• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Nobel ödülü: Batılı akıl oyunları! Ermeni lobisi adeta çıldırdı

20 Ekim 2024
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

3 Eylül 1967'de Ermeni bir ailenin çocuğu olarak İstanbul'da doğan Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ve refaha etkilerine ilişkin çalışmalarından dolayı, Simon Johnson ve James Robinson ile 2024 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldü. Bu Nobel mevzusundan sonra ise, vatandaşı Ateist-yazar Sevan Nişanyan’dan ağıza alınması bile zor laflar duyduk.. Öncelikle o lafları yazdıktan sonra da esas konumuz olan Nobel’in kime ve ne amaçla verildiğini de tırnak içinde yorumlamaya çalışacağım.

Ermeni lobisi adeta deliye döndü!

Nişanyan Nobel ödülü almış soydaşına öyle büyük tepkilerle girişti ki sağlı sollu akıl almayacak şey doğrusu.. Ne diyor Nişanyan, "Kapitalizmi kapitalizm haline getiren puştların hukukla ne alakası var? Yazdığı kitap kökten yanlış. Her şeyi yanlış." ifadelerini kullandı. Bu söylemler aslında baktığınız zaman kendi soydaşını bile yanlışıyla eleştiren ve zamanında “Erdoğan'ı indirmek yetmez, inşaat sektörü ve medyanın üstünden geçmek lazım" görüşüyle tanınan ve Ermenistan ekonomisini kalkındırmak için görevlendirilen, CHP'nin sürekli "ekonomiyi düzeltecek adam" diye pazarladığı Daron Acemoğlu'na Nobel Ekonomi Ödülü verilmesi verilen kararlar bütününün ne denli başarısal oranlamayla olmadığının da bir işareti sanki….

Öncelikle söylemleriyle tarzıyla ve yaptığı açıklamalarla Ateist Sevan Nişanyan’ın son dönemlerde yaptığı açıklamalarında ne denli samimi olduğunu da sorgulamak lazım aslında… Aynı Nişanyan şunları da söyleyerek hakikaten beni çok ama çok şaşırtmıştı.. Doğruluğundan ziyade polemiklere farklı bakarak acaba mı ya da birilerine şirin gözükmek için kartları yeniden mi dağıtmak cevabını da bulabiliriz aslında.

Nişanyan demişti ki, Menzil lideri Abdülbaki El-Hüseyni’nin vefatının ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmış ve özellikle seküler kesim neye uğradığını şaşırmıştı… Ermeni asıllı yazar Sevan Nişanyan’ın Menzil grubu hakkında “Milyonlarca insanın kalbine hitap edebilmek çok büyük bir değer. Beğenmesen de saygı duyman lazım. Cezaevlerinde muazzam bir teşkilatları var. En ümitsiz insanı hayata bağlamayı başarıyorlar. Bire bir tanığım.” Nişanyan’ın bu açıklamaları, Menzil cemaati tarafından memnuniyetle karşılanırken özellikle CHP ile yakın ilişki halinde bulunan trolleri pek memnun etmemişti. Ve yine geçtiğimiz dönemlerde vefat eden, Kadir Mısıroğlu için “O zekiydi, Kemalistlerin ahlakı yok onu anlayamazlar” sözlerini sarf etmişti.

Evet Nişanyan’ın tarzını beğendiğimden değil, sadece yaptıklarının çok da samimi olmadığını da düşünmüyor değilim, bu tip yazarlar zamanında bir tarafa itildiklerinin farkına varınca haliyle karşı mahalleye şirin gözükme sevdasına da düşüyorlar haliyle. Bu şu demek değil, umarız ateistliğinden vazgeçer ve doğru yolu bulur diyelim ama bu denli bir yaklaşımın da ne kadar doğruluk payı olduğunu sorgulamak lazım.

