• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Terkedilmiş bir kader: Uygur Türkü çocuklara istismar! Çin zulmü

12 Eylül 2024
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Dünyanın dört bir tarafında mazlumlara yönelik ağır katliamlar devam ediyor maalesef… Özellikle katil devlet İsrail’in Gazze’deki din kardeşlerimize yaptıkları işkence ve zulümler o kadar içimizi acıtıyor ki, Rabbim inşallah tez zamanda başta Netanyahu köpeği olmak üzere hepsini yerle yeksan eder. Ama öyle bir bölge daha var ki, yıllardır büyük bir acı ile başbaşa kaderine terk edilmiş durumda…

Doğu Türkistan’da zulüm katbekat sürerken dünya basını susuyor...

Doğu Türkistan, İpek yolunun mahzun ülkesi!

Çin’in sistematik işkenceleri ve yok etmek istediği o ülkemiz…

Orta Asya’nın orta bölümünde yer alan Doğu Türkistan aynı zamanda Uygur Özerk bölgesi olarak da adlandırılmaktadır. Küresel güç olmak için ABD ile büyük bir çekişmenin içerisine giren ve dünyanın teknolojik anlamda söz sahibi olması için ön ayak olduğu Çin’in, Doğu Türkistanlılara uyguladığı zulüm ise bitmek bilmiyor…

Şu zamana kadar Doğu Türkistan'da 8 bin 500'den fazla camiyi yıkıp 16 bin camiyi tahrip eden Çin, Doğu Türkistan'daki Müslümanlara sistematik bir soykırım uyguluyor…

Doğu Türkistan gerçeği, dünyanın bir türlü görmek istemediği, görmek istese bile siyasi çıkarlar uğruna söz edilmeyen ve yalnızlık içinde kalan bir ülke…
Dinî, millî ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen ve gözlerini açtığı andan itibaren “Sincanlı” olduğuna inandırılmaya çalışılan bir tutsaklar ülkesi Doğu Türkistan.
Doğu Türkistanlılar şimdi Kur’an okuduklarında dayak yiyor, Kur’an öğrenmek istediklerinde hapse giriyorlar. Daha doğmadan yasaklarla karşılaşıyor; eğer devlet tarafından “fazlalık” olarak addedilirlerse annelerinin karınlarından zorla çıkartılıp öldürülüyorlar. Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de öte. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor onlara; aidiyetleri sorgulanıyor. Üstelik sorgulanmakla da kalmıyor, kendilerinden çalınıp yerine bir başkası konmaya çalışılıyor.

Suçları bir hak talep etmekse bunun bedelini fazlasıyla ödüyorlar. Hesapsızca işkence görüyor, hapislerde ölüme terk ediliyorlar. Hapis hayatından ve dolayısıyla işkenceden evlerine dönenlerse normal hayatlarına bir daha asla dönemiyorlar. Çünkü artık ya psikolojik sorunlarla ya da fiziksel bir rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalıyorlar…

Dünya basını uykuya dalmış, Çin ise kararlı tutumunu takdir ediyor...

Çin'in Doğu Türkistan'daki Uygur çocuklara yönelik olarak uyguladığı insan hakları ihlalleri, asimilasyon politikaları ve çocuk kaçakçılığına dair çarpıcı verileri her geçen gün yüzüne çıkıyor. Son yıllarda çocuklara karşı işlenen suçlardaki artış göze çarpıyor. Yabancı şirketler ve araştırmacıların son yıllarda Çin ile iş birliği yaparak Uygur Türkleri üzerinde yürüttüğü klinik deneyler, bilimsel etik standartlar konusunda endişe verici boyutta. Çin Uygur Türklerinden DNA örnekleri topluyor!

Ülke genelinde çocukların cinsel istismarına ilişkin veriler...

Çin Eğitim Bakanlığının açıkladığına göre, 2017 yılından bu yana yaklaşık 1 milyon Uygur Türkü çocuk, ailelerinden koparılarak devlet destekli yatılı okullara yerleştirildi. Eğitim programlarının çoğu, çocuklara Uygur Türkçesi yerine Mandarin Çincesi öğretmeyi ve Çin'e sadakat duygusu aşılamayı amaçlıyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin 2023 yılı raporunda, bu okullarda çocukların ailelerinden koparıldığı ve zorlu koşullarda eğitim gördüğü belirtiliyor. Çocukların cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıkarken Doğu Türkistan ve Çin genelinde 68 çalışmadan 18 yaş altı çocukların yüzde 26,6'sının fiziksel istismara, yüzde 19,6'sının duygusal istismara, yüzde 8,7'sinin cinsel istismara ve yüzde 26'sının ihmale maruz kaldığını belirtiliyor. 2019 yılında "ABD Dışişleri Bakanlığının İnsan Kaçakçılığı Raporu", Çin'i en kötü insan kaçakçılığı uygulamalarının görüldüğü ülkeler arasında sınıflandırdı. 2020 yılında yapılan bir araştırmada, Çin'deki yasa dışı organ nakli pazarının yıllık değerinin 1 milyar dolara yaklaştığı belirtildi. Çin’deki Save the Children organizasyonu ve diğer bağımsız araştırmalar, çocukların zorla organlarının alındığını doğrulayan çeşitli kanıtlar ortaya koydu. 

