• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yüksel Tokur
Yüksel Tokur
TÜM YAZILARI

Hayat pahalılığını önlemeye Erdoğan’ın gücü yetmiyor mu?

26 Ağustos 2025
A


Yüksel Tokur İletişim:

Hayat pahalılığını önlemeye Erdoğan’ın gücü yetmiyor mu?

YÜKSEL TOKUR

Nüfusun büyük çoğunluğu orta direk olarak tanımlanan, dar ya da orta gelirli kimselerden oluşan ülkemizde hayat pahalılığı gerçekten birçok aileyi geçim yönünden elbette ki zorlamaktadır. Market ve pazar fiyatları el yakmaya devam ediyor..

Kirada oturan, özellikle Yüksek Öğretimde çocukları okuyan ya da benzer zorunlu giderleri olan aileler daha da sıkıntı çekmektedirler.

Peki, 23 yıldır tek başına iktidarda olan Ak Parti hükümeti ne yapıyor? Bütün güç elinde olmasına rağmen; iktidarın başındaki isim dirayetli lider, halkın adamı, vatan millet sevdalısı Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan bu durumu görmüyor mu? Neden gücünü kullanıp da fırsatçılara müdahale etmiyor?..

Üretimden/imalattan/ithalattan tüketici/kullanıcıya ulaşıncaya kadar geçen safhaları ilgili kurumları aracılığıyla kontrol edip vurgunculara “dur” diyemeyip kendi ayağına sıkar mı?!?

Ana temanın daha iyi anlaşılabilmesi için, daha önceki yazılarımızda verdiğimiz bazı bilgileri hatırlatacağım izninizle..

Coğrafi olarak stratejik bir konumda güçlü bir Türkiye’nin olması, bu bölge üzerinde planları olan başta ABD ve İsrail olmak üzere diğer batılı ülkelerin işine gelmemektedir.

Böl/Parçala/Yut formülü yıllarca; sağ/sol, alevi/sünni, PKK, FETÖ kullanılarak kendi derdine düşmüş zayıf bir Türkiye için uygulandığı artık sır değil.




Güçlü liderliğiyle 23 yıldır partisini tek başına iktidarda tutan RTE gibi boyun eğmeyen bir lider bu güçlerin işine gelmediği için; Ak Parti’ye kapatma davası, Gezi olayları, 27 Nisan Muhtırası, 17-25 Aralık Yargı Darbesi girişimi, 15 Temmuz 2016 askeri darbe girişimi gibi kirli oyunları sahneye koydularsa da başaramadılar.

Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde irili ufaklı zıt kutup muhalefeti bir araya toplayıp, sahaya sürdülerse de yine indiremediler Erdoğan’ı!

Önümüz Cumhurbaşkanlığı seçimi için Ukrayna’daki komedyen Zelenski modeline en uygun kullanışlı tip olarak belirledikleri İBB Başkanı İmamoğlu’nu süreceklerdi ki, o da asrın Belediye soygunu ile yargıya hesap vereceği günü bekliyor.

Tüm bu tuzaklardan sonuç elde edilemeyince son bir ümitle kurt politikacı Süleyman Demirel’in: "Boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur" sözünden medet umarak piyasalara müdahale etmeye başladılar.




Sinsi plan şöyle işleyecekti: Hükümet fiyatlarla oynayan marketlere kapatma ve büyük para cezaları verecek; onlar da temel tüketim ürünlerini piyasaya sürmeyip stoklayacaklar, böylece karaborsaya düşecekti. Kıtlık olacak, halk hükümete karşı ayaklanacak ve Arjantin’deki gibi marketler yağmalanacaktı.

Pusuda bekleyen hainler (Gezi olaylarındaki gibi) canlı yayınlarla tüm dünyaya bu durumu izleteceklerdi.

Buna bağlı olarak da Türk Lirasında büyük oranda değer kaybı olacak, döviz anormal şekilde fırlayacak, banka faizleri yüzde binleri bulacaktı.

Bu durum karşısında yabancı yatırımcılar, “Can ve mal güvenliği yok” diyerek Türkiye’den çekilecek, işsizlik had safhaya ulaşacak, sokaklar çetelere kalıp ülkede kaos ortamı oluşacak, ülke iç savaşa sürüklenecekti.

Ayrıca: “Açız, ölüyoruz” diye böğürtülenlerin sofraları inanın bizimkilerden daha doludur!




İşte, Erdoğan bu resti gördü ve tedbirlerini almaya başlayarak kendi tedarik zincirini oluşturmaya başladı. Tarım Kredi Kooperatifi Marketleri, kamuda tasarruf tedbirleri sağlam ekonomi için atılmış adımlardı.

Afrika’daki verimli arazilerin kiralanması, tarım ve hayvancılık yapan üreticilere destekler, tarım arazilerinin korunması, ıslah ve sulama çalışmaları bu alanda yapılan faaliyetlerdir.

Soğan, patates, ayçiçek yağı gibi bazı ürünlerdeki fahiş fiyat artışının arkasında bu karanlık güçler vardı. Tonlarca ürününü çöplüğe, arazilere, ormanlara boşaltarak çürüten satılmış üreticiler – ki ücretlerini almışlardır- bu oyuna alet olan basiretsizlerdir.

Diren; halkın adamı, Hakk’ın aşığı Recep Tayyip Erdoğan..

Arkanda değil, kol kolayız..

Haydi, verin müziği de gelsin “Dombra!”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

He ya sudan dan biliyoruz kiralanan arazileri. Çiftçiye destek için anayasa ne diyor bak bakalım. 

Yaman

Pahalılığı önleme imkanı var mı üretim ve yatırım olmadan? Ülkenin sanayisi, tarımı gelişmeden , hatta gerilerken nasıl olacak bu iş? Değerli varlıkların çoğu özelleştirme adı ile satıldı ve oralardan artık gelir yok, borçlar 500 milyar doları aşmış, sadece faizleri ödenebiliyor, ana para borç duruyor. Vaktiyle üretebildiğimiz birçok tarım ürününü dışarıdan satın alıp yabancıya para akıtıyoruz. Bizde yetişmeyen veya verimsiz tarım ürünün ithal edilmesini anlarım, teknik bilgi ve donanım gerektiren sanayi ürününün ithal edilmesini de anlarım. Lakin bizde yetiştiği halde batırılan artık yetiştirilmesi mümkün olmayan ya da aslı astarını geçecek şekilde maliyeti kazançtan fazla olan tarım ürünleri için (pirin, mercimek, nohut, muhtelif bakliyat vd.) yanar yanar kahrolurum. Bu çarpıklık düzeltilmedikçe ister sizin iktidar, isterse başka parti iktidarları, kim olursa olsun ekonomik çöküşü önleyemez. Yazınızda bahsettiğiniz pansuman tedbirleri bırakın bu konu üzerinde kafa yorun, İşte düşünüp fikir üretin ve tavsiye edin, iktidarı, övmeyi bırakın, gerçekçi olun. İşte maliye bakanı Mehmet Şimşek, onca gayretine rağmen başaramıyor. Ondan önceki bakanlar başaramadığı hatta batışa sürükledikleri ülkeyi ve ekonomiyi düzeltemedikleri için pahalılık hiç bitmeyecektir.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23