Modern günahların incir yaprağı ‘Özel Hayat’
Modern günahların incir yaprağı ‘Özel Hayat’
Yücel KAYA
İnsanlık tarihi boyunca, kusurları gizlemek için farklı nesneler kullanılmıştır.
Ancak günümüzün modern seküler dünyasında, ahlaki yozlaşmayı ve ilkesizliği gizlemek için kullanılan en popüler örtü ne kumaş ne de başka bir maddedir;
O sadece iki kelimeden ibarettir:
"Özel Hayat."
Neticede bu söylem, modern zamanın günahlarını, tutarsızlıklarını ve kamu vicdanını yaralayan kaçamaklarını örtmek için kullanılan eğreti bir **"incir yaprağı"**ndan ibarettir.
Bu yaprağın arkasına sığınanlar, bir yandan kendi mahallelerindeki rezillikleri kutsarken, diğer yandan inanç temelli meşruiyetleri "çağ dışı" ilan ederek tarihin en büyük riyakârlık tiyatrosunu sergiliyorlar.
Uşak Belediye Başkanı örneğinde olduğu gibi;
Kendisinden 36 yaş küçük bir kadınla otel odasında "basılan" bir figürü "özel hayat" zırhıyla savunanlar, aslında kadını bir nesne gibi tüketen sorumsuzluğu alkışlıyorlar.
İslam’ın belirli şartlar ve ağır mesuliyetler dahilinde verdiği çok eşlilik ruhsatını "gericilik" diye yaftalayan bu zihniyet, neden erkeğin hiçbir hukuki bağı olmayan "metres" hayatını "modernlik" sayıyor?
Batı tipi seküler yaşamda erkek, dilediği an ilişkiyi bitirip kapıyı çarpabilir;
Geride ne bir nafaka ne bir miras hakkı ne de kadının onurunu koruyan bir hukuk kalır.
Ancak;
İslam’ın şeffaf ve sorumlu dünyasında ise adalet, nafaka ve gelecek güvencesi mecburidir.
Demek ki mesele "çok eşlilik" değil; meselenin bir nikah akdiyle, yani "sorumluluk" ile resmileşmesidir.
Bu noktada yasalarımızın içindeki derin çelişkiyi de masaya yatırmak gerekir.
Bugün Türkiye’de evli bir erkeğin eşini defalarca aldatması, onlarca "metres" değiştirmesi veya gayrimeşru bir hayat sürmesi ve nesebi belli olmayan çocuklar karşısında yasaların eli kolu bağlıdır;
Seküler bir yaşam sonucunda peydah olan nesebi belli olmayan çocukların Uğur Dündar ve Metin Akpınar’a açtığı babalık davaları bunun bir örneğidir.
Zira zina suç olmaktan çıkarılmış, "bireysel tercih" parantezine alınmıştır.
Ancak erkek, gizli kapaklı işler çevirmek yerine dürüstçe ve şeffaf bir şekilde, ilk eşinin rızasını alarak ikinci bir eşle meşru bir nikah akdi kurmaya kalktığında, sistem bunu "ağır kusur" sayıp en sert yaptırımları devreye sokar.
Yasalar;
Erkeğin kadına karşı hiçbir borcu olmayan "kaçamakları" özgür bırakırken, kadının tüm haklarını güvence altına alan "nikahlı birlikteliği" cezalandırmaktadır.
Bu da hükümetimize bir eleştiri olsun!
Modern etik, "reşit iki insanın rızası varsa her şey mübahtır" derken neden bu kadar seçici davranıyor?
Uşak Belediye Başkanı vakasında "rıza" üzerinden barikat kuranlar, konu dini bir nikahla kurulan ikinci bir aile olduğunda tarafların hür iradesini neden yok sayıyor?
Dahası, toplumun aile yapısını kökten sarsan LGBT akımlarını, erkeğin erkekle evlenmesini "seçme özgürlüğü" olarak baş tacı edenler, iş "meşru" bir birlikteliğe geldiğinde neden birer yasakçıya dönüşüyor?
Şüpheli bir trafik kazası ile ölen 16 yaşındaki bir kıza, bir ay öncesinden cinsel içerikli mesajlar atan bir başka başkanın yaptığı kusur; adına “Özel Hayat” denilerek aklanmaya çalışılırken;
16 yaşındaki kızını nikahla “meşru” bir şekilde evlendiren bir baba, gazete manşetlerinde linç edilip onlarca yıl hapis cezasına çarptırılıyor?
Bu, özgürlük savunuculuğu değil arkadaşlar;
Ahlaksızlığı "özel", ahlakı ise "suç" gösterme çabasıdır.
Bir siyasetçinin hayatı, harcadığı her kuruş halkın terazisindedir.
İBB eski Başkanı’nın voleybolcu metresine aldığı iddia edilen lüks daireler, pahalı saatler veya daire müdürlerinin özel jetlerin kuytu köşelerinde günübirlik eğlencelerle gününü gün etmesi, "özel hayat" adlı incir yaprağıyla örtülmeye çalışılıyor.
Halkın bütçesiyle beslenen bu sefahat görmezden gelinirken;
Diyanet İşleri Başkanı’nın devlet bütçesine dokunmadan, özel bir kontenjanla ailesiyle hacca gitmesi haftalarca manşetlerden indirilmiyor.
Jetlerdeki gayrimeşru şatafat "normal" sayılırken, meşru bir ibadet yolculuğu "yolsuzluk" gibi pazarlanıyor.
"Özel hayat" söylemi, artık bir hak savunusu değil, ahlaki erozyonu gizleyen bir incir yaprağıdır.
Eğer otel odalarındaki gizli saklı kaçamaklar "özgürlük" ise;
Bir Müslüman'ın kendi inancı çerçevesinde, hukuki sorumluluk alarak kurduğu şeffaf yuva neden "tehdit" olarak görülüyor?
Bu sorunun cevabı dürüstçe verilmedikçe, "modernlik" ve "özgürlük" iddiaları, o eğreti incir yaprağının altında çürümeye mahkûmdur.