İçimizdeki beyinsizler; küresel krizlerin çözümünde anahtar ülke biziz!
İçimizdeki beyinsizler; küresel krizlerin çözümünde anahtar ülke biziz!
SELMA SAVCI
Son dönemde bakmayın içimizdeki beyinsizler sürüsünün ülkemizi bir buhrana sokma gayretlerine ama elin Uzakdoğusunda ülkemizin ne denli büyük bir güç olduğuna dair sayısız makaleler dünya basınında yer edinirken, ben de sizlerle gözüme ilişen ve bir hayli dikkat çekici noktalara parmak basılan o yazı üzerinde tahliller yapmak istiyorum.
Evet küresel bir ekonomik kriz tüm dünyada etkilerini özellikle pandemi sonrası etkilerini sürdürürken, ülkemizin güçlü ve dirayetli politikalarla ayakta kalması bir tesadüf değil. Bunu sadece bir siyasi zemine koyarak basitleştirmek de kimsenin işine gelebilecek bir argüman olmamalı. Konu ülkemizin geleceğinin teminatı olan gençliğimize müreffeh bir toplum ve hayat bırakabilmenin inşasını en ince ayrıntısına kadar yapabilmektir. Ama hâlâ diyorum ya, bir öbek bile olamayan, arkanızı döndüğünüz zaman birbirlerinin kuyularını kazdıklarını her daim ekranlarda gördüğümüz profiller ülkemizi dinamitleme gayretini ise her daim canhıraş istiyorlar... Sürdürsünler sürdürebildikleri kadar ama unutmayalım ki, her daim doğru ve her daim hak eden mutlaka güçlü olarak yoluna devam edecektir. Konunun bağlamından kopmadan Türkiye’nin özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın önderliğinde yaptığı hamlelerin dünya medyasındaki etkilerinin her geçen gün daha da önemli bir noktaya geldiğini görmemek herhalde çölde su arayan bir tiplemeye dönüştürür herkesi…
Essex Üniversitesi Profesörü Natasha Lindstaedt imzasıyla Asia Times'ta yayınlanan "Türkiye, birden fazla küresel krizin çözümünde kilit rol oynuyor" başlıklı makalede dikkat çeken tespitler yer aldı.
Lindstaedt, Türkiye'nin hem Suriye hem de Ukrayna’daki çatışmalarla ilgili çözüm süreçlerinde giderek daha güçlü bir rol üstlendiğini belirterek, "Hem Avrupa, ABD hem de Rusya ile yaptığı anlaşmalarla dış politikada önemli bir stratejik konum elde eden Türkiye uluslararası arenada güçlü bir arabulucu olarak dikkat çekiyor" dedi.
Asya ve Avrupa arasındaki kavşakta yer alan Türkiye, hemen herkes için stratejik öneme sahip ve akıllı bir müzakereci olarak ortaya çıkıyor. 2000’lerin başından itibaren işbirliği odaklı bir dış politika yürüten Türkiye, ekonomiyi ön planda tutarak Rusya, İran ve Suriye ile yakın ilişkiler kurdu. NATO üyesi ve AB ile önemli bir ticaret ortağı olan Türkiye, aynı zamanda Rusya, Ukrayna, Çin ve Orta Doğu ülkeleriyle de güçlü bağlar geliştirdi.
Aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem dostları hem de rakipleriyle eşit şekilde karşı karşıya gelmekten çekinmemesi Türkiye'ye stratejik esneklik kazandırıyor.
Türkiye, Rusya’nın en büyük ikinci ticaret ortağı. Ankara, Rus gazına ve bankacılık ağlarına güvenmeye devam etmekte ve Moskova ile yılda 60 milyar doların üzerinde ticaret yapmakta. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, 1995 yılından sonra önemli ölçüde iyileşti. O zamandan beri Türkiye, Rusya ile işlevsel bir ilişki sürdürdü ancak Moskova’ya boyun eğmedi.
Türkiye, Rusya'nın Suriye'de Tartus ve Hmeymim'de askeri üsler kurmasını eleştirdi ve Suriye'nin kuzeyindeki hava sahasını kontrol ettiği için Rusya'nın erişimini kısıtlama kabiliyetine de sahip... Ayrıca, kuzey Suriye’deki İdlib bölgesinde varlık göstererek Rusya’nın nüfuzunu sınırlandırdı. 2020’de İdlib’deki Türk SİHA saldırıları, Suriye muhalefetine yardımcı oldu ve Rus destekli faaliyetleri kuzeybatıdan geri püskürttüğünü çok net bir şekilde ifade etmiş ve bana göre en can alıcı nokta ise şu olsa gerek…
Türkiye, Ukrayna savaşını fırsata çevirerek Batı'dan diplomatik ve ekonomik tavizler koparmaya çalışıyor. ABD'nin NATO'daki geri çekilmesini fırsat bilerek, Avrupa ile ilişkilerini güçlendiriyor. Ayrıca, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğalgaz rezervleriyle enerji alanında bağımsızlaşmayı hedefliyor. Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) projesiyle Kafkaslar, Orta Asya ve Rusya'dan Avrupa'ya gaz taşıyarak bir enerji merkezi olmayı planlıyor.
Çağımızın gerekliliklerini noktası noktasına uygulayarak küresel güçler, ABD, Rusya, Çin gibi daha adından söz ettiren bir ülkenin inşası için zamana ihtiyacımızın olduğunu ve bu zaman darlığında daha keskin adımların atılmasının da gerekliliğine inanmamız gerekiyor…
Ve yine; G20 üyesi ve dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye, diplomatik ve askeri etkisini genişletmeye kararlı. Türkiye, küresel krizlerin çözümünde giderek daha fazla söz sahibi olmayı sürdürüyor. İçerideki zorluklara rağmen dış politikada önemli bir dengeleyici güç haline gelen Türkiye, Rusya, ABD ve Avrupa ile olan ilişkilerinde stratejik esneklik gösteriyor. Şu anki jeopolitik denklemde, tüm taraflar Ankara'yı kendi yanlarında görmek istiyor analizlerinin altında yatan bir tesadüf değil ve en önemlisi de “yandık bittik” hikayeleriyle ülkemizin dış mihraklara değil ama iç mihraklar tarafından da heba edilmemesi için daha da bu davaya baş koymayı misyon edinmeliyiz.
Bakınız bu ülke toprakları, şehit kanlarıyla sulanmış ve destansı bir mücadelenin meyveleriyle harmanlanmıştır. Türkiyemiz’den başka gidecek bir toprağımız yok ve bu topraklarının sahipleri olarak şanlı ay-yıldızlı bayrağımızın gölgesinde yeri geldiği zaman parmak sallayan ve yeri geldiği zaman da satrançta hamle yaparken ki sabrı göstererek, geleceğimizin aydınlığını kalıcı hale getireceğiz inşallah… Ülkemizin adını dünya basınında daha da çok makalelerde göreceğimiz günler daha da çoğalacaktır vesselam…
Selam ve Dua ile.