THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

“Siyasi Proje” olarak Evanjelizm ve “Çakma Mehdi”ler!…

31 Temmuz 2018 Salı

Evanjelizm;

“İsa’nın yol göstericiliğini ve İncil’i yaymayı esas alan bir Protestanlık yorumu” diye tarif edilse de…

Bana göre, Evanjelizm;

“Temeli muharref kaynaklara dayandırılmış siyasi bir proje!..”

Evanjelizm’in siyasi misyonunu;

“Büyük İsrail devletini kurmak, İncil ve Tevrat’ta vaat edilen; Hz. İsa’nın yeniden gelmesini hızlandırmak ve iyiler ile kötülerin karşılaştığı son büyük savaş olacağını iddia ettikleri “Armageddon”u gerçekleştirmek ve böylece; dünyayı tam bir sükunete kavuşturmak...” diye özetlemek mümkün.

***

1900’lerde, dünyanın önde gelen bankerlerinin saptadığı hedef olan ve FETÖ’cülerin de “üye tanıtım kartı” gibi kullandığı 1 Amerikan Doları üzerindeki piramitte yazılı olan “Novus Ordo Seclorum”, yani; “Çağların Yeni Düzeni” Evanjelizmin gelecek planlarının mottosudur.

İtikadi olarak ise Evanjelistler;

Yahudilerin, “Tanrı’nın Seçilmiş Halkı” olduklarına, Kutsal Topraklar’ın Yahudilerin malı sayıldığına ve Yahudilerin, Mesih’in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetlere inanıyorlar. Bu nedenle de, “Büyük İsrail”in kurulması için canla başla çalışıyorlar...

Deccal (Müslümanlar) ile Yahudilerin yapacağı “Armageddon Savaşı”nda sadece kendilerinin gerçek inananlar olarak göğe yükselip savaştan etkilenmeyeceklerini ve savaş sonrasında da İsa’nın gökyüzünden kendilerini de alarak ineceği ve “Tanrı’nın Krallığı”nı kuracağı yönündeki inançlarından dolayı da, bir an önce Armageddon Savaşı’ çıksın diye İsrail’e destek verip, akıllarınca “Tanrı’yı kıyamete zorluyorlar.”

*** 

Esasında, Evanjelistler bu işin bu kadar uzayacağına ihtimal vermiyorlar, 2007’de amaçlarına ulaşacaklarına sanıyorlardı. Bu inançtan hareketle, 2002 yılında

Evanjelistlerin tutucu kanadı olarak bilinen “Pentakostalistler”, kutsal topraklar Müslümanlardan tamamen temizlendikten sonra İsrail’de yapılacak kutlamalarda kurban edilmesi için henüz hiç doğurmamış genç inekler (düveler) yetiştirmeye başlamışlardı bile..

***

İşte bu “sözdekıyamet senaryosu”nu hayata geçirmek için harekete geçen ve

“Hıristiyan zaferinin komutanı” olma hülyasına kapılan ilk kişi,

 IQ'su en düşük ABD Başkanı olarak da bilinen George W. Bush’tan başkası değildi.

İşin garip yanı ise Bush; zekâ seviyesinin yerlerde sürünmesine rağmen bu işi gayet planlı bir şekilde yürütmeyi başarabilmiştir.

Gelin “Aptal Bush”un saman altında su yürütür gibi yürüttüğü bu “Busht”luk neymiş? hep birlikte göz atalım:

Bilindiği gibi George W. Bush; 11 Eylül'den sonra yaptığı ilk konuşmalardan birinde, “terörizm” kisvesiyle Müslümanlara karşı “haçlı seferi” başlattığını açıklamıştı.

“Başkan”lığı sırasında dünyanın en güçlü Evanjelisti kabul edilen Bush,

16 Mart 2003’te ise, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar ile Irak meselesini görüşmek üzere “Azor Adaları”nda bir araya gelmişti…

“Azor Triosu” adı verilen bu toplantıdan;

“Saddam Hüseyin ve oğullarına, sürgüne gitmeleri için 48 saatlik süre” tanıyan bir “ültimatom” yayınlamıştı.

Bu toplantıdan yalnızca dört gün sonra, yani 20 Mart’ta ise “Irak savaşı” resmen başlamıştı.

Savaş kararının alındığı bu toplantı için, normalde uçakların yakıt ikmali yaptığı bir yer olan Portekiz'in 1448 km batısında, Atlantik'te bulunan “Azor Adaları” özellikle tercih edilmişti.

Zira Azor Adaları, “Haçlı Seferleri”nin tarihi karargâhıydı.

Los Angeles Times gazetesinden Robert Scheer, bu konuyu, 18 Mart 2003’teki yazısında;

“Savaşın üç faili olan ABD, İngiltere ve İspanya, yani kurtarıcı olmak isteyen üç lider, kendi halklarının protestosundan korkarak, uzak bir adada Azor'da toplandılar. Ne kadar uygun bir yer Azor. Çünkü tarihte bir haçlı komutanı tarafından ele geçirilen bu ada, bugünkü savaşın amaçlarıyla tarihi olarak örtüşüyor. O adayı ele geçiren haçlı komutanın amacı, Müslüman dünyasını haçlı ordularıyla sarmaktı” şeklinde özetlemiş…

Adeta;

“Savaşın iç yüzünü anlamak için Azor'a bakmak yeterli" demişti.

 

***

BM Güvenlik Konseyi’ne rest çeken…

“Konseyin kararı ne olursa olsun, ya savaşacağız ya savaşacağız’ diyerek Irak’a saldıran Bush için bu savaş, özel bir öneme sahipti.

