• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

Tevrat, İncil ve Kur’an’daki Kudüs, aslında İstanbul mu?

17 Temmuz 2025
A


Yücel Kaya İletişim:

Tevrat, İncil ve Kur’an’daki Kudüs, aslında İstanbul mu? 

YÜCEL KAYA  

Tarihin derin katmanlarına saklanmış bir hakikat, şimdi yavaş yavaş ortaya mı çıkıyor? Tevrat, İncil ve Kur’an’da geçen Kudüs aslında İstanbul olabilir mi? 

Kur’an’da “iki denizin birleştiği yer” olarak geçen ve Hz. Musa ile Hızır’ın buluştuğu mekân, gerçekte İstanbul olabilir mi? 

Peki ya dünya satranç şampiyonu Garri Kasparov’un da içinde bulunduğu Rus düşünce kuruluşunun, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği Golgota Tepesi’nin aslında Beykoz’daki Yuşa Tepesi olduğunu iddia etmesi? 

Ayasofya gerçekten Süleyman Tapınağı olabilir mi? 

*** 

Araştırmacı yazar Hamza Yardımcıoğlu’nun bu konudaki çarpıcı iddialarını duyduğumda doğrusu ben de şaşkına döndüm. Belgelerle desteklendiğinde, eminim siz de en az benim kadar şaşıracaksınız. 

Rönesans ressamlarının tuvallere gizlediği sırlar, Kur’an-ı Kerim’deki ayetler ve Rus entelektüellerin iddiaları, bizi bambaşka bir gerçekle yüzleştiriyor olabilir: İstanbul, aslında Kudüs müydü? Gelin, birlikte inceleyelim. 

*** 

Slampol – İslambol – Yeruşalim: Aynı Anlam, Aynı Şehir mi? 

İstanbul’un, Konstantiniyye’den önceki ismi bazı kaynaklarda SLAMPOL (Barış Şehri) olarak geçer. 3. Selim döneminde basılan altın sikkelerde ise “İSLAMBOL” ifadesi yer alır. "Pol", Yunanca “polis” (πόλις) yani "şehir" demektir. “Slam” ise İbranice’de “barış” demektir. Aynı şekilde İslam da SLM kökünden türeyerek “barış dini” olarak tanımlanır. 

Kudüs’ün İbranice ismi Yeru-Şalim, yani “Barış Şehri” anlamına gelir.  

Aynı şekilde İslambol’daki ‘bol’ aslında ‘pol’dur. Arapça’da P harfi olmadığı için B olarak ifade edilmiştir. İslambol’un anlamı tıpkı Yeru-Şalim’de olduğu gibi “Barış Şehri” anlamındadır. 

İstanbul ile Kudüs’ün adının aynı olması sizce sadece birer tesadüf mü? 

Yazının devamını okuduğunuzda tesadüf olmadığını siz de anlayacaksınız. 

*** 

Golgota Tepesi Aslında Yuşa Tepesi mi? 

Hristiyan inancına göre Hz. İsa, Kudüs’teki Golgota Tepesi'nde çarmıha gerilmiştir. Bu yer Yeni Ahit’te açıkça geçer. Ancak dikkat çekici bir iddia: Rusya’daki bir düşünce kuruluşu –içinde Garri Kasparov’un da bulunduğu– Golgota Tepesi’nin aslında Beykoz’daki Yuşa Tepesi olduğunu ileri sürüyor. 

Bugün o tepede “Yuşa Peygamber’in Kabri” olduğunu herkes bilir.  

Peki, Eski Ahit’te Yuşa Peygamber’in Yeruşalim’de yattığı belirtilirken, Filistin’de mezarının nerede olduğu belli değilken, biz Beykoz’daki bu kabri nasıl izah ediyoruz? 

 

Kur’an’da anlatılan Hızır ve Hz. Musa’nın iki denizin birleştiği yerde buluşmaları ve yanlarında genç bir yardımcının –Yuşa olduğu rivayet edilen– bulunması, Yuşa’nın İstanbul’a geldiğinin bir göstergesi değil mi? 

Aşağıda bu konuyu biraz daha açacağız. 

*** 

Rönesans Ressamlarının Tablolarında İstanbul Neden Var? 

Alman ressam Konrad Witz’in 1440 tarihli “Çarmıha Geriliş” tablosunun arka planında açıkça İstanbul betimlenir. Hz. İsa Kudüs’te çarmıha gerilmişse, neden ressam Kudüs yerine İstanbul’u resmetmiştir? 

İtalyan Rönesans ressamı Pietro Perugino’nun 1482 tarihli eserinde de aynı şekilde İstanbul görünür. 

Alman ressam Wolf Huber’in “Allegory of Salvation” (Kurtuluş Alegorisi) adlı tablosunda da arka planda yine İstanbul çizilmiştir. 

Raffaello Sanzio’nun 1508 tarihli “Tempi Madonna” adlı eserinde Meryem ve bebek İsa’nın arkasında Kız Kulesi net şekilde görülür. 

Onlarca eser, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişini anlatırken neden Kudüs değil de İstanbul’u arka plana almıştır? Bu sadece bir sanatsal tercih mi, yoksa saklı bir mesaj mı? 

Rönesans ressamları Kudüs’ün gerçekte İstanbul olduğunu ve İsa’nın çarmıha gerildiği yerin Golgota tepesi değil Beykoz’daki Yuşa Tepesi olduğunu bilirken bu önemli tarihi bilgiyi biz neden bilemiyoruz? 

