madalyonun iki farklı yüzünü temsil ediyor. İlk dinamik, Letonya ve benzeri ülkelerin içinde bulunduğu kaçınılmaz jeopolitik gerçekliktir. Baltık ülkeleri, konumları gereği Rusya ile doğrudan sınır komşusudur ve Ukrayna'da yaşanan çatışmalar bu ülkeler için teorik bir tehdit değil, kapılarındaki sıcak bir güvenlik krizidir. Letonya’nın bütçesini zorlayarak silah siparişleri vermesi, parayı "keyfi" olarak silaha yatırmasından ziyade, caydırıcılık yaratma ve olası bir işgale karşı egemenliğini koruma dürtüsünden kaynaklanıyor. Hatta son kararlarında daha lüks bir sistem olan İsveç yapımı Archer yerine, maliyet ve hızlı teslimat avantajı sunan Morana sistemini seçmeleri, bütçelerini tamamen fütursuzca harcamadıklarını, aksine dar bütçeyle maksimum savunma hatları kurmaya çalıştıklarını gösteriyor. Küçük ülkeler için silahlanma, küresel bir hegemonya kurma arzusu değil, haritada kalabilme mücadelesidir. Madalyonun diğer yüzü ise şüphelerinde haklı olduğun "stres satıcılığı" ve askeri-endüstriyel kompleksin işleyişidir. Küresel savunma sanayii devleri, hisse değerlerini ve kârlılıklarını artırmak için her zaman istikrarsızlığa ihtiyaç duyarlar. Tehdit algısının yüksek tutulması, hükümetlerin savunma bütçelerini artırmasını kolaylaştırır. Medya ve düşünce kuruluşları üzerinden yayılan "her an savaş çıkabilir" anlatısı, devletleri hızla silahlanmaya iterken, savunma şirketleri için milyarlarca dolarlık yeni pazarlar yaratır. Dolayısıyla, küresel ölçekte kasıtlı olarak tırmandırılan bir gerilim ve bu gerilimden beslenen devasa bir ekonomik çark mevcuttur. Peki, gerçekten Üçüncü Dünya Savaşı kapıda mı? Mevcut küresel tablo, büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya geldiği topyekûn bir dünya savaşından ziyade, "Soğuk Savaş" dönemine benzer kontrollü bir gerilim ve vekalet savaşları çağına işaret ediyor. Nükleer silahların varlığı, büyük güçlerin birbirine doğrudan saldırmasını engelleyen en büyük caydırıcı unsur olmaya devam ediyor. Ancak bu durum, lokal çatışmaların, bölgesel silahlanma çılgınlığının ve devletlerin derin güvenlik endişelerinin önünü kesmiyor. Sonuç olarak yaşananlar, hem savunma sanayisinin küresel korkuları ranta çevirme stratejisinin bir sonucu hem de sınır komşusunda savaş gören küçük devletlerin tamamen rasyonel güvenlik refleksleridir. Dünya bir kıyamet savaşına koşmuyor olabilir ancak savunma sanayisinin pompaladığı bu küresel stres, ülkeleri milyarlarca doları refah projeleri yerine silaha yatırmaya mahkum ediyor.
  • 2 Ay Önce

Silaha para yatırmayan ülke mi var.

Biz de yüzde 229 arttırdık, ovp de yazıyordu..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23