--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kanal İstanbul hadım yapmaz ama CHP uyuz eder!

Zekeriya Say
Zekeriya Say
28

“İzmir’in dağlarında çiçekler açar.

Altın güneş orda sırmalar saçar.”

Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun İzmir’e girişini konu alan bu marş, her ne kadar “Kafkasya Marşı”ndan araklanmış olsa da insanın tasavvurunda yemyeşil ve aydınlık bir İzmir’in canlanmasına neden oluyor.

Hakeza!

Cahit Külebi’nin, 1940’lı yıllarda kaleme aldığı;

“İzmir’in denizi kız, kızı deniz / Sokakları hem kız hem deniz kokar!..” dizeleri de kullanılan “kız” metaforuna rağmen, İzmir’i temiz ve güzel kokan bir şehir olarak betimliyor.

Külebi’nin şiiriyle 50’li yıllarda tanışan ve bu duygularla İzmir’e ilk ziyaretini 1970 yılında gerçekleştiren yazar Hıncal Uluç, ilk izlenimini şöyle aktarıyor;

“Modern Folk Üçlüsü ile ben menecerleri, ziyaret ediyorduk kenti. Ve Külebi’nin masalı ilk anda çökmüş görünüyordu. İzmir’in sokakları deniz değil, bok kokuyordu. Denize akan lağımlar körfezi öyle bir leş haline getirmişti ki, anlatması zor. Otobüsünüzde birden yanınızdakine bakıyordunuz. O da aynı dehşetle size bakıyordu. “Kim altına yaptı” diye.”

Evet…

Marşlarda ve şiirlerde “temiz” bir İzmir tarifi yapılsa da…

Bazı kalemşorlar;

“Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Kordon’suz evde oturabiliriz, konforsuz balkonda oturamayız” diye yazılar yazsa da…

İzmirliler, bırakın balkonlarda oturmayı, pencereleri kapatıp kendilerini evlerine hapsettikleri halde dışarıdaki lağım kokusundan kurtulamıyorlar. Bu iş böyle devam ederse kurtulacak gibi de görünmüyorlar.

Zira!

 “Vatandaşlarımıza İzmir’in suyu içilebilir diyemem” diyen CHP’li belediye başkanlarının “arsenikli su” itiraflarına…

Sayıştay raporlarına yansıyan “Mobil tuvalet ihalesindeki yolsuzluklara”

Kanalizasyonlardan gelen lağımların, arıtma tesisi yoksunluğundan dolayı hâlâ İzmir Körfezi’ne pompalanmasına…

Bir türlü bitirilemeyen projeler için; “Ağlayıp da gözden mi olalım” diyerek İzmirlilerin aklıyla alay eden CHP’li belediye başkanlarının umursamazlıklarına bir çözüm bulunmadıkça, uzun yıllardır pislik içinde yaşayan İzmirliler, bir o kadar süre daha pislik içinde yaşamaya devam ederler.

Tabii yarım asırdır üstesinden gelinemeyen bu kirliliğin elbette İzmirlilere bir zararı dokunacaktı. Pis ve hijyenik olmayan ortamları kendisine yaşam alanı olarak seçen mikroskobik bir böcek türü olan “uyuz mikrobu” da fırsat bu fırsat diyerek İzmir’de “uyuz salgını”na neden oldu. Her ne kadar mezkûr hastalık basında kendine yeterince yer bulamasa da başta Konak olmak üzere Buca, Karabağlar ve Gaziemir gibi ilçelerde eczacılar, uyuz ilacı talebine yetişemiyorlar. Raflarda ilaç kalmadığı gibi depolarda da stoklar tükenmiş durumda. Bazı eczacılar, artan talebi karşılamak için çevre illerle ilaç takası yapıyorlar. İzmir Eczacılar Odası Başkanı Tuncay Sayılkan ise “Uzun zamandır unuttuğumuz bir vaka” derken sanki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i bu hastalığın müsebbibi olarak işaret ediyor.

Zira İzmir’de yalnızca “uyuz” değil, Soyer’in gelişiyle başlayan su kesintilerinin ardından “su tankerleri” de kendilerini hatırlatmaya başladılar.

Tabii İzmir’i o halde görüp de Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “İzmir’i nasıl yönetiyorsak, Türkiye’yi de öyle yöneteceğiz” açıklamasını da hatırlamamak olmaz. Zaten mahut vaadin emareleri de yavaş yavaş zuhur etmeye başladı.

Mesela iki gün önce İstanbul’da musluklardan su yerine çamur akıyordu. 

Ankara’da ise asfaltlarda oluşan çukurlar adeta göletleri andırıyor.

Yeniden “uyuz salgını”na dönecek olursak…

Şahsen benim hatırladığım tek uyuz salgını, Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı 1982 yapımı “Doktor Civanım” filminde izlediğim salgındı.

CHP’li başkanların çapsızlığı yüzünden mezkûr filmden tam 38 yıl sonra bu kez İzmirliler gerçek bir “uyuz salgını” vakası ile karşı karşıyalar.

Bu arada, kimi CHP’li milletvekilleri salgından, İzmir’de ikamet eden Suriyelileri sorumlu tutsalar da bu iddianın da mantıklı bir izahı yok.

Zira Şanlıurfa’da yaşayan Suriyeli sayısı İzmir’dekinden üç kat fazla olduğu halde, Urfa’da uyuzun izine rastlanmazken, yıllardır lağım kokusuyla yaşayan İzmirliler hart hart kaşınıyorlar. Uyuz vakası Suriyelilerden kaynaklanıyor olsa Urfalıların uyuzdan kırılmaları gerekirdi.