Türkiye’nin önemli sosyologlarından Cemil Meriç, Nobel Ödüllerini bir mükafat olarak nitelendirmiştir. Avrupa'yı "tek bir aile" olarak betimleyen Meriç için Nobel Ödülleri, sistemin sadece "kendi fertlerine" verdiği bir mükafattan ibarettir. Her ne kadar başka coğrafyalardan insanlara da verilse zihnen Avrupa'ya ait olmayan kişiler bu mükafattan pay alamazlar. Meriç'e göre "Nobel'in edebiyat mükafatı, kendi aile fertlerine bahşettiği bir ihsandır. Gerçi arada bir uzak iklimlere kadar ihsanlarını rayegan etmek cömertliğini gösterir. Fakat kendi anlayacağı, kendi dünyasını güzelleştiren, kendi manevi ikliminde yetişen insanlar nail olabilir bu mükafatlara... Churchill. Edebiyat dünyasında herhangi bir isimdir. İnsanlık ölçüsünde yaratıcı değildir. Ama kapitalizm sadece Churchill kendi zaferlerini kazandı, belli bir düzeni müdafaa etti diye mükafata layık görmüştür. açıklamalarını yapmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada ise, Nobel Ödülleri sadece ulusal değil, uluslararası camiada da birçok farklı görüş etrafında olumlu ve olumsuz tepkiler almıştır. Avrupa'da da Nobel Ödüllerine ilişkin yekpare bir anlayış olduğu söylenemez. Tartışmalı mahiyeti nedeniyle kimileri ödülü alanlarındaki başarılarının tescillenmesi olarak görürken, kimileri de ödülü reddetmiştir.

Fransız yazar Jean P. Sartre, 1964'te Nobel'e layık görülse de ödülü almayı reddeder. Çünkü Sartre'a göre "Yazar, her türlü kurumsallaşmayı reddetmelidir." Nobel almak çoğu zaman ödülü alanların Batılı kodlarına teslim olduklarının bir nişanesi olarak da okunmuştur. 2019 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nün soykırım savunucusu bir romancıya verilmesi, ödülün itibarını daha da sorgulanır hale getirmiştir.

Prof. Dr. İlber Ortaylı'ya göre Nobel Edebiyat Ödülleri "belirli bir dünyanın, belirli bir düşüncesine göre" verilir. Ortaylı'ya göre Srebrenitsa Soykırımı'nı öven Handke'ye verilen ödül sonrası "büyük bir edebiyat ödülü kasabalaştırılmıştır." Bu değer yitiminin bir diğer sebebi ise ödülün her sene verilmesidir. Murat Bardakçı da Nobel Ödüllerinin zaman içinde mahiyetini kaybettiğini ifade eder: "Alfred Nobel'in barışa, ilime, sanata, velhasıl insanlığa faydalı olan her şeye katkı maksadıyla tesis ettiği ama zamanla gereksiz bir ilahi havaya büründürülen bu ödüller, skandallarla zaten kirlenmiş olan Komite'nin, Peter Handke'yi seçmesi ile Handke'nin diline doladığı ve içerisinde zaten hep birden yüzmekte oldukları pisliğe bulanmıştır." AA’nın da derlediği bu önemli detaylara baktığımızda aslında Nobel’in bana göre de çok inandırıcılığı ve daha doğrusu ortada başarı olsun yada olmasın bir şekilde kafada belirlenen zihniyetlerce tayin edildiği gerçektir.

Ezcümle; önemli olan Nobel üzerinden okumalar yaparken, kendi soydaşlarını bile ‘puşt’lukla irdeleyen zihniyetin bugün geldiğimiz noktadaki akıl oyunlarının içinde her defasında bir Ermeni lobisi çıkmıyor mu işte bende hep bu konuya takılıyorum doğrusu…

Selam ve dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Neredeyiz

Abdülmecid ve devamında Abdülaziz banka açıyorlar; ‘ey müslüman bu bankadan faiz alma kafanı kırarım’ diyorlar. Abdülhamid bira fabrikası açıyor; ‘ey müslüman bu biradan içme gözünü oyarım’ diyor. Bugünkü domuz fabrikalarının ülkede fink attığı bu Türkiye, bu son Osmanlı’nın uzantısıdır işte.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23