• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Zekeriya Say
Zekeriya Say
TÜM YAZILARI

Köklerden göklere!

22 Şubat 2024
A


Zekeriya Say İletişim: [email protected]

 

1910 yılında yayın hayatına başlayan Osmanlı Donanma Mecmuası’nda “İstikbal denizlerdedir” yazıyordu. 

Ertesi yıl, 1 Haziran 1911 tarihinde kurulan Tayyare Komisyonu ile Türk Hava Kuvvetlerinin temeli atılmış oldu.

1916 tarihinde Osmanlı Tayyare Bölüklerinin elinde tam 90 adet aktif uçak vardı.

İstiklâl Savaşı ile Anadolu’yu kurtarıp Ege’yi Yunanlılara kaptırınca, geriye “gök vatan” kaldı. 

Kendisi hiç uçağa binmeyen ve resmi kayıtlarda rastlanmadığı halde “Kesin Atatürk söylemiştir” denilerek Mustafa Kemal’a atfedilen “İstikbal göklerdedir” sözü doğrultusunda hava sanayisine ağırlık verildi. 

Kurtuluş Savaşı pilotlarından Vecihi Hürkuş tarafından 1923 yılında inşasına başlanan VECİHİ-14 adlı ilk milli uçak 1924’te imal edildi. 

İlk milli uçağımız, ilk ve tek uçuşunu 1925’te yaptı. 

Çünkü “uçağı izinsiz uçurduğu” gerekçesiyle Hürkuş’a ceza kesilmişti.

Milli uçağı beğenmeyen CHP tek parti iktidarı, aralarında Selahattin Reşit Alan’ın da olduğu 5 kişilik grubu Fransa’ya göndererek “uçak mühendisliği” eğitimi almalarını sağladı.

Alan, Türkiye’ye döndükten sonra “Selâhattin-1” isimli kendi uçağını imal etmeye başladı ancak gereken desteği göremediği için seri üretime geçilmedi.

1926 yılında ise Kayseri ve Eskişehir’de ilk uçak ve motor fabrikaları açıldı. 

1940 yılına gelindiğinde Türkiye’nin elinde Türk-Alman ortak yapımı tam 500 adetlik devasa bir savaş uçağı filosu vardı.

1947’de, Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’ye yardım yapmaya başlayan ABD Hükümeti, ilk olarak Alman yapımı savaş uçaklarının imha edilmesini istedi. 

Anlaşma sonrası Türk ordusunun envanterdeki tüm Alman FW-190 uçaklarını bir daha gören olmadı.

Bu uçaklardan 50’sinin Kayseri’de toprağa gömüldüğü öne sürüldü.

Zarar eden Türk uçak ve motor fabrikaları da traktör fabrikalarına çevrildi. 

Milletçe “İstikbal göklerdedir” diyorduk ama...

Uçaklarımızı Amerika’dan alıyorduk.

THY filoları “Boeing” firmasının uçaklarından oluşuyordu. 

Vatanımızı ise Amerika’dan satın aldığımız Skorsky ve Cobra helikopterleri savunuyordu.

Cumhuriyetin ilk yıllarında birçok ülkeye uçak ihraç eden Türkiye, artık elindeki uçakları bile tamir edemez hale gelmişti.

ABD menşeili uçaklarımızı çaresiz 1948 yılında kurulan haydut devlet İsrail’e tamir ettiriyorduk. 

Kendisine “Muasır medeniyetler seviyesi” işaret edilen ve devletin yönetimini elinde tutan seküler bağnazlar ise sokaklarda başörtülü-sakallı kovalıyordu. 

“Geri kalmışlık yarışına” son vermek için ilk adımı Başkan Erdoğan attı.

 “Yerli savaş uçağımız göklerde olacak” diyerek herkese meydan okudu.

Çok geçmeden, “Cumhuriyet mitingleri” patlak verdi.

Ardından, “Ergenekon- Balyoz” süreci.

Bu arada ilk yerli ve milli SİHA’lar envantere girdi. 

Sonrasında “Gezi kalkışması”, “15 Temmuz FETÖ ihaneti”, “Kur operasyonları” birbirini kovaladı…

Bunca saldırı karşısında diz çökmeyen Türkiye önce uzaya çıktı.

Takdir görmek yerine, ilk önce “İstikbal göklerdedir” diyenler tarafından “turistik gezi” diye aşağılandı.

Dün de aynı kesimin;

“2030’a kadar uçuramazlar”, “kalorifer peteği gibi”, “Hayal satmayın” şeklindeki söylemlerle sabote edilmeye çalışılan Milli Muharip Uçak KAAN uçtu.

Bu müjdeli haberi veren bazı haber siteleri “Köklerden göklere” manşetini kullanmıştı.

Bu manşeti gördüğümde aklıma ilk gelen, yıllar evvel Akit’in “Arşiv” sayfasında okuduğum Mustafa Özel’e ait bir alıntının dipnotu oldu.

Özel, “İstikbal göklerdedir” sözünü kendilerine şiâr edinmiş ama gözleri hep başkasının kapısında olan…

Yerli ve milli projelere burun kıvırdıkları halde bir şişe biraya vatan toprağını feda edebilecek potansiyele sahip olan “kapı kulları”nı şöyle tarif ediyordu:

“Kapıkullarının gözü işte, kulağı kiriştedir. 

Akasyayı bile çok görür, fasulye sırıklarıyla idare ederler.

Bin yıl şöyle dursun, bir yıl bile uzun gelir gözlerine. 

İstikballeri ne göklerde, ne köklerdedir. 

İstikballeri yoktur. Çünkü istiklalleri yoktur.”

Evet!

Dün KAAN’ı havada gören kapı kulları, çaresiz sustu ve dut yemiş bülbüle döndüler.

Maazallah bir aksilik olaydı, neler yapacaklarını, asırlık hayalimizi nasıl yerden yere vuracaklardı, tahmin etmek zor değil…

Ama biz kazandık..

Dolayısıyla ruhunu efendilerine kiralayan köksüzlere inat..

Yüreği bağımsızlık ateşiyle yanan…

Semalarında hür ve özgür bir Türkiye arzulayan herkese selam olsun!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep öncel

Tebrik ediyorum çok güzel tespitler yapmışsınız.

Rıdvan yıldırım

Saygı değer Zekeriya bey, bu güzel ve yararlı yazılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Bir vatan sever olarak bizi çok iyi temsil ettiğiniz ve duygularımıza tercüman olduğunuz için tekrar teşekkür ederiz
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23