Tüm bu gerçekler ışığında bir kez daha test ediyoruz ki;

Her ne kadar CHP’liler “Kanal İstanbul hadım yapar” diye goy goy yapsalar da… CHP belediyeciliğinin uzun yıllar hüküm sürdüğü bütün iller ya “çöp, çukur ve çamur”la boğuşuyorlar ya da insanlar pislikten uyuz oluyorlar!

Bir anekdot:

Asrı Saadette ihtiyar bir kadıncağızın devesi uyuz hastalığına tutulur. Her işini bu deve ile gören kadıncağız, bir kayanın üzerine oturup devesinin iyileşmesi için ağlayıp yalvarmaya başlar.

Bu sırada oradan geçmekte olan Sevgili Peygamberimiz, kadının söylediklerini işitir ve “Ey Allah’ın kulu! Neyin var? Neden böyle ağlayıp dövünüyorsun?” diye sorar.

Kadıncağız cevap verir:

“Niçin olacak! Devem için” der ve dualarının kabul edilmediğini de sözlerine ekler.

Efendimiz bu cevaba gülümser ve yaşlı kadına:

“Dualarının kabul edilmesini istiyorsan, duana biraz da katran kat!” der.

Peygamberimizin ne demek istediğini anlayan kadın biraz katran alarak devesinin yaralarına sürer ve kısa süre içinde dualarının kabul olduğunu görür.

Özetle:

Eğer İzmirliler uyuzdan ve lağım kokusundan kalıcı olarak kurtulmak istiyorlarsa, ideolojik körlük yüzünden “katran” olarak gördükleri “Ak Parti Belediyeciliği”ni bir dönem de olsa test etmelerini tavsiye ederim. Eğer memnun kalmazlarsa, verecekleri cezayı çekmeye razıyım!

 

Yorumlar

(28)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kadir balcı

2 Eylül 2024 10:34

Türkiye cumhuriyeti Atatürk ve silah arkadaşları tarafından laik devlet olarak kurulmuştur . Din devleti değildir . Vatandaşlar dini ibadetlerini serbestçe yapar . Bizler en az senin kadar müslümanız . Dedem anam babam ben oğlum gelinim hepimiz hacca gittik namazımızı kılar orucumuzu tutar zekatımızı veririz . Atatürk' her ne kadar iyi bir Müslüman olmasada , kimsenin ibadetine mani olmamıştır . Sadece dini siyaseten kullananlara geçit vermemiştir . Bizler batı medeniyetini , Ortadoğu bataklığına tercih ediyoruz . Kendimizi Türk olarak hissediyoruz . Tarikatları şeyhleri yobazları asla tasvibi etmiyoruz . Ne mutlu Türküm diyene

Özer

27 Ocak 2022 17:45

Ammada sallamışsınız birader  

61 CEM TS

18 Kasım 2021 13:05

Nasıl yönettiğini görüyoruz.

Şahin 66

26 Mart 2021 23:29

Keşke İzmir'de yaşayan chp seçmeni kadar İstanbul'da yaşayan ak parti seçmeni de vefalı olsaydı İzmir bukadar kötü yönetim sergilerken yine chp kazanıyor davalarına sahip çıkıyor darısı ak parti seçmenine bu chp nin elinde İstanbul'a yazık oldu chp nin İstanbul'u yönetecek kapasitesi Yok

Orkun

23 Ocak 2020 15:07

Oooo tum yobazkar toplanmış ölen insanin arkasindan saydıriyor. Sorsan hepsi dindar.

Emrah aydoğdu

23 Ocak 2020 03:08

Zekeriya hocam bravo az bile yazmışsın. Kocasının (melunun ) mecliste Merve kavakçıya yaptığınıda unutmadık

Unal

17 Ocak 2020 00:38

Gravity ben ıngilizce okuyamam naçizane Türk bir babadan olma Türküm kanal istanbul projesi zaten başlı başına gokdelenler r ezidanslar projesi HA bu projede kimin onu ben bilemem bildiğim bir şey var kuran der ki güçleri yetiyorsa göğe bina yapsınlar ben milli ve manevi yerimi böyle belirlerim mutahid cengiz lere göre degil

reşit

16 Ocak 2020 23:51

Izmir bucadaki yeni yapilan stadın güney tarafı değil ama kuzey tarafı bir gün taraftarların üzerine çökerse hiç şaşırmayın

hasan

16 Ocak 2020 23:47

Eskiden köyler de ve daglarda hayvancılık yapanlar kedi köpeklerinin sevilmesini oksanmasını hiç istemezlerdi niye sevilmesine karşı çıkıyorsun dendiğinde sünepe olmasın insanlarla arasında mesafe olursa dost düşman ayırımı yapar böylece sürü yü de korur söylemi geçerliydi

eser

16 Ocak 2020 23:36

1990'ların sonlarında ve 2000'li yılların başlarında çankaya çok katlı otopark altında dönercilerin yakınlarında uyuz erikli eniksiz kendini yirtarcasina ayaklariyla kaşıyan bir çok köpekler oluyordu şimdilerde de oluyormu bilmiyorum ama belediyeyi benimde aramisligim olmuştu. Her halde o tarihteki ucuzluk vakalarını da suriyelilere maletmiyecektir kimse. 

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle