PKK/YPG, Ortadoğu'da duvara çarptı: Şu ana kadar yaşananlar!
PKK/YPG, Ortadoğu'da duvara çarptı: Şu ana kadar yaşananlar!
SELMA SAVCI
Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesi ve özellikle 13 yıldır iç savaşın sürdüğü komşu Suriye’deki yaşananlara her daim şahitlik ettik. Şu ana kadar Suriye'de yaşananlar sonrası böylece PKK/YPG'nin devletçik projesi duvara çarptı.
Boşuna dememişler Sultan Süleyman’a kalmadı bu dünya diye…
Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı son 2 aylık süreçteki çağrılar ve bu çağrılara bir türlü yanaşmayan Esed rejiminin geldiği son nokta ise Rusya’da sığınmacı olarak yaşayan bir figüre dönüştü. Esad rejiminin devrilmesinin ardından Almanya'da Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmesine destek çağrıları birbiri ardına gelirken Almanya, ülkelerine dönecek Suriyelilere 1000 Euro ödeyecek! Suriye'de muhaliflerin zafer kazanmasının ardından paniğe kapılarak muhalefet, Başbakan Scholz'u acilen Erdoğan ile konuşmaya çağırdı. Rus basınında 8 Aralık itibarıyla çıkan haberlere göre Rusya, Moskova'ya gelen Esed ve ailesine insani gerekçelerle sığınma hakkı verdi. İnsani gerekçelerin ne olduğu ise açıklanmadı.
Suriye, Orta Doğu'nun merkezinde ve Esad rejiminin düşmesi, bölgede ve dünyadaki güç dengesini yeniden şekillendirecek.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Suriye’nin en büyük askeri güç olarak arkasına aldığı destekçisi Rusya idi. Ve son iki haftalık süreçte muhaliflerin ilerleyiş sürecinde ise Rusya’nın hiçbir şekilde dahli olmaması ise düşündürücü. Aslında stratejik olarak bakıldığında Rusya’nın Ukrayna ile savaş içerisinde oluşu ve kanayan bir yarasının her defasında tekrar müdahaleye muhtaç olduğunu da eklemek lazım. Evet, Ukrayna’dan zaman zaman da Rusya’dan “hedefleri vurduk” açıklamaları da gelse savaş sürecinde olan hiçbir ülkenin bugüne kadar kazandığını tarih hiçbir zaman söylemedi ve söylemeyecek. Siz bakmayın Katil İsrail’in Gazze’yi tek taraflı olarak ve dünyanın gözü önünde soykırım yaptığına… Hamas kuvvetlerinin de Katil İsrail ordusuna ağır darbeler indirdiğini aslında kimse fazla konuşmuyor ama ortada her daim süren bir çatışma ortamı var.
İnşallah katil İsrail güçleri de bir gün o bölgelerden elini ve o kanlı postallarını çekecektir. Ama tarih kesinlikle bize her daim hatırlatacaktır ki, Esed, İsrail Başbakanı Katil Binyamin Netanyahu ile birlikte günümüzün en büyük savaş suçlularından biri olarak 13 yıllık iç savaş sonunda iktidardan çekilmek zorunda kalmıştır.
Zaten jeopolitik anlamda çok zengin bir ülke olan Suriye’nin bu saatten sonra kim ve hangi yönetim tarafından ilerleyeceği ise şu anda muamma. Ama umarız ki, ülkemizin de her daim nokta atışlarla parmak bastığı konu olan, PKK konusunun artık tamamen hayatımızdan çıkarılması olmalıdır.
Suriye 27 Kasım öncesi pratikte rejim bölgeleri, muhalif bölgeleri ve PKK/YPG terörünün kontrolündeki bölgeler olmak üzere üçe bölünmüş vaziyette. Rejimin devrilmesiyle muhalifler Fırat Nehri'nin batısını tamamen kontrol altına alarak yeniden birleştirilmiş üniter bir Suriye için önemli bir adım attı. Üniter yapının önündeki son engel, Fırat'ın doğusunda ABD'nin desteğiyle bulunan PKK/YPG terörüdür. Suriye'nin petrol kaynaklarının büyük bir çoğunluğunun bu bölgelerde bulunması, yeni Şam yönetimi için terörle mücadeleyi olmazsa olmaz hale getiriyor. Dolayısıyla Şam'da bir geçiş yönetimi için başarılı adımlar atıldıktan sonra askeri grupların YPG'ye yönelik harekata başlamasını bizler Türkiye olarak beklemekteyiz.
Çünkü sınırımızda mantar gibi çoğalması için gayret gösterilen PKK terör örgütü yapılanmasının önünü mutlaka keserek, tarihi harekâtlarla bu işin altından kalkabilecek savunma sanayiimizin olduğunun da farkına varmalıyız.
Baas rejiminin devrilmesinin ardından sınırımızdaki farklı yapılanmaların olmasının her daim karşısında durabilecek bir güç merkezine dönüşmemiz lazımdır.
AA’nın verilerine göre; ABD'nin ise DEAŞ'la mücadele adı altında desteklediği ve Suriye'nin bölünmesiyle zemin bulan terör örgütü PKK/YPG'yi destekleme politikası iflas etti. Tarihsel olarak da terör örgütünün en yakın müttefiklerinden olan Esed rejiminin yıkılması ve yerine tüm Suriye'yi özgürleştirme iddiasındaki muhaliflerin gelmesi, YPG terörünün hem kuzeyden Türkiye ve SMO hem de güneyden yeni yönetim unsurları tarafından baskı altına alınacağı bir düzlem oluşturduğu da tüm stratejistler tarafından kabul edilen bir teori olmuş oldu.
Bu saatten sonra tek temennimiz ise; Suriye’de barışın tesis edilerek ülkemizde geçici misafir konumunda olan Suriyelilerin de vatanlarına dönüş yolunun hızlandırılması olacaktır. Çünkü vatanlarını terk etmek zorunda kalan Müslüman kardeşlerimizin de özellikle kadın ve çocukların da güvenli bir ortamda hayatlarını tesis etmeleri en büyük dileğim olacaktır.
Tarih kendini yine tekrarladı ve zalimler her daim kaybeden tarafta olmuştur. Tıpkı Adolf Hitler gibi, tıpkı Ariel Şaron gibi ve tıpkı Esed’in sonunun geldiği gibi…
Selam ve dua ile…