Suriye’nin inşasında Türkiye'nin anahtar rolü: İçimizdeki beyinsizlere kapak olsun!
Suriye’de yepyeni bir döneme doğru ilerliyoruz. Elbette daha önceki yazılarımda da üstüne bastığım konunun temeli şuydu… Komşumuz Suriye’de işlerin rayına oturması bizim ülkemiz ve bölge için ne denli önemli olduğunu her daim konuşuyoruz ve tahlil ediyoruz.
Suriye'de yeni dönem ve Türkiye'nin rolü
Suriye'de yeni yönetim nasıl şekillenecek? Yeni yönetimde kimin ağırlığı olacak merak edilirken son olarak Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ahmed Hüseyin eş-Şara yönetiminde yeniden inşa edilecek bir Suriye’nin 61 yıllık Baas rejimi sonrası yepyeni bir sayfa açması çok ama çok önemli. Her ne kadar İran’ın Suriye’de yaşayan Nusayriler konusunda bir kıvılcım çakma istekleri de olsa, ülkede şu anda en azından eli kanlı katil Esed’in izlerinin her daim silinmesi için gayretler sarfediliyor. Biliyorsunuz bu aşamada en güçlü adımlar ise ülkemiz nezdinde atılıyor. Geçtiğimiz dönemde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Pazar günü Suriye'nin başkenti Şam'a yaptığı ziyarette Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ahmed Hüseyin eş-Şara ile bir araya geldi.
Görüşmede Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz, Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği Geçici Maslahatgüzarı Burhan Köroğlu ve Suriye geçici hükümetinin Dışişleri Bakanlığı görevine getirilen Esaad Hasan Şeybani de yer aldı. Görüşmenin Başkanlık Sarayı'nda gerçekleştirildiğini gördük. Buradan tüm dünyaya verilen mesajların ne denli önem teşkil ettiğini tüm liderlerin de farkına vardığını söyleyebiliriz.
Bunu sadece ülkemiz nezdinde popülist yaklaşımlar içeren cümleler bütünüyle söylemiyorum. Ortada, PKK/YPG sorunu varken ve sınırlarımız üzerinde oynanmak istenen kara oyunlar inşa edilmek istenirken, devletimizin kapalı kapalı ardında oturup olayları izlemesinden ziyade sahaya inerek birebir temaslar kurması Suriye’nin geleceği ve en önemlisi de PKK illetinin ebediyen yok olması için çok radikal hamleler olacaktır.
Bakanımız Hakan Fidan’ın Suriye’ye ülkeler nezdinde yaptığı ilk ziyaretin anlamı işte bu yüzden çok büyük… Öncelikle her iki ismin de söylemlerine bir kulak kabartalım istiyorum…
Hem Fidan hem de HTŞ lideri, Suriye'ye yaptırımların kalkması gerektiğini söylediler. Ahmed Hüseyin eş-Şara, Türkiye ve Suriye'nin ekonomik iş birliğini önemsediklerini belirterek ''Dost ülke Türkiye, devrimin başından beri Suriye halkının yanında durdu, bunu unutmayacağız'' dedi. Ayrıca, Suriye'nin kuzey doğusuna dair gelen soruya ''Gerek bizim kontrolümüzdeki gerek YPG'nin kontrolündeki bölgelerde, hiçbir grubun elinde silah bulunmasını kabul etmemiz mümkün değil" yanıtını verdi. Hakan Fidan ise Suriye'deki yeni yönetimin fırsata ve zamana ihtiyacı olduğunu belirterek ''Hiçbir etnik grubun dışlanmadığı bir ülke kurulmalıdır'' dedi.
Fidan ayrıca “Terör örgütü Suriye halkının topraklarını işgal etmekte ve doğal kaynaklarını çalmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de DEAŞ'ın fırsatlardan istifade etmesine asla izin vermeyeceğiz. Baas karanlığından kurtulan Suriye, DEAŞ ve PKK'dan temizlenecek. Suriye'de PKK/YPG'ye yer yoktur. PKK/YPG bir an önce kendini feshetmelidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cuma günü yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Fidan'ın Suriye gideceğini belirterek, "Başta Sayın Colani olmak üzere yeni Suriye yönetiminde yer alan isimlerle iletişimi başlatmış durumdayız" demişti.
Bu açıklamadan saatler sonra ise Suriye'ye üst düzey diplomatlarını gönderen ABD, HTŞ lideri Ahmet Hüseyin eş-Şara, yaygın bilinen savaşçı adıyla ise Muhammed Colani'nin başına koyduğu ödülü kaldırmıştı.
İşte diyorum ya yapılan nokta açıklamalarla, ülkenin içinde bulunduğu girdapları bir anda rüzgâra çeviren bir ülkeyiz çok şükür… Bu yapılanları basite indirgeyip, ülkemize ölümden kaçarak sığınan Suriyeliler konusunu polemik yapan beyinsiz tayfasının şunu çok iyi anlaması lazım.. İçişleri Bakanımız da geçtiğimiz günlerde açıkladı, son 15 günde yaklaşık 30 bine dayanan Suriyeli vatandaş topraklarına dönmüş vaziyette. Emin olun bu rakam oradaki huzur ortamı daha da belirginleştiğinde daha da çok çoğalacak. Bunu oturduğum yerden atarak yapmıyorum, bu veriler bazı şeylerin işaretidir ve zaten de bu Suriyeli polemiğinin de ülkemiz nezdinde de gündemden düşmesi kendi topraklarımızın da geleceği açısından önem arzetmektedir. Zaten buradaki temel amacımız kendi topraklarımız üzerine çullanmaya çalışan bir katil örgütün yapılanmasının anbean takip edilerek yok edilmesi sürecidir. Yoksa burada ülkemize daha çok Suriyeli alalım ve bazı tayfaların da ahlaksızca “bunları vatandaş yaptırıyorlar, oy kullandırıyorlar” söylemleriyle hemhal olmamız değildir. Evlatlarımıza bırakacağımız bu şehit kanlarıyla sulanmış olan topraklarımızın geleceğinin parlak bir iklime kavuşması için bu korkusuz adımların atılması muhakkaktır. Unutulmamalı ki, diplomasi kendi heves ve hırslarımız için değil, ülkemizin selameti için atılacak adımlardan oluşur. Bunu da devletimiz elhamdülillah en iyi şekilde yaparak, ülkesine gönüllü dönüşlerin sayısının artırılmasına vesile olacak hamlelerle yapmaktadır.
Suriye'de 13 yıldır devam eden iç savaş, HTŞ ve diğer muhalif grupların son 12 günlük operasyonunun ardından Esad ailesinin 54, Baas Partisi'nin 61 yıllık iktidarının bitişiyle sonuçlanmıştı. Bu sonuçlanma sonunda yepyeni bir Suriye’nin inşası için çalışacak olan tüm paydaşların da artık daha fazla Müslüman kanının akmaması için gayret göstermesi elzemdir. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile…