Türkiye'nin yardım eli Gazze'de...
Türkiye'nin yardım eli Gazze'de...
SELMA SAVCI
Sayısız defa Katil İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım üzerine nacizane yazılar yazmaya gayret ediyorum.
Buradaki hedefim her defasında yüreklerimizdeki o farkındalığı uyandırmak ve gayret etmek. Evet gayret etmeliyiz değerli okurlarım. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir düsturunu unutmamamız lazım.
Bugün ajanslara düşen Gazze’den yürekleri kahreden çocukları görünce, kadınları ve yaşlıları görünce eğer yüreğimiz cız etmiyorsa işte burada durmamız lazım.
Geçenlerde çok güzel bir dosttan şunu duydum. Gazze’de tanıdığı bir gazeteci dostu kendisini aramış ve şunu söylemiş:
“Abi bizim için gıyabi cenaze namazı kılmayın Türkiye’de, biz yaşıyoruz esas siz ölüsünüz.”
Buradaki o müthiş göndermeyi almamız lazım. Bakınız her ne kadar ülkemizde diplomasi anlamında müthiş atılımların yapıldığını görsek de bizler Gazze’de yaşanan katliama üç maymunu oynamamamız lazım. Gerçekten ortada inanılmaz bir katliam ve bir devletin tamamen hayat haklarının elinden alındığını görüyoruz.
Ve en önemlisi geçtiğimiz haftalarda AA’ya düşen haberdeki annemizin sözlerini de sizlere hatırlatmayı faydalı görüyorum.
Filistinli kadın Bera Ebu Zayid diyor ki; “Bütün çocuklarımı kaybettim. Çocuklarım açtı, sabah yemek yeme hayali kuruyorlardı. Açtılar, meyve yemek istiyorlardı. Çocuklarımı uyurlarken hedef aldılar. Oğlum, ekmeği başının altına koymuştu, sabah bunu yiyeceğim demişti. Çocuklarımı kaybettim, hiç değilse sağlığıma kavuşayım.”
Evet şu sözlerden sonra fazlasıyla ürperdiğinizin farkındayım, ama hakikaten böylesi bir insanlık dramı karşısında özellikle Katil İsrail’in mallarının “aman ne yapayım” diyerek daha fazla kullanılmasına karşı durmak zorundayız. Bu bir insanlık görevi olmuştur bu saatten sonra…
Biliyorsunuz Gazi Meclisimiz de tüm grupların katıldığı bir Gazze oturumu yapıldı.
Burada özellikle TBMM Başkanından tutun da Dışişleri Bakanımıza kadar çarpıcı verilerle Katil İsrail’in zalimliği dünyaya haykırıldı.
Dışişleri Bakanı Fidan, Gazze konusunda ise; “Bugün, artık somut adımların acilen atılmasını ve İsrail soykırım politikalarından dönene kadar, vazgeçene kadar BM dahil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum, uluslararası camiaya ilan ediyorum.
Filistin davası kim ne derse desin bizim için, Türkiye için, milletimiz için milli bir davadır. Tam anlamıyla özgür ve egemen Filistin Devleti'nin kurulmasını sağlayana kadar bu mücadeleye TBMM olarak destek olacağımıza, öncülük yapacağımıza bir kere daha buradan söz veriyorum.”
Ve yine Dünya Müslüman Alimler Birliği ile Türkiye'deki İslam Alimleri Vakfı işbirliğinde düzenlenen, 50 ülkeden 150 İslam aliminin katıldığı "İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze" konferansının sonuç bildirgesi ise Ayasofya Camii’nin avlusunda açıklandı.
Burada ise; Filistin halkının siyonist işgale karşı silahlı direniş dahil olmak üzere tüm meşru direniş yollarına sahip olduğunu güçlü biçimde teyit ediyoruz. Ayrıca ümmetin Allah yolunda cihadın tüm şekilleriyle seferber edilmesinin gerekli olduğunu görüyoruz.
Gazze'ye uygulanan kara, hava ve deniz ablukasının kırılması için acil ve kararlı bir çağrıda bulunuyoruz.
Sınır ülkelerinin tüm geçiş kapılarını derhal açmaları vaciptir.
Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararları mutlaka etkinleştirilmeli ve Gazze'de işlenen soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçların failleri derhal yargılanmalıdır" kararlar bütünü ilan edilerek Katil İsrail’e karşı tekvücut olduğumuzun emareleri gösterildi.
Umarım Siyonistlerin bu zalimliklerinin sonu gelir de Müslüman kardeşlerimizin özellikle çocukların açlıktan ölmediği, bombalardan kaçmadığı ve güneşin onlar için daha güzel doğduğu günleri görürüz.
Unutmayın, bu bir Müslümanlık vazifesidir.
Tabii ki hakikaten “Elhamdülillah Müslümanım” diyebiliyorsak…