Bize anlatılan tarih yalan mı? 

*** 

Ayasofya Süleyman Tapınağı mı? 

Ayasofya’ya dikkatle bakıldığında, iç duvarlarında ilginç bir fresk vardır: Ortada oturan Meryem figürünün kucağındaki çocuk İsa’ya, bir yandan Konstantin elinde bir şehir, diğer yandan Jüstinyanus elinde Ayasofya maketi sunmaktadır. 

Tarihi kayıtlara göre Ayasofya'nın açılışında İmparator Jüstinyen şöyle demiştir: 
Ey Süleyman! Seni geçtim.” 

Süleyman Tapınağı’na gönderme yapılarak böyle bir ifade kullanılması, Ayasofya’nın aslında yeni bir Süleyman Mabedi olarak inşa edildiği iddialarını güçlendirmiyor mu? 

*** 

Ahit Sandığı ve Ayasofya’daki Melekler 

Bakara Suresi 248. ayet şöyle diyor: 

“Peygamberleri onlara dedi ki: Onun hükümdarlığının alameti, size tabutun (sandığın) gelmesidir. Onda Rabbinizden bir sekîne (huzur) ve Musa ailesiyle Harun ailesinin bıraktıklarından bazıları vardır. Onu melekler taşır.” 

Arapça “teḥmiluhu (تَحْمِلُهُ)” fiili ile Türkçedeki “hamile” kelimesi arasında etimolojik bir bağ vardır. Her ikisi de “h-m-l (ح-م-ل)” kökünden türetilmiştir. Bu kök, Arapçada temel olarak “yük taşımak, taşımak, kaldırmak” anlamlarına gelir ve zamanla gebelik anlamını da kazanmıştır. Kur’an’daki ifadeye göre meleklerin Ahit sandığını hamile olarak göbeklerinde taşır anlamı da çıkabilir. 

Ayasofya’nın kubbesinde yer alan dört büyük melek figürü, Tevrat’ta Ahit Sandığı’nı taşıyan Kerubî melekleri hatırlatır. O melekler zemindeki bir yere bakarlar orası Ompholion’dur yani “Dünyanın Göbeği” bu sizce tesadüf müdür? 

 Meleklerin göbeğinde taşıdığı Kutsal Ahit sandığı Ayasofya’daki Ompholion’un altında saklı ise, Ahit sandığının Süleyman tapınağında olması gerekiyorsa, Süleyman Tapınağının Kudüs’te olması gerekiyorsa İstanbul o zaman Kudüs değil midir? 

*** 

İki Denizin Birleştiği Yer: İstanbul mu? 

Kur’an-ı Kerim’de Kehf Suresi 60. ayet şöyle der: 

“Musa, genç yardımcısına dedi ki: 'İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım.' ” 

64. ayette ise Musa’nın yardımcısı şöyle der: 

“Hatırlasana! Kayaya sığındığımızda ben balığı orada unuttum... Balık denizde şaşılacak bir şekilde yolunu tuttu.” 

Tefsirlerde Musa'nın genç yardımcısının Yuşa bin Nun olduğu belirtilir. 

Elmalılı Hamdi Yazır, Kehf Suresi tefsirinde buradaki kayanın “Kudüs’teki kaya” olduğunu düşünmek istese de, aynı açıklamada Kudüs’te deniz olmadığına dikkat çeker. 

Oysa İstanbul, Marmara ve Karadeniz’in birleştiği, Asya ile Avrupa’nın kavuştuğu bir yerdir. Hatta rivayetlerde Yuşa ile Musa'nın buluşma noktası olarak Yuşa Tepesi ya da Kız Kulesi çevresi işaret edilir. Buna göre Kur’an’da bahsedilen Hz. Musa’nın Yuşa ile birlikte Hızır buluşmasının olduğu yer Kudüs değil İstanbul’dur. 

*** 

Tüm bu bilgiler, iddialar ve semboller bizi büyük bir soruya getiriyor: 

* Kudüs aslında İstanbul olabilir mi? 

* Hz. İsa gerçekten İstanbul’da mı çarmıha gerildi? 

* Süleyman Tapınağı Ayasofya olabilir mi? 

* Kur’an’da geçen “iki denizin birleştiği yer” İstanbul mu? 

Elbette en doğrusunu Allah bilir. Ancak her biri belge ve izlerle desteklenen bu güçlü sorular, İstanbul’un bilinenden çok daha kadim ve kutsal bir geçmişe sahip olabileceğini düşündürüyor. 

İstanbul gerçekten de kadim ve kutsal bir geçmişe sahip olmasaydı Allah resulü: 

“Konstantiniyye mutlaka feth olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur” der miydi? 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Burak

Şurası ilginç; İsa’nın çarmıha gerildiği yer Kudüs değil de İstanbul ise onlarca Haçlı Seferi boşuna yapılmış oluyor. O tarihlerde İstanbul zaten hıristiyan Bizans egemenliğindeydi. Şu işe bakın, dönemin Papa’sı herkesi kandırmış, bir hiç uğruna kralları, lordları, dükleri yalan yere orta doğu’ya göndermiş.

Şaban Erbaş. Çırpı Menteşe Muğla

Bu tür fantazilerle, yeryüzünde ters yüz edilemeyecek hiç bir şey yoktur. Sayın yazar kesine yakın delile dayanmayan şeyleri makale tipinde, biz okuyuculara sunmamalı. Biraz insaf.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23