• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

‘Fahişe’ Muazzez şimdi Münker ve Nekir’e karşı…

20 Kasım 2024
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

‘Fahişe’ Muazzez şimdi Münker ve Nekir’e karşı…

SELMA SAVCI

Ateist ve Kemalistlerin üstadı, Türkiye’nin ‘ilk kadın sümeroloğu’ olarak ekranlarda dolaştırılan profesör İlmiye Çığ, 110 yaşında hayatını kaybetti. Ankebût Suresi 57. ayet-i kerimede Rabbimiz ne buyuruyor: Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz…

Biz bu düstur üzerine bu fani hayatımızı yaşamaya gayret ediyoruz. Evet, bu 110 yaşındaki insan müsveddesi hanımefendi de artık yaptıklarıyla ve haddini aşarak “başörtüsüne” dil uzatmasıyla kabirde Münker ve Nekir meleklerinin sorularına da kitaplarında gayet rahat ve sınırları zorlayarak cevap verecek midir kim bilir… Bu sorunun cevabını kimse bilmeyecek ama bir gerçek var ki, o da ilk kadın sümerolog diye pazarlanan ve günümüze kadar söylemleriyle özellikle karşı cenahın el üstünde tuttuğu bir kadındı.

Hani cenaze namazlarında imam efendi sorar ya, bu hanımefendiyi ya da bu beyefendiyi nasıl bilirdiniz diye. Bugün geldiğimiz noktada Muazzez hanımı nasıl bilirdiniz sorusunun cevabını ben hatırlamayanlar ve de hatırlatmak istemeyenlere günü geldiği için şöyle kitabın ortasından konuşarak başlayalım istiyorum.

Kamuoyu, Muazzez Çığ'ı başörtüsü hakkındaki skandal ve mesnetsiz iddiaları ile tanımıştı.

Mukaddesatı küfre varan sözlerle hedef alan Çığ, "Günümüzde kadınların kullandığı başörtüsünün Sümerler'de ‘mabet fahişeleri' tarafından kullanılıyordu. Sümerler'in tanrıları kızdırmamak için mabetlerde düzenledikleri törenlerde, mabet fahişeleri, diğer rahibelerden ayrılmak için başörtüsü takıyordu. Bizim başörtümüzün kökeni de oradan geliyor” demişti.

Çığ'ın "Sümerlilerden Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığa Ulaşan Etkiler ve Din Kitaplarına Giren Konular" adlı makalesinden bir kısım ise noktası noktasına aynen şöyle:

"...Baş örtme: Sümer tapınaklarında rahibeler genel kadın görevi yapıyorlardı. Bunlar tanrı namına seks yaptıklarından kutsal sayılmış ve diğer kadınlardan ayrılmaları için başları örttürülmüştür. Daha sonraları, İ.Ö. 1500 yıllarında bir Asur Kralı yaptığı bir kanunun kırkıncı maddesi ile evli ve dul kadınları da başlarını örtmeye mecbur etmiştir. Fakat kızlar, cariyeler ve sokak fahişelerinin örtünmesi yasak, örtünürlerse ceza var (Prof. Mebure Tosun - Doç. Dr. Kadriye Yalvaç. Sumer, Babil, Assur Kanunları ve Ammi-adaqu Fermanı), Ankara 1975 s. 252 madde 40. Böylece meşru ilişki yapan evli ve dul kadınları da mabet fahişeleri düzeyinde saymışlardır.

Bu gelenek Yahudilere geçmiş, dindar Yahudi kadınları evlenince saçlarını tıraş ettirip bir peruk veya başörtüsü ile başlarını örtmüşler. Hıristiyanlıkta rahibeler aynı şekilde başlarını örtüyorlar, ilginç olanı Tevrat'ı n son yazıldığı zamana kadar Yahudiler arasında tanrı namına fuhuş yapan kadın ve erkekler varmış. Tevrat Tesniye 23:18'de "İsrail oğullarından ve kızlarından kendilerini fuhşa vakfetmiş kimseler olmayacaktır. Kadınlar! fuhşun ücretini herhangi bir adak için Allah’ın Rabbin mabedine getirmeyeceksin, çünkü bunların ikisi de Allah’ın rabbe mekruhtur" şeklinde yazılıyor. Yahudi fahişeleri yüzlerine peçe koyuyorlarmış (Tevrat Sayılar 5:8). Bunun Araplarda da olduğunu duydum ama yazılı bir kanıt bulamadım. İslâm'a örtünme, erkekten kaçma şeklinde geçmiş. Buna karşın erkeksiz bir yerde Kur'an okunurken veya dua ederken kadınların başını örtmesi, Sümer geleneğinin bir devamıdır."

Evet yapılan açıklamaların bütününe baktığınız zaman tipik kırmızı rengi görünce burnundan soluyan ve etrafa saldırmayı marifet sayan boğalar gibi, bu hanımefendi de başörtüsü düşmanlığı karşısında o kadar küçülerek bir tamlama yapmaya çalışıyor ki, bir fahişe kavramını, yaptıkları ahlaksızları dinimizce çok hassas bir noktada olan başörtüsü kavramını aşağılamayı kendine misyon edinmiş ve her platformda bunları dile getirerek malum zevatın şakşaklarına mazhar olmuştu.

Öncelikle bu 110 yaşında hesap vereceği güne artık ram olan Muazzez İlmiye Çığ bizi duymayacak elbette, ama onun yolundan gitmeye çalışan embesil sürüsüne şunu hatırlatmakta yarar var… Hani okumayı ve bilimin ışığında doğruları analiz etmeyi başka boyutlarda algılattırmaya çalışan malum tayfa var ya onlara şunu kesinlikle söylemek lazım.

Yüce Yaratıcımız Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de Nur Suresi’nin 31. ayetinde biz kullarına şöyle sesleniyor: “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!”

Evet, o kadar açık buyruklar ki Yüce Rabbimizin sözleri… Bunu anlamamak için ya Bakırköy’den raporlu olmanız ya da işinize gelmediği için kendi topluluğunuza şirin gözükmeniz lazım.

İşte bu Muazzez Hanım ve onun benzerleri de bu gerçeği ne kadar da itibarsızlaştırmaya çalışsalar da hak dinimiz buna asla müsaade etmeyecektir. Ve bizler de o Kur-an’ı Mübin’in neferleri olarak bu akıl almaz iddialara inanmaya çalışanlara karşılık da dimdik duracağız elhamdülillah.

Asla unutmayalım ki, Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya hiçbirimize kalmayacak ama en azından arkamızdan güzel sözler işittirecek bir nesil ve o neslin; vatana, memlekete hayırlı insanlar olmasını sağlamak ise en büyük idealimiz olmalıdır. Ya da Muazzez Hanım gibi sadece anlamsız bir toprağa dönüşmek de işin içinde var, benden söylemesi…

Selam ve Dua ile…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aydın

Yine olan imama olmuṣ, bu kafirin cenaze namazını kıldırmıṣ. Ne zaman imamlar bu mecburiyetten ve bu zulümden kurtulacaklar? Kim veya kimler dayatıyor bu leṣlerin cenaze namazının kılınmasını?

Okur

Sümerlerden beri ,ölü arkasından böyle bir konuşma görülmemiştir. Tebrik ederim. Kaleminizden bal damlıyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23