• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Serdar Demirel
Serdar Demirel
TÜM YAZILARI
01 Ocak 2017

Tanrıtanımazlığın bilimsel çıkmazı

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın, Mars’ta hayata dair iz bulunduğu hakkındaki açıklaması dünya gündeminde hatırı sayılır yer buldu. Habere göre, NASA’nın keşif robotları Mars’ın yüzeyinde bilim insanlarını heyecanlandıran bir kaşık görüntüsü yakalamıştı. 

Bu heyecanın sebebi ise, bilim insanlarının yıllardır Mars’ta yaşamın olup olmadığı hususunda yaptığı araştırmalar ve bu araştırmalara dayalı olarak ortaya attığı hipotez ve teorilerin desteklenmesine dair verinin bir bir gün yüzüne çıkmasıydı..

Mars’ta son birkaç yıl içerisinde ‘yüzük’ ve ‘eldiven’e benzeyen görüntülerin ortaya çıkması, “Kızıl Gezegen”de yaşam olduğu yönündeki iddiaların ortaya atılmasına sebep olmuştu. “Kaşık” benzeri yeni bir görüntünün ortaya çıkması da bu iddiaları destekler mahiyetteydi.

Keşif robotlarının gönderdiği video görüntüleri uluslararası ve yerel medyada epey paylaşıldı. Videoda Mars’ın yüzeyinde büyük boyutlarda bir kaşık olduğu görülüyordu. Uzmanlar, bu kaşığın Mars’ta yaşamın olduğunun kanıtı olabileceğini ifade ederken sosyal medyada da aynı minvalde yorumlar yapıldı. 

Ben konuyla ilgili haberleri izlediğimde modern insanın ve bahusus ateistlerin tanrıdan kaçarken içine düştükleri çıkmaz aklıma geldi..  

Oğlum henüz 2 yaşındaydı. Kapı çalınıyordu. Kapı sesini duyan 2 yaşındaki ve henüz birkaç kelime konuşan çocuk, gayri iradi “Kim o?” diyordu. İki yaşındaki çocuk bile bir ses varsa o sesin de bir sahibinin olduğunu temiz fıtratıyla biliyordu. Karda, çölde bir ayak izi varsa o izin mutlaka bir sahibi de vardır misali..

Mars’ın yüzeyinde büyük boyutlarda bir kaşık olduğu görüntüsünden yola çıkan bilim adamları ve milyonlar da aynı refleksle hareket ettiler. Bu kaşık kendiliğinden oluşamayacağına göre, onu orada meydana getiren bir sanatçının olması gerekiyordu. Bu da orada hayatın olduğunu gösteren bir karine olarak sunuldu. 

Bir kaşığın dahi kendiliğinden meydana gelmeyeceğini söylüyor bilim adamları. Peki, bir kaşık bile kendiliğinden meydana gelemezken sınırsız ve mükemmel bir sisteme sahip olan kâinat kendiliğinden nasıl meydana gelebilirdi?

Bütün bilim adamları ateisttir türü bir absürd cümle kurmuyorum. Ancak Allah’a olan inancını yitirmiş çok sayıda bilim adamının varlığı da bir sır değildir. Uzak bir gezegende kaşık gibi gözüken bir fotoğraftan yola çıkarak, kaşık varsa mutlaka onu yapan birisi de var realitesinden Mars’ta hayat var diyebilen insanın aşağıdaki realite karşısında aynı mantığı yürütmemesine şaşıyorum?... 

Bilim adamları görünür evrenin 14 milyar ışık yılı bir yarıçapa sahip olduğunu tahmin ediyor, çünkü evren yaklaşık 14 milyar yaşında. Evrenin gerçek boyutları ise görünür evrenden çok daha büyük.  

Görünür evrendeki üst küme sayısı 10 milyon. Görünür evrendeki gök ada grubu sayısı 25 milyar. Görünür evrendeki büyük gök ada sayısı 350 milyar. Görünür evrendeki cüce gök ada sayısı 7 trilyon. Görünür evrendeki yıldız sayısı ise 30 milyar trilyon...

Her gün yaklaşık 500 bin insan doğuyor veya ölüyor buna karşın her gün 275 milyon yeni yıldız doğuyor veya yok oluyor. Muhteşem bir akıllı sistemden bahsediyoruz. Her şey yerli yerinde, her şey bir hesap dahilinde akıp gidiyor..

Tasavvurlarımızın almadığı ancak kâğıt üzerinde rakamlarla ifade edebildiğimiz insana göre sınırsız büyük bir kâinat mevcut. Kâinatın insana göre büyüklüğü ne ise insan da kendisini meydana getiren trilyonlarca hücreden birisine büyüklüğü o kadardır. İnsan aklının sınırlarına göre sınırsız küçüklükten sınırsız büyüklüğe doğru giden bir varlık âleminden bahsediyoruz. 

Bir kaşığın dahi mutlaka sahibinin olması gerektiğini söyleyen akılın bu muhteşem eserin sahibini görmemesi ne hazindir!..  

 

 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23