Zira!..

Evanjelistlere göre;

İsa'nın dirilmesi ve herkesin Hıristiyan olması için Kaldani diyarı Irak’a ve Babil’(Bağdat)e girilmesi gerekmekteydi.

Daha sonra, işgalin gerekçeleri olarak gösterilen “kimyasal silah” gibi iddiaların yalan ve uydurma çıkması da, Bush tarafından Irak’a düzenlenen bu saldırının asıl maksadının, aslında Evanjelik hesaplar olduğunu ispatlar mahiyettedir..

***

George W. Bush’un Irak’a düzenlediği ve 1 milyondan fazla sivilin hayatını kaybettiği o meşum savaşın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen Irak hâlâ Müslümanların elinde.

Buradan da anlaşılacağı gibi;

Evanjelistler ve Siyonistler şimdilik “kıyamet senaryoları”nı ileri bir tarihe ertelemek mecburiyetinde kalmış durumdalar fakat amaçlarından da vazgeçmiş değiller…

Şimdilik durumu, iletişim araçlarından ezoterik ve ökültik mesajlar vererek, taraftarlarını vaat edilen kurtarıcının geleceği güne hazırlamakla idare ediyorlar.

Bu “subliminal mesaj” araçlarından biri de;

 2011 yılından beri yayımlanan ve benim hiç izlemediğim ve içeriği hakkında malumat sahibi olmadığım “ Game of Thrones” adlı diziymiş.

Meğer son birkaç sezondur dizide “Azor Ahai” diye bir karakterin boy göstermesi bekleniyormuş.

Diziyle bağlantılı “The World of Ice & Fire” adlı kitapta yazılan efsane(!)ye göre Azor Ahai, “Vadedilmiş Prens”miş.

Çok sevdiği karısının kalbine saplayarak kanıyla suladığı alev saçan kılıcıyla karanlıkları ortadan kaldıracak olan Azor Ahai,

Evanjelistlerin  kutsal(!) kaynaklarından  olan Yoel kitabı’nda bahsedilen; “insanlığın 1/3’ü ateş, duman ve kükürtten dolayı yok olacak” kehanetinin aksine, “tuz ve duman” içerisinden çıkacakmış..

Bilindiği gibi “Kükürt” patlayıcı özelliğinin yanında, geçmişte tuz ve cıva ile birlikte tüm metallerin bileşeni olarak biliniyordu….

***

Daha şimdiden sosyal medya platformlarında yüz binlerce gencin “nickname” olarak kullandığı “Azor” ismi hakkında çok fazla bilgi bulunmasa da,

sözlük anlamı;

“Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih” demekmiş.

Bir diğer anlamı ise;

“Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.”

Matta İncil’inde ise;

Hz. İbrahim aleyhisselamdan Hazret-i İsa’ya gelinceye kadar arada bulunan kuşakları bildiren ve “İsa aleyhisselâmın babaları” diye sayılan isimler arasında “Azor” isminden: “Elyâkim’in oğlu, Sâdok’un da babası” diye zikrediliyor.

“www.museivaticani.va” adlı bir internet sitesinde kullanılan ve Sadok ile birlikte resmedildiği bir tabloda ise, Azor;

“Eliyle genç çocuğa engin tarlaları işaret ederek” bir nevi;

“vaat edilmiş toprakları gelecek nesillere hedef gösteren kişi” olarak resmedilmiş.

 

***

Özetleyecek olursak;

Evanjelist Hıristiyanlar ve Kabalist Yahudiler, kendi elleriyle yazdıkları kitaplardan yola çıkarak dünyanın nizamını değiştirmek ve egemenliklerini kurmak için, gerek savaş, gerek dizi, gerekse tablo ile de olsa, her türlü mücadeleyi vermekten imtina etmiyorlar.

Bu uğurda, yani;

Güya “Tanrı”ya yardımcı” olmak için, kendilerini de vuracak olan; ekonomik, siyasi, toplumsal kaoslar ve felaketler çıkarmaktan bile imtina etmiyorlar…

Kabalistlerin de;

“günahtan arınma” adını verdikleri “cinsel sapkınlık merkezli” bir türbülasyon için İsrail’i eşcinsel sapkınların merkezi haline getirmeleri yine aynı amacın bir parçası…

Hülasa;

Adamlar inançları uğruna Hıristiyan-Yahudi demeden hep birlikte çalışıyorlar…

*

Bizde ise, kendini “kurtarıcı” görüp sözüm ona “Mehdi” ilan eden şarlatanlar, varsa yoksa nefislerini tatmin etmekle meşguller..

Kimi “kedi canını” diyerek, zevk ve safahat âlemlerinde genç kızların iffetine göz koyuyor…

Kimi ise,

“Beni seven şelalenin altından geçsin” diyerek, koca koca kadınları derelerde ıslatıyor…

İnsan bu ahlaksızlıkları görünce, kendini;

“İyi ki Allah’u Teâlâ, dinini bize emanet etmeyip kendi koruyor. Maazallah, bize kalsa İslam’ın hali nice olurdu?” demekten alıkoyamıyor…

YORUM YAZ

  • sadıksadık1 ay önce
    Allah (C.C), münafıklara,şeytanlara,kafirlere ve fasıklara, dünyada rezilliği,ahirette azabı vadediyor.
  • iyildiziyildiz1 ay önce
    “İyi ki Allah’u Teâlâ, dinini bize emanet etmeyip kendi koruyor. Maazallah, bize kalsa İslam’ın hali nice olurdu?”
  • Murat soylubeyMurat soylubey1 ay önce
    Harika bir yazı.Tbr.Ler.