Sonuç olarak, Doğu Türkistan'daki Uygur Türkü çocuklara yönelik bu ciddi insan hakları ihlalleri devam ediyor. HRW'nin yeni raporuna göre, Sincan'da Uygurların dini, tarihi veya kültürüyle ilgili isimler taşıyan yüzlerce köyün adı 2009-2023 yılları arasında değiştirildi. Liste o kadar çok uzuyor ki...

Rakamlar ise hakikaten korkunç bir hal almış durumdadır. Çin’in kuruluşundan bu yana yaklaşık olarak 35 milyon Doğu Türkistanlı katledilmiştir. Tabii ki bu rakamlar farklı da olabilir haliyle. Karşınızda sistematik olarak tüm gücü elinde bulunduran bir ülkeden söz ediyoruz haliyle.
Uygur Türklerine yönelik sistematik bir soykırım uygulanmakta. Tıpkı Gazze’de olduğu gibi sırf, Müslümanlara söz hakkı verilmesin ve çoluk-çocuk ve kadın yaşlı ayrımı yapmaksızın katledilişlerini maalesef sosyal medya aracılığıyla görüyoruz. Çin’in uyguladığı bu etnik katliamlar aslında Çin nüfusuna göre Uygur Türklerinin % 1.5 olmasına rağmen bu bakış açısıyla yapılması ne denli bir zemine oturtulabilir ki? Tamamen kendi hegemonyalarını kendilerinden katbekat küçük bir ülkeye yönelik yapmaları aslında ahlaksızlıklarının da bizlere en büyük göstergesi olarak durmakta.

Doğu Türkistan’da yaşam hakkı neredeyse sıfır durumda. Çin'e terkedilmiş bir kader... Öyle ki; Çinli halk, Uygur Türklerine nefretle bakmakta ve kendi nesillerine de bunu aşılamaktadır. Polisler Uygurları keyfi olarak arayabilmekte ve sorguya çekebilmekteyken Çinli halkın büyük çoğunluğu da bir Uygur gördüğünde ona kin ve nefretle bakabilmektedir. Hatta bir dükkâna Uygur Türkü girecek olsa dükkân görevlileri mikrofondan “Dükkânımıza Sincanlı girdi, ceplerinize dikkat edin!” diyerek açıktan açığa anons yapabilmektedir. Taksiciler ve otobüs şoförleri bile Uygur yolcuları almayı reddeder hâle gelmiştir. Bu örnekler, ırki ayrımcılığın tipik ifadeleridir. Çin hükümetinin Uygurları “terörist, katil, hırsız, bölücü, radikal İslamcı” olarak yaftalama çabası ve “Devletimize en büyük tehlike Doğu Türkistan teröristlerinden gelir.”, “Uygurlar ihtiyatlı olunması gereken, gözetlenmesi gereken düşman millettir.” anlayışını yaygınlaştırması, ırki ayrımcılığı tırmandırmaktadır.

Daha anlatacak o denli ağır iftiralar var ki, neresinden tutsak elimizde kalacak cinsten doğrusu. Rabbim inşallah tez zamanda tıpkı Gazze’deki kardeşlerimiz gibi Doğu Türkistan’da da inim inim inleyen dava kardeşlerimize de yardım etsin. Bu denli bir politika izleyen Çin’i de kendi kötü emelleri arasında boğsun inşallah.

Selam ve Dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ebru

Cok ama cok Amerikanci bir yazi olmus...

Pilot

Bu yazıyı okuduktan sonra yüce Kur'an da ifade edilen 'küfür tek millettir' ayeti geldi aklıma!Bu insanların suçu demek ki müslüman olmakmış, böyle kahrolası bir dünyada yaşamaktan ben utanıyorum!Zulüm gören kardeşlerimize hiçbir yardım yapamamanın utancıyla daha ne kadar keyfi yaşam sürebiliriz ki!Bizler zaten kendi sorunlarımızla uğraşırken, nerde ki kardeşlerimiz için derman olabiliriz ki!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23